Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3132 E. 2024/7765 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3132
- Karar No
- 2024/7765
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/138 E., 2023/130 K. DAVA TARİHİ : 03.02.2021 KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Şemdinli Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/183 E., 2021/379 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil talepli açılan davada yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiştir. Verilen kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, kadastro tespiti öncesi zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil davasıdır. Davacı dava dilekçesinde özetle, Hakkari ili Derecik ilçesi Merkez Mahallesi 192 ada 1 parsel ile 192 ada 2 parsel sayılı taşınmazların Hazine ve Orman ile bir ilgisinin olmadığını, bu arazinin başka bir şahıs ya da şahıslar tarafından davacısının olmadığını, 30-35 yıldır taşınmazın zilyeti olduğunu belirterek 192 ada 1 parsel ile 192 ada 2 parsel sayılı taşınmazların kendi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; dava konusu taşınmaz olan Hakkari ili Derecik ilçesi Merkez Mahallesi Merkez Mevki 192 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro çalışmalarının 28.09.2011 tarihinde yapılıp davalı Hazine adına orman vasfında tespitinin yapıldığı, davacının kadastro tespitinden önceki nedenlere dayalı zilyetlik iddiası olduğundan, taşınmazın kendi adına tescili için 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 713 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddelerinde davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi bakımından bu hakkın tanındığını, davacının 09/04.2021 tarihli ilk celsedeki beyanında taşımazı 1992 tarihinden itibaren kullandığını belirtmesi, dava konusu taşınmaza ait kadastro çalışmalarının ise 2011 yılında geçmesi karşısında davacının kendi beyanlarına göre 20 yıllık zilyetlik şartını karşılamadığı anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Verilen karar davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; kazandırıcı zaman aşımı ile iktisap için, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin malik sıfatıyla ve de 20 yıl süreyle nizasız ve fasılasız olması gerektiği, somut olayda davacının duruşmadaki ikrarından zilyetlik süresinin 19 yıl olduğu, 20 yıllık sürenin doldurulmadığı, HMK 187/2 nci maddesi uyarınca ikrar edilen vakıalar çekilmeli sayılmayacağı, davacının zilyetlik süresinin 19 olduğu, 20 yıllık sürenin dolmadığı mahkeme huzurunda ikrar edildiği, hal böyle olunca yerel mahkemecenin kabul ve taktirinde bir isabetsizlik görülmediğinden davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı; taşınmazın babasından bu yana kullanıldığını, taşınmazın içinde 1975 de yapılan ahırın temeli ve yıkıntısının dahi bulunduğunu, taşınmaz üzerine yapmış olduğu yapıya 1992 yılında elektrik aboneliği bağlattığını, keşif yapılmadan, tanık dinlenmeden davanın reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu beyanlarıyla temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.