Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1891 E. 2026/1313 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1891
- Karar No
- 2026/1313
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2014/4 E., 2019/10 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Karaçoban ilçesi Bağlar Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı .. adına kayıtlı bulunan eski 1 32... parsel sayılı 56.000 m² yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada parsel numarasıyla ve 35.214,47 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı .. vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sonrasında davaya konu taşınmazın yüzölçümünün azaldığını ileri sürerek tespitin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin13.06.2013 tarihli ve 2013/31 Esas, 2013/31 Karar sayılı kararı ile davanın husumetten reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı .. vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 18.11.2013 tarihli ve 2013/9895 Esas, 2013/10942 Karar sayılı ilamıyla eksik inceleme ve araştırma yapıldığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''....yüzölçümün azalıp artmasının nedeni sınırlandırma hatası olabileceği gibi ölçüm yönteminin farklılığından da kaynaklanabileceği kanaatine varılmış davalı parseldeki yüzölçüm artışının sınırlarının değişmesinden veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan tescil harici yerden kaynaklanmadığı, ilk tesis kadastrosu zamanındaki alan hesaplama yönteminden dava konusu olmayan diğer parseller ile belirlenen sınır tipi, ölçü, sınır hattında bulunan kırıkların ölçülmeyerek düzenlenmiş olması ve teknoloji farklılığından kaynaklandığının anlaşılması" gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu taşınmazın uygulama tespiti gibi tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, keşif yapılmadan karar verildiğini belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli olmadığı gibi, bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen bozma gerekleri de yerine getirilmemiştir. Dosyaya kazandırılan bilirkişi raporlarının çelişkili olduğu, tesis kadastrosu paftası ile uygulama kadastrosu paftasının çakıştırılması neticesinde ortaya çıkan uyumsuzluğun hangi sebepten kaynaklandığı denetime elverişli olacak şekilde ve destekler nitelikte hava fotoğraflarıyla açıklanmamıştır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosu ile yenileme kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, uydu fotoğrafları ve ortofoto haritaları, varsa bu haritalarda değişiklik yapan ifraz haritaları, varsa yenileme kadastrosu sırasında yararlanılan diğer haritalar ile özellikle (1989-2013 tarihleri arası) hava fotoğrafları da dosyaya kazandırılmak suretiyle, dava konusu taşınmaza ilişkin olarak tesis ve yenileme kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgeler getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra, jeoloji, jeodezi ve fotogrametri mühendisi ile fen bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerden; dava konusu taşınmazın dere yatağında kalıp kalmadığı, derenin aktif dere yatağı olup olmadığı, derenin yatak değiştirip değiştirmediği, aktif olma özelliğini kaybetmiş ise tam olarak hangi tarihte kaybettiğine ilişkin duraksamaya yer vermeyecek şekilde rapor düzenlettirilmesi, yine tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için teknik bilirkişiden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Teknik bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı gözönünde bulundurulmalı ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.