Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1270 E. 2026/1228 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1270
Karar No
2026/1228
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/10 E., 2023/10 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, .. ili .. ilçesi .. köyü çalışma alanında bulunan 1 03... parsel sayılı taşınmaz irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... ve müşterekleri adına; 1 03... parsel sayılı taşınmaz ise irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... ve müşterekleri adına bir kısım anılan taşınmaz malikleri arasında Sulh Hukuk Mahkemesinde sınıra ilişkin dava olduğu belirtilerek yüzölçümü hanesi açık bırakılmak suretiyle tespiti edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava dilekçesinde sınırları belirtilen taşınmaza kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile malik olduğunu ve davalı ile aralarında gerçekleştirdikleri trampa sonucunda mezkur kısmı davalıya devrettiğini ancak davalının kendisine ait trampaya konu taşınmazı devretmediğini ileri sürerek, müdahalenin men'ine karar verilmesini talep etmiştir. 3. Sulh Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davaya konu olan taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.

II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 26.03.2018 tarihli ve 2015/66 Esas, 2018/10 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 12.02.2021 tarihli ve 2018/5662 Esas, 2021/1149 Karar sayılı ilamıyla "davanın, genel mahkemeden aktarılmış olması nedeniyle, re'sen araştırma ilkesi geçerli olduğu ve kadastro sırasında malik tespiti yapılmış olmasına rağmen tutanağın malik hanesinin açık olduğunun kabulünün gerekeceği, bu nitelikteki davalarda Kadastro Mahkemesince re'sen araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle taşınmazın gerçek malikinin belirlenmesi gerektiği gözetilerek; sağlıklı bir sonuca varılması için mahallinde, taşınmazın bulunduğu yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi, taraf tanıkları, tespit bilirkişileri ve teknik fen bilirkişisi hazır olduğu halde yapılacak keşifte, teknik bilirkişiye yukarıda sözü edilen rapor içeriğindeki kroki uygulatılıp, aktarılan davanın kapsamı kesin olarak belirlenmeli; yerel bilirkişi, tanıklar ve tespit bilirkişilerinden, taraflar arasında taşınmaz takasına ilişkin bir işlem olup olmadığı, var ise ne zaman kimler arasında yapıldığı, takas kapsamında davacıya ve davalıya verilen taşınmazların neresi olduğu, davacıya verilen taşınmazın kadastro sırasında hangi parsel numarasını aldığı ve akıbetinin ne olduğu, takas söz konusu ise bu takasın daha sonra bozulup bozulmadığı, çekişmeli taşınmazın öncesinde kime ait olduğu, zilyetliğin kime ait olduğu ve kimden kime intikal ettiği, özellikle davaya konu bölümlerde zilyetliğin hangi gerekçeyle, hangi tarihten beri kimde olduğu ve ne şekilde sürdürüldüğü hususlarında olaylara dayalı ayrıntılı beyan alınmalı, beyanlar arasındaki doğabilecek çelişkiler usulen giderilmeye çalışılmalı, çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana ne sebeple üstünlük tanındığı gerekçeli kararda açıklanmalı; re'sen araştırma ilkesi kapsamında çekişmeli taşınmazda hak sahibi olan kişiler kesin olarak belirlenmeli; davacıya takas kapsamında verilen taşınmazın ada parsel numarası belirlenerek kadastro tutanağı ve kesinleşmiş ise tapu kaydı getirtilmeli, ondan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile keşif, tanık ve bilirkişi beyanları ile fen raporlarına göre taraflar arasındaki 1965 tarihli takasın bir yıl sonra bozulduğu ve elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlarda tüm paydaşların katılımı ispatlanamadığından hukuki değer taşımadığı, 1 03... parselde (A) ve (B) bölümlerinde davalıların kadastro tespit tarihine kadar malik sıfatıyla zilyetliğinin bulunduğu ve 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesindeki koşulların davalı lehine oluştuğu, 1 03... parselde ise davacı tarafın malik sıfatıyla uzun süreli zilyetliğinin sabit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bozma ilamında belirtilen araştırma yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmediğini, mahalli bilirkişilerin taşınmaz ve takas hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığını, davalı tarafın keşifte davacıya ait yeri kabul ve ikrar ettiğini, bu hususlar gözetilmeksizin hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, ayrıca taraflar arasında yapılan takasın davalılarca bozulduğunu, kullanımın annesinin iznine dayalı olup mülkiyet devri niteliğinde bulunmadığını ve davalıların zilyetliğinin asli zilyetlik oluşturmadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 1965 tarihli takasın hukuken geçerli olup olmadığı, davalının zilyetliğinin malik sıfatıyla mı yoksa izne dayalı mı bulunduğu ve buna göre 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesindeki kazanım koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler ve temyiz edenin sıfatı dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 462,15 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/1270, K. 2026/1228, T. 24.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-1270-e-2026-1228-k-9913aab29969