Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/5581 E. 2026/3607 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5581
- Karar No
- 2026/3607
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/336 E., 2025/316 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R - Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan dava konusu taşınmaz bölümü 1954 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sonucu kumluk saha olması nedeniyle tescil harici bırakılmıştır. Davacı vekili; ... ili, ... ilçesi, ... köyü 1295 sayılı parsel ile kıyı-kenar çizgisi arasında kalan dava konusu taşınmazın aralıksız çekişmesiz malik sıfatıyla yıllardan beri davacının zilyet ve tasarrufunda bulunmasına rağmen kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakıldığını ileri sürerek davacı adına tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında davacının ölümü üzerine mirasçıları davaya devam etmişlerdir. Davalılar; davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece; davacı lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 8.207, 58... yüz ölçümlü taşınmazın davacı adına tesciline dair verilen kararın temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince; dava konusu yerin hangi tarihte ve ne niteliğiyle tespit dışı bırakıldığının sorulması, taşınmazın bulunduğu bölgede İdarece çizilmiş bir kıyı-kenar çizgisi varsa bu kıyı-kenar çizgisinin uygulanması, kıyı-kenar çizgisi yok ise kıyı-kenar çizgisinin belirlenmesi suretiyle dava konusu yerin kıyı-kenar çizgisi kapsamında kalıp kalmadığının saptanması, dava konusu taşınmaz bölümünün "kumsal" nitelikte olup olmadığı yönünde uzman bilirkişilerden görüş istenmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak, fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 8.173, 67... taşınmaz bölümü üzerinde davacı yararına zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyizi üzerine ise Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince; ... Büyükşehir Belediye Başkanlığının davaya dahil edilmesi, imar planının kesinleştiği 2006 tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları üzerinden inceleme yapılması, mahallinde yeniden keşif yapılarak 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulundan taşınmazın niteliğine ilişkin rapor alınması gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; davacı lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının gereçekleştiği gerekçesiyle fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 8.173, 67... 'lik kısım yönünden tescile ilişkin verilen kararın davalı ... vekili, davalı ... vekili tarafından temyizi üzerine bu kez Dairece; ziraat bilirkişi raporlarında taşınmazın dolgu topraktan oluştuğu ve bilirkişi kurulunun ortak raporunda taşınmazın bir kısmının denizel kum olduğu tespitlerinin gözetilmediği, yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm vermeye yeterli bulunmadığına değinilerek üç kişilik ... mühendisi, üç kişilik ziraat mühendisi ve fen bilirkişiden oluşan bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılması, ... bilirkişi kurulundan taşınmazın muhtelif yerlerine yeterli derinlikte gözlem çukuru açtırılarak (özellikle ilk açılan çukurlar arasında, kıyıya kaç metre uzaklıktan sonra denizel kum olduğunun anlaşılabilmesi amacıyla), taşınmazın kumluk ya da zilyetlik yoluyla edinilebilecek yerlerden olup olmadığının belirlenmesi, taşınmaz üzerinde dolgu yapılıp yapılmadığı, eğer yapılmış ise bu dolgunun tarım arazisi üzerine mi yoksa kumsal üzerine mi yapıldığının tespit edilmesi, toprak doldurmak suretiyle kumluk alanların tarım alanına dönüştürülmesinin Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi anlamında imar-ihya sayılmayacağı da göz önünde bulundurulmak suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, dava konusu taşınmaz bir bütün halinde kullanılsa da zilyetlikle kazanılabilecek alanının fen bilirkişi raporuna ekli krokide (B) harfi ile gösterilen alan olduğu, doldurma suretiyle kumluk alanların tarım alanına dönüştürülmesinin Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca imar-ihya sayılamayacağı gözetilerek (A) harfi ile gösterilen alanın imar-ihyaya konu olamayacağı, çekişme konusu (B) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirildiği, nizasız fasılasız malik sıfatı ile 20 yılı aşkın bir zamandır kullanıldığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile (B) harfi ile gösterilen 3.644, 57... 'lik kısmın tesciline karar verilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki; temyizen incelenen Mahkeme kararının, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında (A) harfi ile gösterilen çekişme konusu taşınmaz bölümü yönünden bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümü yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine. Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarına gelince; Somut olayda; Mahkemece, zilyetlik şartlarının oluştuğu gerekçesiyle hükme esas alınan bilirkişi raporlarında (B) harfi ile gösterilen çekişmeli taşınmaz bölümünün tesciline karar verilmiş ise de verilen kararın dosya kapsamına uygun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; Mahkemece yapılan keşif sonucu fen bilirkişi tarafından hazırlanan rapor ve ekindeki krokide 3,7 ve 8 nolu gözlem çukurlarının bulunduğu noktalar kum ile doğal toprak yapısının değiştiği yerler olarak gösterilmiş, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan raporda, 3 nolu gözlem noktası hakkında, tarımsal nitelikli organik toprak yapısına geçiş noktası olarak belirlenen bu kısmın siyah renkli deniz kumu üstünde oluşan tarımsal faaliyet yapmaya uygun organik dolgu topraktan oluştuğu, (B) harfi ile gösterilen sınırlar içerisinde açılan 6 nolu gözlem çukurunda üst katmanın tarım toprağı, alt katmanın ise deniz kumu içerdiği, (B) harfi ile gösterilen alanın yer yer üzerinde dolgu toprak (killi-tınlı) dökülen tarım yapılabilen doğal toprak yapısında, fındık tarımına elverişli, uygun toprak yapısına sahip olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiş; 3 kişilik ... mühendisi bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen raporda ise (B) harfi ile gösterilen sınırlar içerisinde açılan 4 nolu gözlem çukurunda 0 m-0,65 m: bitkisel toprak, 0,65 m-1,50 m: killi dolgu, 1,50 m-2,00 m gri renkli çakıl-kum; 6 nolu gözlem çukurunda 0 m-0,50 m: bitkisel toprak, 0,50 m-1,80 m: denizel kum olduğu, krokide X1-X2 hattının güneyinde kalan bölgede (B ile harflendirilen kısım) dolgu yapıldığının belirlendiği bildirilmiş olup buna göre ve dosya kapsamındaki diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde, çekişme konusu taşınmaz bölümü sınırları içerisinde açılan gözlem çukurlarında çakıl-kum ve deniz kumuna rastlandığı, çekişme konusu taşınmaz bölümünün idarece belirlenen kıyı-kenar çizgisinin de yakınında bulunduğu ve evveliyatının kumluk niteliğindeki yerlerden olduğu sonucuna varılmakla, kumluk, taşlık gibi Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerin ise tarım alanına dönüştürülmesinin 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesi anlamında imar-ihya sayılamayacağı ve bu suretle özel mülke konu olamayacağı açıktır. Hal böyle olunca; çekişme konusu (B) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Davalılar vekillerinin açıklanan nedenlerden ötürü yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair temyiz itirazların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Temyiz eden davalı ... harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Peşin alınan harçların istek hâlinde temyiz eden davacılar ve davalı Belediyelere iadesine, Dosyanın ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.