Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/574 E. 2024/6466 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/574
- Karar No
- 2024/6466
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/765 E., 2022/924 K. KARAR : Davacının esasa yönelik, davalı Hazine vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davacının vekalet ücretine ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti ve resen görülen kamu düzenine aykırılık nedeniyle davalı ... İdaresi hakkında verilen karar yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın m 353/(1)-b.2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmasına, İLK DERECE MAHKEMESİ : Midyat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/95 E., 2020/420 K.
Taraflar arasındaki kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının esasa yönelik ve Hazine vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf başvurularının esastan reddine; davacının vekalet ücretine ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Kadastro sırasında Mardin ili ... ilçesi ... Mahallesi 200 ada 131 parsel sayılı taşınmaz ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş, Orman İdaresi tarafından dava konusu yerin orman olduğu iddiasıyla açılan davada, Midyat Kadastro Mahkemesinin 27.03.2015 tarihli ve 2015/4 Esas, 2015/67 Karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın Hazine adına ham toprak vasfı ile yapılan kadastro tespitinin iptaline, taşınmazın orman vasfıyla aynı ada ve parsel numarası ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hükmün Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 10.03.2016 tarihli ve 2015/7130 Esas, 2016/3056 Karar sayılı kararı ile onanmış, taraflarca karar düzeltme yoluna başvurulmadığından hükmün kesinleşmesi üzerine 09.06.2016 tarihinde tapuya tescil edilmiştir.
2. Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu Mardin ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevkii 200 ada ve 131 nolu parselin içinde kalan taşınmazın bir kısmının mülkiyetinin 40 yılı aşkın bir süreden beri eklemeli zilyetlikle davacıya ait iken davalılar adına orman olarak tescil edildiğini, dava konusu taşınmazda üzüm bağı, incir, nar ve badem ağaçlarının bulunduğunu, çok eskiden beri dedesi tarafından kazılmış dört tane su sarnıcının bulunduğunu, dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu yerlerden olup, ormanla bir ilgisinin olmadığını, dava konusu yeri dedesinin daha sonra babasının ve babasının da hayatta iken davacıya verdiğini ve ürünlerinden faydalandığını, dava konusu taşınmaz ile ilgili bilgisi bulunmayan bilirkişilerin beyanı, müvekkilin kadastro çalışmalarından habersiz olması nedeniyle taşınmazın hata ile davalı idare adına tescil edildiğini, yapılacak keşif sonucunda davalılar adına tescil edilen Mardin ili ... İlçesi ... Mahallesi 200 ada ve 131 nolu parselin içinde kalan taşınmazın müvekkiline ait kısmının davalılar adına yapılan tescilin iptali ile müvekkil adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davacının açmış olduğu davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, kadastro çalışmaları sırasında usulüne uygun ilan ve işlemler yapılmış olmasına karşın herhangi bir itirazın söz konusu olmadığını, kadastro çalışmalarının üzerinden 10 yılı aşkın süre geçtiğini, dava açma hakkının ortadan kalktığını, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu, taşınmazın bu haliyle özel mülkiyete konu olması yada imar ve ihya yoluyla kazanımı ve zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
2. Davalı ... İdaresi vekili cevap Dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler açısından itiraz etiklerini, davanın husumetten reddini talep etiklerini, orman kadastrosuna davacı tarafından 30 günlük süre içerisinde itiraz edilmediğini, davacının iddialarının yersiz ve mesnetsiz olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının dava konusu 200 ada 131 parsel sayılı taşınmazda fen bilirkişisinin 27.11.2019 havale tarihli raporunda gösterilen (A) harfiyle gösterilen 20.286.85 m2’lik ve (B) harfiyle gösterilen 5.308,00 m2’lik kısımda zilyetliğe dayanan hak iddiasında bulunduğu, bu doğrultuda 15.11.2019 tarihinde keşif icra edildiği, taşınmazın keşif tarihi itibari ile sürülü ve ekili olduğu, bağ vasfında olup güney, kuzey ve doğu sınırlarının taş duvarlarla çevrili olduğu, teraslamanın bulunduğu ve arazinin içerisinde muhtelif batım, incir ve nar ağaçlarının bulunduğunun gözlemlendiği, mahalli bilirkişiler ve davacı tanıklarının beyanlarında özetle dava konusu arazinin davacının babası ve babası öldükten sonra davacı tarafından bağ olarak kullanıp ürün ekildiğini beyan ettikleri, 11.09.2020 tarihli hükme esas almaya yeterli olduğu kanaatine varılan Orman Mühendisinin dava konusu (A) ve (B) harfi ile gösterilen taşınmazın topoğrafik olarak dosyada bulunan 1953 ve 1955 yıllarına ait hava fotoğrafları, amenajman ve memleket haritaları ile değerlendirmesi sonucu sunduğu raporunda taşınmazın krokide (A) ve (B) harfi ile gösterilen kısımlarının evveliyatından beri orman sayılan yerlerden olduğunun bildirdiği, yöntemince yapılan bilirkişi incelemeleri ile bu yerin evveliyatı itibariyle orman olduğunun tespit edildiği, orman arazisinin zilyetlikle ya da tapu kaydıyla edinilmesine hukuken imkan bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davalı Hazine aleyhine açılan davanın reddine, dava tarihinde dava konusu taşınmazın maliki Hazine olduğundan davalı ... Müdürlüğüne husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle Orman Genel Müdürlüğüne karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 12.401,16 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın imar ve ihyasının en az 40 yıl önce tamamlanmış olduğu, parselin krokide (A) harfi ile gösterilen kısmının sürülü ve tarım toprağı olması ve bağda en az 40 yaşlarında üzüm omçalarının olması nedeniyle bu kısma ilişkin davalarının kabul edilmesi gerektiğini, mahkeme kararında hükmedilen vekalet ücretinin fahiş olup kararın onanması durumunda ekonomik yönden zayıf olan davacıyı daha da mağdur edeceğini ileri sürerek istinaf isteminde bulunmuştur.
2. Davalı Hazine vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davada Orman İdaresi yönünden usulden ret, idareleri yönünden ise esastan ret kararı verildiğini, bu nedenle ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken vekalet ücreti yönünden hatalı olarak karar verildiğini, hükmün sadece vekalet ücretine yönelik kısmının kaldırılmasının gerektiğini ileri sürerek istinaf isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçeye, mevcut delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve teknik bilirkişi raporlarına göre, davacı tarafından istinafa konu edilen taşınmaz bölümünün 200 ada 131 parsel sayılı orman vasıflı taşınmazda teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen yere ilişkin olduğu, her ne kadar taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünde 1973 ve 1984 yıllarına ait hava fotoğraflarında tarımsal faaliyet olduğu belirtilmiş ise de, orman bilirkişi raporunda 1953 yılı hava fotoğrafı ve 1955 yılı memleket haritasında taşınmazın (A) ve (B) harfleriyle gösterilen bölümlerinin orman sayılan alanda kaldığı, öncesi orman olan yer bakımından davacı yararına kazanma koşullarının oluşmadığı, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi ile hükümde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı ve davalı Hazine vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde, davacı tarafından dava dilekçesinde dava değerinin 7.000,00 TL olarak gösterildiği ve keşifte belirlenen değer üzerinden eksik harcın tamamlatılmadığı, buna göre davalı taraf lehine vekalet ücretinin, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden nispi olarak hesaplanması gerektiği ancak nispi vekalet ücretinin de maktu ücretin altında kalması nedeniyle davalı lehine maktu vekalet ücretinin takdir edilmesi gerektiği, davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 3.400,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, keşifte belirlenen değer üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmek suretiyle davacı aleyhine olacak şekilde fazladan vekalet ücreti hükmedilmesinin yerinde görülmediği, diğer taraftan, Hazine vekili tarafından hakkında husumet ret kararı verilen Orman İdaresi yönünden ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği belirtilerek istinaf isteminde bulunulmuş ise de, kural olarak; tapu iptali ve tescil davaları, tapuda malik olarak gözükenlere karşı açılacağı, ancak, orman niteliği ile Hazine adına tespit edilen taşınmazların mülkiyet hakkı Hazineye, kullanma hakkı Orman İdaresine ait olduğundan bu tür davalarda Hazine ve Orman İdaresinin zorunlu dava arkadaşı oldukları, mahkemece taşınmazın maliki Hazine olduğundan davalı ... İdaresine husumet yöneltilemeyeceği belirtilerek Orman İdaresine karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığı, davalı ... İdaresi hakkında açılan davanın da esastan reddi ile davanın aynı hukuki sebepten doğduğu gözetilerek davalılar yararına tek vekalet ücreti takdiri gerektiği, her ne kadar bu yöne değinen istinaf talebi bulunmamakta ise de, belirtilen hususun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) madde 355 hükmü uyarınca kamu düzenine aykırılık oluşturduğu sonuç ve kanaatine varıldığı ve resen incelendiği gerekçesiyle, davacının esasa yönelik, davalı Hazine vekilinin vekalet ücretine yönelik İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davacının vekalet ücretine ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti ve resen görülen kamu düzenine aykırılık nedeniyle davalı ... İdaresi hakkında verilen karar yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun madde 353/(1)-b.2 gereğince yeniden hüküm kurulmasına, buna göre; davanın reddine, davalılar ... ile ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 3.400 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak iş bu davalılara verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin davanın esasına yönelik verdiği kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, ancak vekalet ücreti yönünden verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, davalı ... İdaresi yönünden davanın usulden, müvekkil idare yönünden ise davanın esastan reddine karar verildiğini, davalı ... İdaresi ve diğer davalı Hazine yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, taşınmazın değerinin yapılan keşif ile belirlendiğini, taşınmazın değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin kararı usul ve kanuna uygun olduğunu açıklayarak hükmün yapılacak olan inceleme neticesinde vekalet ücreti yönünden müvekkili idare lehine bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu. 6831 sayılı Orman Kanunu.
3. Değerlendirme Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.