Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3492 E. 2024/7891 K. – Kadastro Tespiti

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3492
Karar No
2024/7891
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/893 E., 2023/606 K. DAVA TARİHİ : 22.01.2021 KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulüne

İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/64 E., 2021/313 K.

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kamu düzenine ilişkin kurallar nedeniyle kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Muğla ili Bodrum ilçesi Kızılağaç Mahallesi çalışma alanında 2020 yılında 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 265 ada 21 parsel sayılı 29.505,40 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle senetsizden, ham toprak ve çalılık vasfıyla Hazine adına tespit edildikten sonra, bu tespite karşı yapılan itiraz Komisyonca kabul edilerek taşınmaz zeytinli tarla vasfıyla davalılar adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili 22.01.2021 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Muğla ili Bodrum ilçesi Kızılağaç Mahallesi 265 ada 21 parsel sayılı taşınmazın, kuzeydoğu - güneybatı yönünde denize doğru yaklaşık yüzde 5 - 8 eğimli, zemininin taşlık, çalılık ve delicelik vasfında olduğunu, üzerinde herhangi bir kullanım bulunmamakla birlikte imar ihyasının da olmadığını ileri sürerek, tespitin iptali ile taşınmazın Hazine adına tescil edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevabında; davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Dava konusu taşınmazın 01/12/2021 tarihli bilirkişi raporunda eğiminin %23 olması nedeniyle 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesi kapsamında orman sayılan yerlerden ve aynı Kanun'un 1/j maddesi kapsamında toprak ve su rejimi açısından muhafaza karakteri taşıyan yerlerden olduğunun belirtildiği, bu nedenle taşınmazın öncesi orman veya 6831 sayılı Kanunun 1/J maddesi kapsamında eğimi % 12'yi aşan (toprak muhafaza karakteri taşıyan) çalılık niteliğinde olduğunun anlaşılması halinde, orman kadastrosunun yapıldığı tarihten dava tarihine kadar zilyetlik süresinin dolup dolmadığına bakılması gerektiği (Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, 2016/9574 E, 2018/5862 K.), dava konusu taşınmazın ilk tesis kadastrosunun 1972 yılında yapıldığı, orman tahdidinin ise 1966 yılında kesinleştiği, en eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritaları incelendiğinde dava konusu yerin çevresindeki orman örtüsü ile benzer nitelikte olduğu, taşınmazın keşif tarihi itibari ile imarına 2020 yılında başlanmış olmakla beraber henüz tamamlanmadığı ve ihyası da tamamlanmamış bir alan olduğu, bu nedenle imar ihya ve zilyetlikle kazanma şartlarının geçekleşmediği" gerekçesiyle, davanın kabulüne, Muğla ili Bodrum ilçesi Kızılağaç Mahallesi 265 ada 21 parsel sayılı taşınmazın 19.12.2020 tarihli kadastro komisyon tutanağının iptali ile taşınmazın 29.505,40 m2 yüzölçümlü olarak orman vasfıyla davacı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "Mahkemece yapılan keşfe katılan teknik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen bilirkişi raporu ve eki krokilerin kapsamına göre, dava konusu 265 ada 21 parsel sayılı taşınmazın, 6831 sayılı yasanın 1/j maddesinde tanımlanan orman vasfında olduğu, bu gibi yerlerin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisabının mümkün olmadığı, kaldı ki davalılar yararına 20 yıl aralıksız, nizasız, malik sıfatıyla zilyetlik şartlarının da oluşmadığı, bu itibarla yerleşik Yargıtay kararlarına göre, orman sayılan yerlerden olduğunun kabulü ile, davacı Maliye Hazinesi'nin davasının kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak infazda tereddüte neden olmayacak şekilde dava konusu taşınmazın "Kadastro Komisyon kararının iptali ile" taşınmazın orman vasfı ile davacı Maliye Hazinesi adına tesciline karar verilmesi gerekirken, "Kadastro Komisyon tutanağının iptali ile" taşınmazın orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına tesciline karar verilmesinde isabet bulunmadığı" gerekçesiyle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan yönlerden kısmen kabulü ile sair istinaf itirazlarının reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle, davanın kabulüne, 265 ada 21 parsel sayılı taşınmazın 19.12.2020 tarihli Kadastro Komisyon kararının iptali ile taşınmazın 29.505,40 m² yüzölçümünde orman vasfıyla davacı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ve iş bu karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, 1965 yılında yapılan seri bazda orman kadastrosu, 1986 yılında 6831 sayılı Kanun'un 2896 sayılı Kanunla değişik hükümleri uyarınca yapılan evvelce herhangi bir şekilde orman sınırları dışında kalmış ormanların orman kadastrosu ve 2/B madde çalışması,1988 yılında yapılan 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulaması ve 2017 yılında 6831 sayılı Kanun'un 4999 sayılı Kanunla değişik maddeleri uyarınca yapılan fenni hataların düzeltilmesi çalışmaları mevcut olup, arazi kadastrosunun 1979 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına ve temyiz edenin sıfatına göre, temyizen incelenen karar usûl ve kanuna uygun olup, davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz eden davalılardan alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.12.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/3492, K. 2024/7891, T. 23.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-3492-e-2024-7891-k-46af7286b480