Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/1267 E. 2024/4273 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1267
- Karar No
- 2024/4273
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3069 E., 2022/2106 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Büyükçekmece 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/57 E., 2022/125 K.
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı arasında 15.05.2017 tarihli Kaba İnşaat İşi Sözleşmesi adı altında eser sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşme yapılırken inşaat ruhsatı henüz çıkmadığından avam projenin baz alındığını, inşaat ruhsatı alındıktan sonra onaylı proje dikkate alındığında işin varsayılan 5.125 m²'nin neredeyse iki katı olduğunun ortaya çıktığını, müvekkili tarafından yapılan işlerin ve maliyetinin tespiti için Kırklareli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/189 D.İş dosyasından delil tespiti yapıldığını, tespit akabinde hazırlanan bilirkişi raporunda taşınmazın kaba inşaat, perde duvar imalatı, saha betonu, tretuvar, merdiven perdeleri, dış cephe duvarları ve iç bölme duvar işlerinin yapılmış olup, bu işlerin toplam bedelinin 410.940,20 TL olarak belirlendiğini, davalının yalnızca 150.000,00 TL ödeme yaptığını, 260.940,20 TL'yi ödemekten kaçındığını, bu nedenle müvekkili tarafından davalı hakkında Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğü'nün 2018/22420 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalının haksız itirazı üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı yanın icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, yetkili mahkemenin İstanbul mahkemeleri olduğunu, sözleşme tarafının davalı olmayıp dava dışı Medine Müteahhitlik Gayrimenkul Danışmanlığı Ltd. Şti. isimli şirket olduğunu, işlerin müvekkili tarafından eksik yapıldığı ve teslim edilmediği yönündeki davacı iddialarının doğru olmadığını savunarak davanın reddine ve davacının kötü niyet tazminatı ödemesine mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; ödeme emrine itiraz ve dosyadaki vekalet ile taraf sıfatı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, takip borçlusunun gerçek kişi ... olmasına rağmen icra dairesince davalının yetkilisi olduğu şirkete ödeme emrinin tebliğ olunduğu, davalı asile karşı haciz isteminin reddi üzerine şikayet yoluna alacaklı tarafından yapılan başvurunun kabulle sonuçlanıp takip borçlusu gerçek kişiye 23.10.2020 tarihinde ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, 27.10.2020 tarihinde, başlığında borçlu olarak "Medine Müteahhitlik Gayrimenkul Danışmanlığı Tic. Ltd. Şti.'nin gösterildiği ve dayanak vekaletnamede borçlu ...'ın kendi şahsı için verilmiş bir vekalet bulunmaksızın ödeme emrine itiraz dilekçesi sunulduğu, gerçek kişi borçlu tarafından ya da usulüne uygun vekaletname ile yetkilendirilmiş vekili tarafından gerçek kişi borçlu adına yapılmış şekilde ödeme emrine itiraz bulunmadığından takibin kesinleşmesine rağmen davacı tarafça eldeki itirazın iptali davasının açıldığı ve davanın açılmasında hukuki yararın mevcut olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesince; davacı alacaklı yanca icra dosyasına Bölge Adilye Mahkemesi kararının sunulması ile müdürlükçe aynı ödeme emrinin bu kez davalı ...'a tebliğe çıkarıldığı, ödeme emrinin davalı ...'a 23.10.2019 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, hem davalının hem de davalının yetkilisi olduğu Medine Müteahhitlik Gayrimenkul Danışmanlığı'nın vekili olan Avukat ... tarafından şirket vekili sıfatıyla dosyaya sunulan vekaletname ile ödeme emrine itiraz edildiği, ancak itiraz dilekçesinde borçlu olarak Medine Müteahhitlik Gayrimenkul Danışmanlığı'nın gösterildiği,davalı ... tarafından icra dosyasına, kendisi tarafından ya da usulüne uygun vekaletnameye istinaden vekili aracılığıyla bir itiraz dilekçesi sunulmadığı, HMK'nın 115. maddesine göre; mahkemenin, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı, tarafların da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilecekleri, mahkemenin, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar vereceği, bu açıklamalar ışığında, davalı gerçek kişi tarafından tebliğ alınan ödeme emrine yönelik icra dosyasına kendisi tarafından yahut usulüne uygun olarak görevlendirilmiş vekili tarafından yasal süresi içinde sunulacak itiraz dilekçesi ile icra takibinin durdurulması mümkün iken davalı yanca bu yönde bir işlem yapılmadığından, mahkemece davalı ... yönünden yapılan takibin kesinleştiği, ortada itiraz dilekçesi olmadığından eldeki itirazın iptali davasının açılmasında hukuki bir yarar bulunmadığının kabulünün dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı süresinde taraf vekillerince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
1-Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede,
Davacı yüklenici tarafından, davalı iş sahibi ... aleyhine yapılan icra takibinde düzenlenen ödeme emrinin borçlu davalı ... yerine Medine Müteahhitlik Gayrimenkul Danışmanlığı Ltd.Şti.'ye tebliğe çıkartıldığı ve bu şirkete tebliğ edildiği, şirket vekilinin takibe itirazı üzerine icra dairesince icra takibinin durdurulduğu, yüklenici alacaklı vekilinin memur muamelesini şikayet ettiği, icra mahkemesince şikayet isteminin reddi üzerine, davacı alacaklının bu karara karşı istinaf yoluna başvurduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesince "alacaklının takip talebinde borçlu olarak gösterdiği ...'a ödeme emri gönderilmesi talebinin reddinin isabetsiz olup, istinaf talebinin kabulü ile icra mahkemesi kararının kaldırılmasına" karar vermesi üzerine, devam eden yargılama süreci sonunda icra dairesince ...'a ödeme emri çıkarılmasına karar verildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
İcra Dairesinin 07.10.2020 tarihli bu kararı üzerine ...'ın borçlu olduğu ödeme emri düzenlenerek borçluya tebliğe çıkartılması gerekirken, davalı vekilinin temyiz dilekçesi ekinde sunduğu ve UYAP sisteminde de kayıtlı olan icra müdür yardımcısı tarafından e-imza ile imzalanmış "ilamsız takiplerde ödeme emrinde" borçlunun "Medine Müteahhitlik Gayrimenkul Danışmanlığı Ltd. Şti " olarak gösterildiği görülmektedir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin icra mahkemesi kararını kaldırmasından sonra davalı ...'ın borçlu olarak yer aldığı ödeme emri düzenlenerek ...'a tebliğ edildiği davacı tarafından kanıtlanmamıştır.
Bu durumda davalı ...'ın borçlu olarak gösterildiği bir ödeme emri düzenlenerek, ...'a tebliğ edilmediğinden, itirazın iptali davasının bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince davalı ... yönünden yapılan takibin kesinleştiği, itirazın iptali davası açılmasında hukuki bir yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda açıklanan hususlar gözetilmeksizin istinaf başvurusunun esstan reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin dördüncü fıkrası hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle; davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin esastan red kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harçların istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 21.11.2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.