Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/616 E. 2024/6465 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/616
Karar No
2024/6465
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1952 E., 2022/831 K. KARAR : Davacı vekilinin esasa yönelik istinaf başvurusunun HMK'nin 353/(1)-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine, vekalet ücreti yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK m. 353/(1)-b.2 nci gereğince yeniden hüküm kurulmasına, İLK DERECE MAHKEMESİ : Mazıdağı Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/227 E., 2021/4 K.

Taraflar arasındaki kadastro öncesi hukuki sebebe dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1. Mardin ili ... ilçesi ... köyü 545 parselin 1979 yılında yapılan kadastro sırasında komisyon kararı ile mera vasfı ile ... Köy Tüzelkişiliği adına tespitinin yapıldığı ve tespitin 25.01.1980 tarihinde kesinleştiği, 20.08.2013 tarihinde de cins değişikliği ile orman vasfı ile Hazine adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.

2. Davacı vekili dava dilekçesinde; Mardin ili ... ilçesi ... köyü sınırları içerisinde ... mevkiinde bulunan K21 olarak belirtilen yaklaşık 20.661,27 metrekare tarlanın müvekkili tarafından yaklaşık 30 yıldan beri malik sıfatıyla ekilip biçildiğini, söz konusu taşınmazın müvekkilinin babası ve dedesi tarafından da ekilip biçildiğini, bu şekilde kullanımın sürekli, aralıksız ve davasız bir şekilde devam ettiğini belirterek dava konusu taşınmazların 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi gereğince davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP 1. Davalı Hazine temsilcisi cevap dilekçesinde; dava konusu yerin orman sayılan yerlerden olduğunu, davacının haksız davasının reddine karar verilmesini savunmuştur.

2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılıp açılmadığının incelenmesi ile süresinde açılmamış olması durumunda davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu taşınmazın kurumlarıyla ilgisi bulunmadığından davanın kurumları açısından husumetten reddine dair karar verilmesi gerektiğini, mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda dava konusu yerin 5393 Sayılı Kanun'un 79 uncu maddede geçen taşınmazlardan olduğu dikkate alınarak davanın reddi ile taşınmazın Belediye Başkanlığı adına tesciline karar verilmesi gerektiğini, taşınmazın özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olmadığı dikkate alınarak bu yönü ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

3. Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; davanın yasal süresi içinde açılmadığını ve davanın esasına girilmeden reddi gerektiğini, dava konusu taşınmaz mera ise bu tür yerlerin özel mülkiyete konu olmayacağı gibi zilyetlikle iktisabının da mümkün olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

4. Dahili davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, davaya zamanaşımı ve hak düşürücü süreler açısından itiraz ettiklerini, dava konusu taşınmazın 545 nolu Orman parseli olarak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 18 inci maddesi gereğince orman vasfıyla Hazine adına tespit edildiğini, dava konusu taşınmazın orman sınırları içerisinde bulunan orman kadastrosu kesinleşmiş orman vasfındaki bir alan olduğunu ileri sürerek, hukuka aykırı açılmış olan tapu iptal ve tescil davasının öncelikle usulden Reddine, aksi kanaat halinde esastan reddi ile dava konusu taşınmazın orman vasfıyla hazine adına tesciline karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "tescil hükmünün kurulmasını sağlayan iktisabın sağlanabilmesi için öncelikle taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olması, bundan sonra ise 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17 nci maddeleri uyarınca emek ve masraf sarfı suretiyle imar-ihya işlemlerinin tamamlanarak tarıma elverişli hale getirilmesi ve bu işlemlerin tamamlanmasından sonra kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesinin zorunlu olduğunu, yapılan keşif sonrası aldırılan fen bilirkişisi raporuna göre taşınmazların 545 nolu parsel içerisinde kaldığının bildirildiği, tapu müdürlüğünden getirtilen kayıt neticesine göre 545 parselin 25.02.1980 yılında kadastrosunun kesinleştiğinin anlaşıldığı, her ne kadar sonradan bir dava ikame edilmiş ise de 11.07.1983 yılında davanın reddine karar verildiği bu kararın da 01.09.1983 yılında kesinleştiği, 3402 sayılı Kanun'un 12/3 nücü maddesindeki düzenleme karşısında 10 yıllık süre dolduktan sonra söz konusu davanın açıldığı gerekçesiyle, davanın Reddine, davalılar ... Orman İşletme Müdürlüğü, ... Büyükşehir Belediyesi ile ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan 15.480,85 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak iş bu davalılara verilmesine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kurulan hüküm haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dava konusu 545 parselin 1980 yıllarda mera olarak tespitinin yapıldığını ancak Hazine tarafından söz konusu yerlerin orman olduğu gerekçesi ile dava açıldığını ve dava konusu söz konusu yerin orman olduğu gerekçesi ile tesciline karar verildiğini ancak bu durumun tapuya tescil edilmediğini, dava konusu yerin yıllarca tapulama harici olarak işlem gördüğünü, ancak sonrasında taraflarınca bilinmeyen bir sebeple 2013 yılında tapuya tescilinin yapıldığını, tescil ile birlikte müvekkilinin zilyetliğinde olan yerlerin orman olarak kaydedildiğini öğrendiklerini ve bunun üzerine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebi ile dava açıldığını, öğrenme tarihlerinin tapuya tescil ile başladığından hak düşürücü sürenin 2013 yılında başladığını, açıklanan nedenlerle davanın hak düşürücü süre sebebi ile reddinin hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemenin davayı ret ederken karar kısmında sadece davanın reddi şeklinde hüküm kurmuş olduğunu, usulden reddine şeklinde belirtmediğini, ancak gerekçesinde davayı hak düşürücü süreden ret ettiğini, hak düşürücü sürenin dava şartı olduğunu ancak yerel mahkemenin nispi vekalet ücretine hükmetmiş olduğunu, hükmedilen vekalet ücretinin maktu vekalet ücretini geçtiğini, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekte iken nispi vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, açılan davada kusurlarının bulunmayıp aleyhlerine yargılama ücretine hükmedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf isteminde bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "davaya konu taşınmazın kadastro tespitinin 25.01.1980 tarihinde kesinleştiği, 3402 sayılı Kanun'un 12/3 üncü maddesinde yer alan 10 yıllık hak düşürücü süre gerçekleştikten sonra 09.08.2018 tarihinde davanın açıldığı, 3402 sayılı Kanun'un 12/3 üncü maddesindeki 10 yıllık süre gözetilerek davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf itirazı bakımından; davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair kararın usuli bir karar olduğu ve AAÜT'nin 7/2 bendindeki hüküm uyarınca usulden redde ilişkin kararda vekalet ücretinin nispi tarifeye göre takdir edileceği ancak bu nispi vekalet ücretinin miktarının maktu vekalet ücretini geçemeyeceği, davacı taraf aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmolunması gerekirken tarife hükümlerine aykırı şekilde fazla avukatlık ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu ancak bu hususun düzeltilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği gerekçesiyle, davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararının esasına yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin vekalet ücreti yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK m. 353/(1)-b.2 nci gereğince Yeniden Hüküm Kurulmasına ve buna göre davanın reddine, davalılar ... Orman İşletme Müdürlüğü, ... Büyükşehir Belediyesi ile ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak iş bu davalılara verilmesine" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... Belediye Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davada müvekkili belediye hasım olmadığından müvekkili belediye yönünden davanın husumetten reddi ile lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, ancak Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince vekalet ücreti yönünden yeniden karar verilerek müvekkil belediyenin vekalet ücretinin düşürüldüğünü, davanı kabulü kararında harçlandırılan miktara göre vekalet ücretine hükmedilirken reddi hususunda da aynı durumun geçerli olduğunu, yerel mahkemece verilen kararının onanması gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin vermiş olduğu kararın isabetsiz olduğunu açıklayarak, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kadastro öncesi hukuki sebebe dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) 6831 Sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun)

3. Değerlendirme Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... Belediye Başkanlığı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/616, K. 2024/6465, T. 07.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-616-e-2024-6465-k-ab78c83c5663