Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1314 E. 2026/2362 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1314
Karar No
2026/2362
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2016/31 E., 2022/16 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ile asli müdahiller vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 02... , 13... , 1 04... , 17... , 1 07... , 1 08... , 10, 11, 17, 67, 69... , 1 10... , 39... , 1 13... ve 4, 1 16... ve 14... ada 12... parsel sayılı muhtelif yüzölçümündeki 23 parça taşınmaz 4753 sayılı Kanun ile oluşan tapu kayıtları nedeniyle tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, taşınmazların adına tescilini talep etmiştir. 3. Asli müdahil ..., 1 13... , 1 18... , 1 10... , 1 02... , 1 04... ve 19... ada 4, 10... parsel sayılı taşınmazlar hakkında, asli müdahil..., 1 10... , 1 13... , 1 16... , 1 18... , 1 02... , 1 04... ve 1 08... ve 70 parsel sayılı taşınmazlar hakkında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, adlarına tescilini talep ederek davaya katılmışlardır. II. CEVAP Davalı Hazine cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 18.07.2014 tarihli ve 20109/481 Esas, 2014/1135 Karar sayılı kararı ile "...yapılan keşif ve keşif sonrasında hazırlanan bilirkişi raporları incelendiğinde dayanak tapu kayıtlarının dava konusu parsellere uyduğunun tespit edildiği, davacı tarafça tapu kaydının oluşumundan önce zilyetlikle kazanımın gerçekleştiği iddiasının kanıtlanamadığı, tapu kaydı oluştuktan sonra zilyetlikle kazanımın mümkün olmadığı anlaşıldığından..." gerekçesiyle davanın reddine ve dava konusu taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 07.12.2015 tarihli ve 2015/12347 Esas, 2015/14944 Karar sayılı ilamı ile "...İlk Derece Mahkemesince, dava konusu parsellere kadastro tespitinde uygulanan ve 4753 sayılı Kanun ile oluşan tapu kayıtlarının uyduğu, davacı tarafça tapu kayıtlarının oluşumundan önce zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleşmediği kabul edilmek suretiyle karar verilmiş ise de tapu uygulaması ve zilyetlik araştırması hüküm kurmaya yeterli bulunamamaktadır. Kadastro tespitinde uygulanan toprak tevzi çalışmaları sonunda 4753 sayılı Kanun'a göre 1966 yılında Hazine adına tapu kayıtları oluşmuştur. İlk Derece Mahkemesince tapu kayıtlarının dayanağı belirtmelik tutanakları ve belirtmelik haritaları, dağıtım cetvelleri getirtilmemiş, hangi nedenle Hazine adına tapu kayıtlarının oluştuğu ortaya konulmamıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 20/a maddesi gereğince kaydın harita ya da krokisinin bulunması halinde kapsamının harita ve kroki zemine uygulanarak belirlenmesi gerektiği halde İlk Derece Mahkemesince soyut nitelikteki beyanlarla sadece tapu kayıtlarının hudutları uygulanarak tapu kayıtlarına kapsam tayin edilmesi doğru değildir. Keşif sonucu ibraz edilen teknik bilirkişi rapor ve krokisinde tapu kayıtlarının kapsamı da yöntemince gösterilmemiştir. Davacının taşınmazdaki zilyetliğinin süresi ve taşınmazın vasfı da tam olarak anlaşılamamaktadır. Eksik inceleme ile hüküm verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için önce dava konusu parsellere kadastro tespiti sırasında uygulanan Hazine tapularının dayanağını oluşturan belirtmelik tutanakları ve belirtmelik haritaları, dağıtım cetvelleri, belirtmelik tutanaklarında uygulanan kayıt varsa kayıtlarda tesisinden itibaren getirtilmeli, taşınmazlara komşu tüm parsellerin kadastro tespit tutanakları ve uygulanan kayıtlar da getirtilerek dosya ikmal edilmelidir. Bundan sonra taşınmazların başında elverdiğince yaşlı, taşınmazı iyi bilen, taraflarla husumeti bulunmayan yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, tespit bilirkişileri ve sağ ise belirtmelik bilirkişileri, fen ve ziraat bilirkişilerinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte her bir taşınmaz başında Hazine tapuları tek tek yerel bilirkişi yardımı fen bilirkişi eli ile uygulanmalı, fen bilirkişisinden tapu kaydı haritası ile kadastro paftası haritası ölçekleri eşitlenerek ve zemine çakıştırılarak uygulanmasını ve buna göre tapu kayıtlarının kapsamlarını gösterir krokili rapor alınmalı, tapu kaydının haritasının fenni sıhhatte uygun olmaması halinde sınırları itibariyle uygulanarak, tek tek kapsamları kroki de gösterilmeli, belirtmelik tutanağında uygulanan kayıtlar varsa bu kayıtlarda zemine uyulunarak aynı yöntemle kapsamları belirlenmeli, yerel bilirkişi, tanıklar, tespit bilirkişileri ve belirtmelik bilirkişilerinden taşınmazın öncesinin ne olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başladığı, kim tarafından, ne zamandan beri kullanıldığı, kamu orta malı niteliğinde mera, yaylak gibi yerlerden olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, keşifte alınan beyanlar komşu parsellerin tutanak ve dayanağı kayıtlar ile denetlenmek, ziraat bilirkişisinden taşınmazların eğimi, toprak yapısı ve zilyetlikle mülk edinmeye elverişli yerlerden olup olmadıkları konusunda bilimsel verilere dayalı rapor alınmalı, taşınmazların değişik yönlerden fotoğrafları çektirilerek rapora eklenmeli, belirtilen şekilde yapılan uygulama sonunda taşınmazların Hazineye ait tapu kayıtları kapsamında kalmaları halinde tapu kayıtlarının tesisinden geriye 20 yıllık zilyetlik süresinin davacı yararına gerçekleşip gerçekleşmediği, tapu kayıtları kapsamı dışında kalan taşınmaz ya da taşınmaz bölümlerinin bulunması halinde davacı yararına tespit tarihinden geriye 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen şartların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak değerlendirilmeli, bundan sonra davanın esası hakkında karar verilmelidir..." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; kadastro sırasında dava konusu taşınmazların bulunduğu mahalle olan ...Mahallesinde 3402 sayılı Kanun'un hükümlerine göre kadastro çalışmaları yapıldığı, kadastro çalışmaları 09.11.20 09... .12.2009 tarihleri arasında 30 günlük askı ilanına alındığı, davaya konu taşınmazların davalı Hazine adına tapu kayıtlarına dayanılarak tespit tutanağı düzenlendiği, davacı tarafından 02.12.2009 tarihinde kanuni askı ilan süresi içinde davalı Hazineye karşı ... köyü 1 02... , 13... , 1 04... , 17... , 1 07... , 1 08... , 10, 11, 17, 67, 69... , 1 10... , 39... , 1 13... ve 4, 1 16... ve 14... ada 12... parsel sayılı taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına yazıldığını, taşınmazların kendilerine babalarından kaldığı iddiası ile ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava kadastro tespitine itiraza ilişkin işbu davanın açıldığı, açılan dava ile ilgili olarak davalı tarafça davanın reddinin talep edildiği, yapılan keşif ve keşif sonrasında hazırlanan bilirkişi raporları incelendiğinde dava konusu taşınmazlardan ... köyü 1 02... , 13... ve 1 08... , 10, 11... parsel sayılı taşınmazlar yönünden mahalli bilirkişilerin beyanlarının aksine mahalde yapılan keşif sonrası dosyaya sunulan bilirkişi heyeti raporları dikkate alındığında işbu taşınmazların davacılar tarafından zilyetlikle edinilemeyeceği, imar ve ihyalarının yapılmadığı tespit edildiğinden işbu taşınmazlar yönünden açılan davanın reddine, tespit gibi davalı Hazine adına tapuya tesciline ilişkin karar vermek gerekmiştir. Dava konusu ... köyü 1 04... , 17... , 1 07... , 1 08... , 69... , 1 10... , 39... , 1 13... ve 4, 1 16... ve 14... ada 12... parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise; keşifte alınan mahalli bilirkişilerin, tespit bilirkişilerinin beyanları, keşifte hazır bulunan teknik bilirkişilerce dosyaya sunulan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak taşınmazların öncesinde davacıların murisinden kaldığı, kamu orta malı niteliğinde mera, yaylak gibi yerlerden olmadıkları, ziraat bilirkişilerince taşınmazların eğimi, toprak yapısı ve zilyetlikle mülk edinmeye elverişli yerlerden olduğuna ilişkin bilimsel verilere dayalı raporları, davalı Hazineye ait tapu kayıtlarının alana uygulandığında yapılan uygulama sonunda taşınmazların Hazineye ait tapu kayıtları kapsamında kaldığı, keşifte alınan mahalli bilirkişilerin, tespit bilirkişilerinin beyanlarından tapu kayıtlarının tesisinden geriye 20 yıllık zilyetlik süresinin davacı yararına gerçekleştiği, işbu dava konusu taşınmazlar üzerinde çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyet olduklarının kanıtlandığı, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen şartların gerçekleştiği anlaşıldığından..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1 02... , 13... ve 1 08... , 10, 11... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine, işbu taşınmazlar hakkında düzenlenen kadastro tutanaklarındaki tespit gibi Hazine adına tapuya tescillerine; 1 04... , 17... , 1 07... , 1 08... , 69... , 1 10... , 39... , 1 13... ve 4, 1 16... ve 14... ada 12... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın kabulüne, işbu taşınmazlar hakkında düzenlenen kadastro tutanaklarındaki tespitin iptali ile davacı ve asli müdahiller adına tarla vasfıyla tapuya tescillerine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... ...le asli müdahiller vekili temyiz dilekçesinde; reddedilen taşınmazlar yönünden kararın gerekçesiz ve hukuka aykırı olduğunu, parsel üzerinde gevenlik bulunmasının iktisaba engel olamayacağını, taşınmazların tarla vasfında olduğunu, kısmen kabule rağmen lehe vekalet ücretine hükmedilmediğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu, kazanım koşullarının oluşmadığını ve ispatlanmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. Davacı taraf 23 parça taşınmazın tamamı hakkında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tespite itiraz etmiş olup, asli müdahillerce ise bu taşınmazların bir kısmı hakkında ayrı ayrı kendi zilyetliklerine dayanarak tespite itiraz edilmiştir. Davacı ve asli müdahiller, aynı zamanda kardeş ise de taraflarca tereke adına açılan bir dava bulunmadığı, bozma öncesi İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin kararın asli müdahillerce temyiz edilmediği ve böylelikle davanın reddine dair kararın asli müdahiller yönünden kesinleşerek davalı Hazine lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu gözetilmeksizin bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde asli müdahiller lehine taşınmazlarda pay verilerek tescile karar verilmesi hatalı olmuştur. Dosya kapsamındaki bilgi, belge ve keşifte alınan beyanlarda dava konusu 23 parça taşınmaz içerisinden sadece 1 10... , 1 02... , 1 08... ve 67, 1 07... ve 1 16... parsel sayılı taşınmazlar olmak üzere altı parça taşınmaz yönünden davacının kullanımının doğrulandığı, diğer taşınmazların bir kısmının asli müdahil İbrahim'in, bir kısmının ise asli müdahil ...'in kullanımında olduğunun belirtildiği anlaşılmakla, davacının kullanıldığı belirtilen altı parça taşınmaz dışında kalan davacının kullanmadığı taşınmazların tamamı (1 02... ve 14, 1 04... , 17... , 1 08... , 10, 11, 69... , 1 10... ve 40, 1 13... ve 4, 1 16... ve 1 18... ve 14 parsel sayılı) yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bir kısmı hakkında kabul kararı verilmesi dosya kapsamına uygun düşmemiştir. Dava konusu olup beyanlarda davacının kullandığı belirtilen 1 10... , 1 02... , 1 08... ve 67, 1 07... ve 1 16... parsel sayılı taşınmazlar yönünden dosya kapsamı incelendiğinde; bozma ilamına uyulmuş ise de bozmanın gereklerinin tam yerine getirilmediği, eksik araştırma inceleme ve denetlemeye elverişsiz raporlara istinaden bir kısmı yönünden davanın kabulüne ve bir kısmı yönünden davanın reddine şeklinde hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır. Taşınmazların kazanım koşullarında esas alınacak yılın (19 66... ) belirlenmesi için öncelikle toprak tevzi tapusu kapsamında kalıp kalmadığının tespiti gerektiği bozma ilamında belirtilmesine rağmen bilirkişiden toprak tevzi haritaları ile kadastro paftasını çakışmalı olarak gösterir krokili denetlemeye elverişli rapor aldırılmamıştır. Yine kazanım koşullarının değerlendirileceği yıla göre 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğrafı ve memleket haritaları getirtilip taşınmazların durumları da incelenmemiştir. Dava konusu taşınmazlardan 1 07... parsel sayılı taşınmaz hakkında ise keşif yapılmaksızın ve rapor aldırılmadan toprak tevzi tapusu kapsamında yer olduğuna ve toprak tevzi tapusu oluşum tarihi 1966 yılına kadar davacı lehine kazanım koşullarının oluştuğuna karar verildiği anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince getirtilen toprak tevzi evrakları arasında yer alan belirtmeliklerde işgalci olarak 1 10... , 1 02... , 1 08... ve 67... ada 12 parsel sayılı taşınmazlarda davacının babası "...", 1 07... parsel sayılı taşınmazda ise davacıyla irtibatı dosyadan anlaşılamayan "..." yazdığı ve söz konusu belirtmeliklerde 1936 yılına ait vergi kayıtlarının ilgi tutulduğu sabittir. Taşınmazlar hakkında kazandırıcı zamanaşımı kazanım koşulları yönünden değerlendirme yapılırken bu bilgi ve belgeler üzerinde de durulmamıştır. İlk Derece Mahkemesince yukarıda açıklanan sebeplerle; dava konusu 1 02... ve 14, 1 04... , 17... , 1 08... , 10, 11, 69... , 1 10... , 40; 1 13... ve 4, 1 16... ve 1 18... ve 14 parsel sayılı taşınmazların tamamı yönünden davanın reddine, bu taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine, dava konusu 1 10... , 1 02... , 1 08... ve 67, 1 07... ve 1 16... parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise bozma ilamına uygun şekilde eksiklikler giderildikten sonra, toplanmış ve toplanacak deliller doğrultusunda oluşacak sonuca göre davacı ...'in davası hakkında bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde görülerek temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacı ile asli müdahillere iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/1314, K. 2026/2362, T. 08.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-1314-e-2026-2362-k-92506bc91e4c