Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3873 E. 2026/2828 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3873
Karar No
2026/2828
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/68 E., 2024/14 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... ili ... ilçesi ...köyü çalışma alanında 1995 yılında yapılan kadastro sırasında 1 16... ve 1 13... parsel sayılı taşınmazlar sırasıyla 43.640 metrekare ve 33.720 metrekare yüzölçümlü olarak çayır vasfıyla ...Köyü Tüzelkişiliği adına tespit edilmiştir. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazların davalı köy ile müvekkil köyün ortak meraları olduğu iddiasıyla tespitin iptalini istemiş, ... Köy Tüzel Kişiliği ise dava konusu taşınmazlarda davalı köyün hakkının olmadığını, kadimden beri kendi köylerine ait mera olduğu iddiasıyla müdahale dilekçesi vermiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 11.07.2001 tarihli ve 1996/61 Esas, 2001/100 Karar sayılı kararıyla davacı ve müdahil tarafların davalarının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1 16... ve 1 13... parsel sayılı taşınmazların tespitlerinin iptaline, dava konusu taşınmazların niteliğinin mera olarak belirlenmesine, meraların aidiyeti hususunun görev alanı dışında olduğundan tarafların Hukuk Mahkemelerinde dava açmakta serbestliğine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... köyü Tüzel Kişiliği vekili ile asli müdahil ... Köy Tüzel Kişiliği temsilcisi tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 11.03.2002 tarihli ve 2001/10967 Esas, 2002/1965 Karar sayılı ilâmıyla "... Tüzelkişiliğinin harçlı katılımının olmadığı belirtilerek dosyada taraf sıfatı bulunmadığından temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş, davalının temyiz itirazları yönünden; komşu parsel tutanaklarının getirtilip uygulanmadığı, taraflar arasında meraya el atmadan dolayı görülen ve sonuçlanan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1968/92 Esas, 1982/229 Karar sayılı kararın dosyasının getirtilerek kesinleşip kesinleşmediğinin, taraflar arasında kesin hüküm oluşturup oluşturmadığının belirlenmediği, yine taşınmazlara ilişkin mera tahsisi kararı olup olmadığının sorulmadığı belirtilerek, anılan eksikliklerin giderilip, oluşacak sonuç çerçevesince hüküm kurulması" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin 02.02.2016 tarihli ve 2013/14 Esas, 2016/23 Karar sayılı kararı ile davacı ve asli müdahil tarafın davalarının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1 16... ve 1 13... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitinin iptaline, 1 16... parsel sayılı 43.640 m² yüzölçümlü ve 1 13... parsel sayılı 33.720 m² yüzölçümlü taşınmazların mera vasfıyla sınırlandırılmalarına ve mera özel siciline tescillerine, 1 16... ve 1 13... parsel sayılı taşınmazların aidiyeti hususunda taraflar arasında Reşadiye Asliye Hukuk Mahkemesinin 1968/92 Esas, 1982/229 Karar sayılı kararı olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalılar ...Köyü Tüzel Kişiliği vekili ile İl Özel İdaresi vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 26.03.2019 tarihli ve 2016/11570 Esas, 2019/2138 Karar sayılı ilâmıyla "Bozma gereklerinin yerine getirilmediği, komşu taşınmazların tespitine esas alınan tapu ya da vergi kayıtlarının tamamının getirtilmediği, getirtilen bir kısım kayıtların da taşınmazlar başında uygulanmadığı, taraflar arasında görülen, temyiz ve karar düzeltme incelemesi sonucunda kesinleşen Asliye Hukuk Mahmemesinin 26.10.19 82... /92-1982/229 Esas ve Karar sayılı ilamı ve bu ilamın dayanağı olan haritanın keşifte uygulanmadığı, çekişmeli taşınmazı kapsayıp kapsamadığının belirlenmediği, hükme dayanak olarak alınan fen bilirkişi raporunda da bu hususa değinilmediği, diğer yandan bozmadan önce yapılan keşif sonucunda fen bilirkişisi...tarafından düzenlenen raporda (rapor içeriğinden ekinde harita olup olmadığı anlaşılamamaktadır) çekişmeli taşınmazların söz konusu ilamın dayanağı haritanın kapsamı dışında kaldığının belirtilmesine rağmen mahkemece bu çelişki giderilmeksizin hangi nedenle ilamın kapsamında kaldığının kabul edildiğinin de anlaşılamadığı, bu doğrultuda jeodezi ve ziraat uzmanından rapor aldırılarak taşınmazın kadim mera olup olmadığının belirlenmesi, zilyetlik hususunun araştırılması, taşınmazların kesin hükme ilişkin ilamın kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dava konusu 1 16... parsel ve 1 13... parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanaklarının incelenmesinde taşınmazların çayırlık vasfı ile ...Köyüne tam hisse yazıldığı, taşınmazların ...Köyü idari sınırları içerisinde kaldığı, Yargıtay bozma ilamına uyularak bu çerçevede yargılama yapıldığı, yapılan yargılama ve aldırılan raporlara göre dava konusu taşınmazların Reşadiye Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.10.19 82... /92-1982/229 Esas ve Karar sayılı ilamına ekli haritanın okuduğu alan kapsamında kalmadığı, o halde dava konusu taşınmazlarda zilyetlikle edinme incelemesi yapılması gerektiği, bu doğrultuda yapılan yargılama ile dinlenilen tanık, mahalli bilirkişi, tutanak bilirkişi beyanlarının tutarlı ve birbirini destekler nitelikte olmadığı, dosya tarafı olmayan komşu köylerden dinlenilen mahalli bilirkişi beyanlarının da itiraza uğradığı o halde genel ilkeler ışığında ve Kadastro Kanunu Madde 28/2 uyarınca mahkemeye bildirilen davacının dava sebep ve delilleri tek tek irdelendiğinde itirazın haklı olduğuna dair kanaate ulaşılamadığı, dava konusu taşınmazların ...köyü sınırları dahilinde bulunduğu ve çayırlık vasfı taşıdığı, bir köyün kendi sınırları içerisindeki çayırlık vasıflı taşınmaza zilyet olmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, dosya kapsamında tarafsız tutarlı itibar edilebilir aksi beyanların olmadığı" gerekçesiyle davanın reddine, 1 16... ve 1 13... parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; eksik araştırmaya dayalı karar verildiğini, dava konusu taşınmazların mera vasfında olduğunu ve yeterli orman araştırması da yapılmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu edilen taşınmazların taraflar arasında kesinleşen Asliye Hukuk Mahkemesinin 1968/92 Esas, 1982/229 Karar sayılı karar kapsamında kalıp kalmadığına veya mera vasfında olup olmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilâmı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usûl ve kanuna uygun olup, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usûl ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilâmının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/3873, K. 2026/2828, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-3873-e-2026-2828-k-07b560d3776c