Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5169 E. 2025/5607 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5169
Karar No
2025/5607
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/220 E., 2023/1138 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/627 E., 2020/80 K.

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde taşınmaz bedelinin aidesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 1 13... parsel sayılı 128,27 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tutanağın edinme sebebi sütununda, "zilyedin kim olduğu tespit edilmediği" belirtilerek, kargir bina ve arsası niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazı davacının üvey annesi ile birlikte 1972 yılından 2009 yılına kadar birlikte ve ortaklaşa, 2009 yılından sonra tek başına davacının kullanmakta olduğunu belirterek, 26.01.2008 tarihinde yapılan kadastro tespitinin iptaline, kadastro tespitine konu olan taşınmazın davacı adına tesciline, tescil mümkün değilse taşınmaz bedelinin davacıya iadesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "Dava konusu taşınmazın bulunduğu ... yaylasının sadece bölge halkı tarafından bilinmeyip, herkesin bildiği ve tanıdığı, yurt genelinde ... yayla olduğundan, umumun kullanımına ait yaylaların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği, bir an için taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilebilecek yerlerden olduğu kabul edilse bile, sadece ev yapmak suretiyle sürdürülen zilyetliğin de taşınmazın ekonomik amacına uygun olmadığı, davacı taraf taşınmaz bedelinin iadesi talebinde bulunmuş ise de dava konusu taşınmazın zaten davalı Hazine adına kayıtlı olduğu, evveliyatında davacının taşınmaz üzerinde cereyan eden zilyetliğinden ziyade bir hakkının olmadığı, evin bedelinin iadesi yönündeki talebin incelenebilmesi için öncelikle tapu iptali ve tescil davasının kesinleşmesi gerekli oduğu, davalı Hazinenin zenginleşmesinden ancak bu tarihte söz edilebileceğini, davacının Hazine arazisi üzerine ev yapmak suretiyle cereyan eden zilyetliğinin iyiniyetli olduğu söylenemeyeceği" gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince; "dava konusu taşınmazın yaylak olduğuna dair herhangi bir resmi kayıt ve belge bulunmadığı, dava konusu taşınmaza ait kadastro tutanağı da incelendiğinde, bu taşınmazın yaylak olduğuna dair herhangi bir tespit bulunmadığı, dava konusu taşınmazın kime ait olduğunun kesin olarak bilinmediği ve bu hususta tanıklık yapacak kimse de bulunmadığından bahisle taşınmazın hazine adına kaydının yapıldığı, dava konusu taşınmaz mahalle içerisinde kalmakta olup tüm komşu tapuları gerçek kişiler adına tescil edildiği, dava konusu taşınmaz 40 yılı aşkın süredir davacının kullanımında olduğu" gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, ... ili ... ilçesi ... köyü 1 13... parsel sayılı 128,27 m²lik taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş ve işbu karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının oluştuğundan bahisle hükmün kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, ulaşılan sonuç dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır. Şöyle ki; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 31.01.2001 tarihli ve 2000/8-1836-2001/13; Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 17.02.2004 tarihli ve 2003/8340-894; aynı Dairenin 09.03.2004 2003/9190-1666; Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 11.02.2002 tarihli ve 2002/269 Esas, 976 Karar sayılı kararlarında; yaylak, mer'a ve kışlaklar gibi köy ve belde halkının ortak yararlanmasına terk ve tahsis edilen mülkiyeti Hazineye ait yerlerin, 3402 sayılı Kanunu'nun 16/B maddesi hükümleri uyarınca kamu malı niteliğinde olduğu, kazandırıcı zamanaşımı ve zilyedlik yolu ile edinilmeyeceği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi hükmüne göre özel mülkiyet şeklinde tapuya tesciline karar verilemeyeceği, bu tür yerlerden doğal olarak yararlanabilmenin gereği, yaylalar üzerinde geçici nitelikte basit bina ve hayvan ağılı bulunabileceği, ancak yerleşim amacına yönelik kalıcı inşaat ya da tarım yapılmış olması sonucu zilyetlik süresi ne olursa olsun yaylalarda özel mülk olarak toprak kazanılamayacağı belirtilmiştir. 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 4/1. maddesinde “Mera, yaylak ve kışlakların kullanma hakkı bir veya birden çok köy veya belediyeye aittir. Bu yerlerin Devletin hüküm ve tasarrufu altında ” bulunmakta olduğu düzenlemiştir. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince yapılan keşifte yerel bilirkişi ve tanıklar bu taşınmazın ... nda bulunduğunu beyan etmişlerdir. Davacının dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu ödeme belgelerinde ve satış belgesinde de mevkii olarak "... ... Derneği" olarak geçtiği, amenajman planında dava konusu taşınmazın bulunduğu yer ve etrafına ... ... nitelendirilmesi yapılmak suretiyle harita üzerine yazıldığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 187/2. maddesine göre “herkesçe bilinen vakıalar çekişmeli sayılmaz” hükmü gereğince dava konusu taşınmazın bulunduğu ..., ..., ..., ... ve ... ... gibi aynı bölgede bulunan yaylaların, sadece bölge halkı tarafından bilinmeyip, herkesin bildiği ve tanıdığı, yurt genelinde ... yaylalar olduğu anlaşılmaktadır. Yayla olan yerin sakinleri tarafından amacının dışında yazlık evler yapılarak yaygın yapılaşma ve yerleşmeye sebebiyet verilmesi, bağlı bulunduğu belde de Belediye teşkilatı kurulması, hizmet binalarının yapılması, imar geçerek kesinleşmesi, kısa veya uzun süreli özel mülkiyete dönüştürülerek kullanılıyor olması, taşınmazın öncesinin kadim yayla olma gerçeğini ortadan kaldırmaz. Umumun kullanımına ait yaylaların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince, bu hususlar gözden kaçırılarak, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usûl ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle; Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/5169, K. 2025/5607, T. 15.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-5169-e-2025-5607-k-6ee8377164c0