Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1157 E. 2026/4530 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1157
- Karar No
- 2026/4530
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1038 E., 2023/1071 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/127 E., 2020/92 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ... ve arkadaşları vekili, davalı-asli müdahil Hazine vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekili ile ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sırasında, Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 295 37... , 40, 295 38... , 7, 295 43... ve 295 44... parsel sayılı muhtelif yüzölçümlü taşınmazlar, kadastro tutanaklarının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesinin ikinci fıkrasının (J) bendi kapsamında orman sayılmayan alanda kaldığı belirtilerek ve ayrı ayrı davalıların kullanımında olduğuna dair şerhi yazılarak Hazine adına tespit edilmiştir. Dava dışı tasarruf kontrol mühendisi ...’ın itirazı Kadastro Komisyonunca kabul edilerek Hazine adına yapılan tespitin ve beyanlar hanesindeki şerhlerin aynen korunması ile parsellerin şerhler ve beyanlar sütununa “ŞERH: İstimlak tabidir. 11.03.1985 tarih Yevmiye 1333 ŞERH: İ. Tedbir 14.06.1995 tarih ve 4774 Yevmiye ( Antalya As.Huk.Mah. 09.06.1995 tarih ve 1995/470 D. İş sayılı Kararına istinaden) ŞERH: Tedbir 25.06.1997 tarih Yevmiye 5227 ( Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 24.06.19 97... /456-424 Esas- Karar sayılı yazısı) ŞERH: İ.Tedbir 21.10.1994 tarih ve Yevmiye 8818 ( Antalya 1. Asliye Hukuk Hakimliğinin 19.10.1994 tarih ve 1994/829 sayılı yazısı) ŞERH: İİK 150/maddeye göre şerh (... 178 cilt, 18 sayfa, 28 numaradaki 25.07.19 80... Yevmiyeli İpotek paraya çevrilmiştir. 03.11.1992 tarih Yevmiye 7105 ( ... Elektrik T.A.Ş’nin 24.08.19 99... sayılı yazısı ile) ŞERH: Tedbir 09.06.19 98... Yevmiye 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.06.1998 tarih ve 1998/217 Esas-1998/217 D.iş sayılı yazısı ile ..., ... ve ...’ın 82... kroki nolu parsellerdeki hisseleri) BEYAN: Bu parsele revizyon gören 18.01.1993 tarih ve 1, 2, 3 sıra nolu tapu kayıtlarında Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/556 Esas, 1995/821 sayılı kesinleşmiş kararı vardır. 24.04.1996 tarih ve 3255 Yevmiye” ibarelerinin yazılmasına karar verilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazların müvekkilinin fiili kullanımında bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazlarda müvekkili adına kullanıcı şerhi verilmesini talep etmiştir. 3. Davalı-asli müdahil Hazine vekili müdahale dilekçesinde; dava konusu taşınmazların taşlık ve çalılık vasfında olduklarını belirterek, taşınmazlarda kullanıcısız olarak şerh verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar ... ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile keşif, mahalli bilirkişi beyanları, uydu görüntüleri, ortofotolar, ziraat bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre davacı ...'nın dayandığı eski tapu kaydının kesinleşmiş Kadastro Mahkemesi kararı ile geçersiz hale geldiği ve davacının taşınmazlar üzerinde fiili kullanımının bulunmadığı, müdahil Hazinenin talep ettiği parsellerden bir kısmının 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un (6292 sayılı Kanun) geçici 5. maddesi uyarınca yürürlük tarihi olan 07.09.2016 öncesinde ekonomik amacına uygun fiili kullanıma konu olduğu, bir kısmının ise bu tarih itibarıyla taşlık-çalılık olup kullanımsız bulunduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davacının davasının reddine, davalı-asli müdahil Hazinenin davasının ise kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar ... ve arkadaşları vekili, davalı-asli müdahil Hazine vekili ve davalılar ... ve arkadaşları vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacılar ... ve arkadaşları vekili, davalı-asli müdahil Hazine vekili ve davalılar ... ve arkadaşları vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların müvekkillerinin murislerine ait özel 110 nolu parsel sınırları içerisinde kaldığının kesinleşmiş dosya kapsamı ve bilirkişi raporlarıyla sabit olduğunu, TKGM 2012/5 sayılı genelge uyarınca kadastro tespiti veya mahkeme kararıyla kullanıcısı tespit edilen taşınmazlarda fiili kullanım kadastrosu değil güncelleme yapılması gerektiğini, Kadastro Müdürlüğü'nün 58 31... sayılı Kanunların bütününü uygulamak yerine yalnızca fiili zilyetlik hükümlerini esas almasının hukuka aykırı olduğunu, 6292 sayılı Kanun'un geçici 5. maddesinin genelge hükümlerinin uygulanmasına engel olarak yorumlanması halinde hakkın kanunla başkasına verilmesi sonucunu doğuracağını ve bu durumda Anayasa'ya aykırılık nedeniyle iptal başvurusunda bulunulması gerektiğini ve mevzuatın dar yorumlanmayarak adaletin sağlanması amacıyla değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı-asli müdahil Hazine vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporlarıyla bir kısım parsellerde evi kaplayan alan dışında ekonomik amaca uygun kullanım bulunmadığını, taşınmazların taşlık ve çalılık halde olduğunu, imar ve ihyanın tamamlanmadığının sabit olduğunu, bir kısım parsellerde kök bilirkişi raporu ile ek bilirkişi raporu arasında ortaya çıkan çelişkinin gerekçesi ortaya konulmaksızın ek rapora itibar edildiğini, taşınmazların kısmen taşlardan ve çalılardan temizlenmesinin imar ve ihya edildiği veya ekonomik amaca uygun kullanım bulunduğu anlamına gelmediğini ve 6292 sayılı Kanun'un geçici 5. maddesinde aranan 07.09.2016 tarihindeki zilyet veya fiili kullanıcı olma şartının davalılar yönünden gerçekleşmediğini ileri sürerek, davanın kısmen reddi yönündeki Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalılar ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilleri adına yapılan kullanıcı tespitlerinin Hazinenin müdahalesinin kabulüyle iptal edilerek taşınmazların "kullanımsız" ibaresiyle Hazine adına tesciline karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarının uydu görüntüleriyle uyumlu olmadığını ve hatalı değerlendirmeler içerdiğini, parseller üzerinde mevcut yapı, su basman, zeytin fidanları ve taşların temizlenmesi gibi fiili kullanım emarelerinin göz ardı edildiğini, müvekkilleri lehine olan tanık beyanlarının ve cevap dilekçeleri ekinde sunulan belgelerin gerekçesiz biçimde dikkate alınmadığını, 6292 sayılı Kanun'un geçici 5. maddesinin ekonomik amaca uygun zilyetlik aramadığı halde İlk Derece Mahkemesince kanun metnine aykırı biçimde bu şartın arandığını ve zilyetliğin kanuni unsurları olan zilyetlik iradesi ve fiili hakimiyetin müvekkillerinde mevcut olduğunu ileri sürülerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 4. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; 20 07... yıllarına ait uydu görüntülerinin karşılaştırılmasından dava konusu taşınmazların makilik, taşlık ve çalılık halden arındırılarak emek ve masraf sarfıyla tarıma elverişli hale getirildiğini ve müvekkillerce zeytin ağaçları dikilerek tarımsal faaliyete başlandığının açıkça anlaşıldığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu içtihatları doğrultusunda imar ve ihya şartlarının fazlasıyla sağlandığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarını yok sayarak yalnızca çok yıllık otları gerekçe göstermesinin hatalı olduğunu ve bölgenin doğal bitki örtüsünün maki olduğunun göz ardı edildiğini ve aynı bölgedeki benzer nitelikteki parsellere şahıslar lehine kullanım şerhi verilmesine karşın müvekkillerin parselleri hakkında farklı karar verilmesinin bilirkişi raporunun çelişkili ve isabetsiz olduğunu ortaya koyduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kullanım kadastrosunda fiili kullanıcı şerhlerinin doğru belirlenip belirlenmediği, taşınmazların 07.09.2016 tarihi itibarıyla fiili kullanıma konu olup olmadığı ve buna göre kullanıcı şerhlerinin korunması ya da taşınmazların kullanıcısız olarak Hazine adına tespitinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve arkadaşları vekili, davalı-asli müdahil Hazine vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekili ve ... vekilinin 295 37... , 40, 295 38... , 2, 4, 7, 295 43... ve 295 44... parsellerin 26.03.2020 tarihli fen raporunda (YOL/A), (YOL/B) ve (YOL/C) rumuzları ile gösterilen kısımlarına yönelen temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Davalılar ... ve ... vekilinin 295 37... parsel ile 295 38... parsel sayılı taşınmazlara yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, (III) numaralı bentte yazılı gerekçelerle temyize konu taşınmazlar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ve davalılar vekilinin istinaf başvurusu da benzer gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; kullanım kadastrosuna ilişkin emsal nitelikte olan dairemizin kararında benimsenen gerekçenin, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.09.2024 tarihli ve 2023/8-626 Esas, 2024/442 Karar sayılı ilamında da kabul edilmesi karşısında; "...beyanlar hanesinde kullanıcı olarak gösterilecek kişinin iyiniyetli olup olmadığı, malik sıfatıyla zilyetliğini sürdürüp sürdürmediği, ekonomik amaç ile kullanıp kullanmadığı araştırılması gerekmeksizin kullanım kadastrosunun yapıldığı tarihte 2/B alanında yer alan taşınmazın etrafının tel çit, ağıl, taş duvar ve benzeri yapılarla dış çevreden soyutlanması, taşınmaz zemininin kullanmaktan dolayı yapısal olarak değişmesi, doğal unsurların, çalı, ağaç ve benzerlerinin temizlenmesi, taşlarının ayıklanması, duvar ve benzerleri yapıların yapılması, meyve ağaçları ile ağaçlandırılması, tarla bitkilerinin yetiştirilmesi, düzenli işlenmekten ve imardan dolayı toprak ve zemin yapısının değişmesi, üzerine ev, ahır, kümes ve benzeri yapı yapılması eylemleri sahiplenme arzusu olduğunu göstermekte olup fiilî kullanımın ispatı için yeterli" kabul edilmelidir. Ne var ki; İlk Derece Mahkemesince 295 37... parsel yönünden alınan beyanlarda, tanık ...’in dava konusu taşınmazın 295 37... parsel sayılı taşınmaz ile birlikte ... kullanımında olduğunu, oğlunun evlenmesinden sonra bu taşınmazın kullanımını ...’a bıraktığını ifade ettiği görülmektedir. Ayrıca, temyiz dilekçesi ekinde sunulan uydu görüntülerinde taşınmaz üzerinde kümes bulunduğu ve etrafının çevrili olduğu anlaşılmakta olup, bu hususlar fiili kullanıma delalet edebilecek niteliktedir. Ancak, kullanıma ilişkin ayrıntılı, açık ve denetlenebilir beyanların alınmadığı da anlaşılmaktadır. Keza, 293 58... parsel yönünden de ... adına Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığınca düzenlenmiş abonelik başvurusu bulunduğu halde, ilgili kurumdan bu belge ile dayanaklarının getirtilmediği; ayrıca 2016 yılı öncesine ait uydu fotoğraflarında temele benzer bir görüntü yer aldığı halde, bu husus üzerinde de yeterince durulmadığı görülmektedir. Açıklanan şekilde eksik inceleme ve araştırma ile yanılgılı değerlendirmeye dayanılarak hüküm kurulamaz. Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığından davalı ...’a ilişkin abonelik dayanak belge ve eklerinin bir bütün halinde getirtilmesi gerekir. Akabinde, taşınmazların bulunduğu yerde yaşayan, 2016 yılı öncesi durumu bilebilecek, 40 yaşını bitirmiş, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan kişiler arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ile taraf tanıkları ve harita mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte, 07.09.2016 tarihi itibarıyla taşınmazın kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı ile emsal kararda belirtilen fiili kullanım emarelerinin bulunup bulunmadığı hususları etraflıca sorulup maddi vakıalara dayalı biçimde açıklattırılmalıdır. Harita mühendisi bilirkişisinden ise ortofoto ve açık kaynak uydu görüntülerinden (Google Earth ve Google Street View) yararlanılmak suretiyle, her bir uydu görüntüsünü ayrı ayrı değerlendirip keşfin izlenmesine ve bilirkişi ile tanık beyanlarının denetlenmesine elverişli, varsa muhdesatların (ağaç, ev ve benzeri) cinslerine göre dağılımını da gösteren ayrıntılı harita ve rapor alınmalıdır. Bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek, taşınmaz üzerinde sahiplenme iradesinin bulunup bulunmadığı hususunda oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar ... ve arkadaşları vekili, davalı-asli müdahil Hazine vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekili ile ... vekilinin 295 37... , 40, 295 38... , 2, 4, 7, 295 43... ve 295 44... parsellerin 26.03.2020 tarihli fen raporunda (YOL/A), (YOL/B) ve (YOL/C) rumuzları ile gösterilen kısımlara yönelen temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının anılan taşınmazlar yönünden 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... ve ... vekilinin 295 37... parsel ile 295 38... parsel sayılı taşınmazlara yönelen temyiz itirazlarının kabulüyle istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Peşin harcın istek halinde temyiz eden .... ve arkadaşlarına iadesine, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 462,15 TL nin temyiz eden ... ve arkadaşlarından alınmasına, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 462,15 TL nin temyiz eden ...'tan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.