Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5972 E. 2026/1941 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5972
- Karar No
- 2026/1941
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/99 E., 2024/296 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak verilen karar davacı ... İdaresi vekili ve davalılar ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... ili .... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 1952 yılında yapılan tapulama sırasında, 401 parsel sayılı 29.200 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine istinaden tarla vasfıyla, davalıların murisleri adına tespit ve tescil edilmiştir. 2014 yılında yapılan uygulama kadastrosu sonucunda ise dava konusu taşınmaz 1 29... parsel numarasını almış, yüzölçümü de 30.871,01 m² olarak belirlenmiştir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 1978 yılında kesinleşen orman kadastrosu, 1986 yılında yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B madde uygulaması çalışmaları vardır. 2. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; tapuda davalılar adına kayıtlı bulunan 401 parsel sayılı taşınmazın, 1978 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sırasında orman sınırları içerisinde kaldığını belirterek, tahdit içinde kalan kısmın tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar, dava konusu yerin tapulu arazileri olduğunu ve orman olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 20.09.2001 tarihli ve 2000/288 Esas, 2001/409 Karar sayılı kararı ile davalı .............. yönünden ölü kişi aleyhine davanın açılması mümkün olmadığı, davalılar ... ve ... yönünden ise sübuta ermediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 13.04.2004 tarihli ve 2004/476 Esas, 2004/3803 Karar sayılı ilâmıyla "Dosya arasında bulunan nüfus kaydı ve veraset ilâmından davalı .............. 17.10.2000 tarihinde öldüğünün anlaşıldığı, davanın ise 30.05.2000 tarihinde açıldığı, anılan davalının davanın devamı sırasında öldüğü, bu nedenle.............. mirasçılarının davaya katılımınının sağlanmasının gerektiği, bundan ayrı kural olarak orman tahdidi yapılıp kesinleşen bir yerin orman olup olmadığının, kesinleşmiş tahdit haritasının yerine uygulanması suretiyle çözümleneceği, hükme esas alınan bilirkişi kurulunca kesinleşen tahdide ilişkin harita ve tutanaklar uygulanıp arazi kadastro paftası ile ölçekleri denkleştirilerek birbiri üzerine aplike edilmediği, keşfi izlemeye elverişli ve irtibatlı kroki düzenlenmediği, komşu parsel tutanak ve dayanakları getirtilerek denetlenmediği, taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 17/2 maddesi anlamında orman içi açıklık niteliği taşıyıp taşımadığının araştırılmadığı belirtilerek, davalı .......... mirasçılarının davaya katılımınının sağlanmasından sonra usûlünce tahdide dayalı araştırma yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin 23.12.2004 tarihli ve 2004/386 Esas, 2004/939 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu 401 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile 20.12.2004 tarihli krokili raporda (A) harfi ile gösterilen 3.160 m²lik kısmın ifrazen orman niteliği ile Hazine adına tesciline, (B) harfi ile gösterilen 26.040 m²lik kısmın 401 sayılı parsel numarası ile 1/4 hissesinin ..... oğlu ..., 1/2 hissesinin ... oğlu Kadir Kolçak, 80/320 hissesinin ......... oğlu ... adlarına tapuya tesciline karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 16.09.2015 tarihli ve 2015/8362 Esas, 2015/7385 Karar sayılı ilâmıyla "Keşif sonrası alınan orman bilirkişi kurulu raporunda taşınmazın yörede kesinleşen tahdide göre (B) harfi ile gösterilen 26.0 40... 'lik kısmının tahdit sınırları dışında kaldığı belirtilmesine rağmen, bilirkişi kurulu raporuna ekli krokinin okunaklı olmadığından denetlenememesi nedeniyle yapılan geri çevirme sonrası bilirkişi kurulunda bulunan orman mühendisi ......... alınan ek raporda, taşınmazın (B) harfi ile gösterilen 21.624, 20... 'lik kısmının orman tahdit sınırları dışında kaldığının belirtildiği, bu haliyle raporun çelişkili ve yetersiz olduğu, kural olarak, bir yerde 4785 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden sonra yapılıp kesinleşen orman kadastrosu varsa, o yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının kesinleşen orman kadastrosu harita ve tutanaklarının uygulanması sonucu belirleneceği açıklanarak, bu doğrultuda Mahkemece, öncelikle yörede 1978 yılında yapıldığı anlaşılan orman kadastrosu ve 1986 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamalarına ait tüm tutanaklar ve haritası ilgili yerlerden getirtilerek, bilirkişiler vasıtasıyla tahdidin uygulanması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin 07.11.2017 tarihli ve 2016/66 Esas, 2017/464 Karar sayılı kararı ile "Orman mühendisi ......... ve ...... oluşan üçlü bilirkişinin müşterek olarak hazırladıkları 26.12.2016 tarihli bilirkişi raporuna göre, dava konusu parselin evveliyatında üzerinde orman ağaç ve ağaççığının bulunduğu, eski tarihli hava fotoğraflarında ve eski tarihli memleket haritasında orman olduğu, 3116 sayılı orman kanuna göre orman sayılan yerlerden olduğu, 4785 sayılı Kanuna göre devletleştirilen orman alanlarından olduğu, 5658 sayılı Kanunla iadeye tabi olmadığı, 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında devlet ormanı sayılan yerlerden olduğu" gerekçesiyle, dava konusu 1 29... parsel sayılı taşınmazın (eski 401 parsel) tapu kaydının iptali ile bu alana yeni bir parsel numarası alınarak orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 12.09.2022 tarihli ve 2021/6570 Esas, 2022/6894 Karar sayılı ilâmı ile "Mahkemece, bozma ilamına uyulduğu halde, bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediği, bozma ilamına uyulmakla, taraflar lehine usulü kazanılmış hak oluşacağından, bu hakkın zedelenmemesi için bozma gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerektiği, hükmüne uyulan bozma ilamında, kural olarak bir yerde, 4785 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden sonra yapılıp kesinleşen orman kadastrosu varsa, o yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının kesinleşen orman kadastrosu haritası ve tutanaklarının uygulanması sonucu belirleneceği açıkça belirtilmiş olmasına rağmen, bozma sonrası yapılan yargılamada buna aykırı şekilde, dava konusu yerin eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritalarındaki durumu esas alınarak, söz konusu hava fotoğraflarında ve memleket haritalarında taşınmazın orman alanı olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulduğu, bozma ilamının gereklerine aykırı şekilde araştırma ve inceleme yapılarak karar verilmesinin usul ve kanuna uygun bulunmadığı, bu doğrultuda usulüne uygun tahdit uygulaması yapılıp, oluşacak sonuca göre karar verilmesi" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Keşif sonucu aldırılan heyet raporuna göre, ... mahallesi 1 29... sayılı parselin arazi incelemesi ve haritalar ile dosya içeriğindeki belgelerin değerlendirilmesi sonucunda; 1 29... nolu taşınmazın eski tarihli hava fotoğrafı ile memleket haritasında tamamının, amenajman planı meşcere haritasında büyük bölümünün ağaçlık ve ormanlık alan olduğu, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 28 nolu Orman Kadastro Komisyonunca 1978 tarihinde kadastro çalışmaları yapılmış olup, 18 nolu Kadastro Komisyonu tarafından 6831 sayılı yasanın değişik 2/B uygulaması ve çalışmalarının 1986 yılında yapıldığı, ... mahallesinde 1744 sayılı kanuna göre 1976 yılında ekip çalışması ve 1978 yılında komisyon incelemesi yapıldığı, 1 29... sayılı parselin ağaç ve ağaççıklarla kaplı ve haritalar üzerinde (A) harfi ile gösterilen 22.173,05 m²'lik kısmının, üzerinde kapalılık oluşturan, komşu ve bitişik ormanlık alanlarla aynı karakterde, orman varlığı ile bütünlüğü içinde ve onlarca hektar sahayı kapladığı, toprağının, orman toprağı karakteristikleri içermekte ve eğimi yüksek olduğundan su ve toprak koruma karakteri taşımakta olduğu, davalı 1 29... nolu taşınmazın aktüel konumunun, üzerindeki ağaçların cinsleri, yaşları ve alan büyüklüğü ile komşu ve bitişik orman parselleriyle bir bütünlük içinde olmasının ve çok büyük alanlar kaplaması nedeniyle 31 16... sayılı yasalara göre de orman sayılan yerlerden olduğu, taşınmazın (B) harfi ile gösterilen 8.697,96 m²'lik kısmının aktüel olarak fındık bahçesi olup, toprağının orman toprağı karakteristikleri içermediği, üzerinde orman ağaç ve ağaççıkları mevcut olmayıp orman içi açıklığı da olmadığı" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, ... Mahallesi (eski 401 parsel) 1 29... parsel sayılı taşınmazın bilirkişilerin 27.09.2023 tarihli raporlarının krokisinde (A) harfi ile gösterilen 22.173,05 m²lik kısmın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, aynı raporda (B) harfi ile gösterilen 8.697,96 m²lik kısmın davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın tamamının orman sayılan yerlerden olduğunu, yapılan araştırma ve incelemenin eksik olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalılardan Ahmet Koçak ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın orman olmadığını, tapulu arazileri olduğunu ve orman yapılan kısma ilişkin verilen kararın doğru olmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde kalıp kalmadığına ve orman sınırları içinde kalıyorsa ne kadarlık kısmının orman sınırları içinde kaldığına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince (A) harfi ile gösterilen kısmın orman sayılan yer, (B) harfi ile gösterilen yerin ziraat alanı olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, ulaşılan sonuç dosya kapsamıyla uyumlu değildir. Şöyle ki; hükmüne uyulan bozma ilâmında, kesinleşen orman kadastrosunun uygulanarak dava konusu edilen taşınmazın orman sınırları içinde kalan kısmının tapusunun iptaline karar verilmesi gerektiği açıkça belirtilmiş olmasına rağmen, bozma sonrası yapılan yargılamada buna aykırı şekilde, dava konusu yerin eski tarihli hava fotoğrafları ve eylemli hali esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Hükme esas alınan orman mühendisleri ve harita mühendisi tarafından düzenlenen 27.09.2023 tarihli ortak raporun ekinde bulunan (2a) ve (2b) numaralı krokilerde dava konusu taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde kalan kısmı gösterilmiştir. Bu doğrultuda İlk Derece Mahkemesince, söz konusu krokilerde belirlenen ve düz hat şeklinde olan OS.47 ve OS.50 noktalarının kuzeyinde yer alan, tahdit haritasına göre de yeşil alanda kalan kesinleşmiş orman sınırları içindeki kısmın yüzölçümünün belirlenerek usuli kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle hüküm kurulması gerekirken, taşınmazın eylemli hali dikkate alınarak bilirkişi raporunun (2c) numaralı krokisinde belirtildiği şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Kabule göre de İlk Derece Mahkemesince (A) harfi ile gösterilen kısmın tapusunun iptaline karar verildikten sonra, davalılar adına tapuda kayıtlı bulunan (B) harfi ile gösterilen kısım yönünden mükerrer sicil oluşturulacak şekilde yeniden tescil hükmü kurulması da doğru görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmemesi ve delillerin takdirinde hataya düşülerek karar verilmesi usul ve kanuna aykırılık oluşturduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilâmının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.