Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2025/8945 E. 2026/3783 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/8945
- Karar No
- 2026/3783
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/ 18... /117 Karar
Bozmaya uyularak verilen İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, ... Bölge Trafik Denetleme Amirliğinde görevli polis memuru iken, 09.07.2009 tarihinde yapılan trafik kontrolünde dava dışı kişi tarafından yapılan ihbar üzerine 60... plakalı aracın davalı ve ekip arkadaşları tarafından takibe alındığını, davalının nöbet yerinin bulunduğu trafik denetleme noktasına beklenen 60... plakalı aracın geldiğini, aracın sürücüsü dava dışı ...'nun, evrak kontrolü yapıldığı sırada ani bir patinaj ile aracı sürmeye başladığını, davalının dur ikazına uymadığını, bunun üzerine davalı tarafça nöbet silahı ile tek el ateş edildiğini, açılan ateş sonucu sürücü ...'nun vefat ettiğini, davalı polis memurunun taksirle bir kişinin ölümüne sebep olma eyleminden dolayı yapılan ceza yargılaması sonucunda mahkum olduğunu, olayda, davalının kusurunun bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava dışı müteveffa sürücü ...'nun mirasçılarına davacı idare tarafından ödenen 162.532,50 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının, olayda kişisel ya da mesleki herhangi bir kusuru bulunmadığını, ceza yargılamasında da kastının olmadığının anlaşıldığını, kusur raporu alınmadan karar verilemeyeceğini, rücu davasının şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.06.2019 tarih, 2012/545 Esas, 2019/294 Karar sayılı kararı ile davalının mahkumiyet hükmü ile neticelenen ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2009/92 Esas ve 2010/50 Karar sayılı dosyasında, davalının, bir kez ateş etmek sureti ile dava dışı ...'nun ölümüne sebebiyet verdiği, ancak eyleminin kast ya da bilinçli taksir düzeyinde görülmeyerek davalının taksirle adam öldürme suçundan mahkumiyeti yoluna gidildiği, bu nedenle davalının olayda kastının ya da ağır kusurunun olmaması sebebi ile hukuki sorumluluğu bulunduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 20.09.2021 tarih ve 2021/2105 Esas, 2021/2034 Karar sayılı kararı ile davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 28.05.2024 tarihli ve 2021/25433 Esas, 2024/5368 Karar sayılı ilamıyla; dosya arasında bulunan ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2009/92 Esas ve 2010/50 Karar sayılı dosyasında, davalının, bir kez ateş etmek sureti ile dava dışı ...'nun ölümüne sebebiyet verdiği, eyleminin kast ya da bilinçli taksir düzeyinde görülmeyerek davalının taksirle adam öldürme eylemi sabit görülerek mahkumiyeti yoluna gidildiği, mahkumiyet kararının Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2013/5946 Esas, 2013/7759 Karar sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği, bu durumda somut olayda, davalı hakkında suç teşkil eden eylemi ceza mahkemesinin mahkumiyet kararı ile sabit olmasına göre, mahkemece davalının belirlenecek kusur durumuna göre uygun miktarda rücuen tazminata hükmetmesi gerektiği, öte yandan dava konusu olayda, görevinin icrası gereği hareket eden davalının, dava dışı suç şüphelisi kişinin ölümü ile sonuçlanan eyleminde öldürme kastının olmaması, olay saati, olayın oluşu gibi hususlar dikkate alınarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 51... . (818 sayılı Kanun'un 43... . maddeleri) maddelerinin de gözetilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davalının kast ya da ağır kusurunun bulunmaması nedeniyle hukuki sorumluluğu yoluna gidilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği, bu nedenle davacının temyiz itirazlarının kabul edilmesi, Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına, tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına karar verildiği, davalı polis memurunun %50 oranında kusurlu olduğu, zararlandırıcı olayda davacı idarenin ve davalının yarı oranında kusurlu oldukları anlaşıldığından davacının 81.266,25 TL rücu alacağının bulunduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 81.266,25 TL'nin 14.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ile karar verildiğini, davalının olayda tam kusurlu olduğunu, kısmen kabul kararının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulması isteminde bulunmuştur. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, davacının rücu hakkını kullanabilmesi için davalının kasıt derecesinde kusurunun bulunması gerektiğini, davalının olayda kusurunun olmadığını, davalının işinin gereği olarak fiili gerçekleştirdiğini, kişisel kusurunun olmadığını belirterek kararın bozulması isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; polis memuru olan davalının yol kontrolü sırasında kontrolden kaçmaya kalkışan dava dışı araç sürücüsüne ateş etmesi sonucu sürücünün ölümü nedeniyle yakınlarınca idare aleyhine açılan dava sonucu idarece ölenin yakınlarına ödenmek zorunda kalınan tazminatın olayda kusurlu olduğu ileri sürülen davalıya rücu istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ile davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, 492 Sayılı Harçlar Yasası’nın 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.