Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2455 E. 2024/7805 K. – Tapu İptal Ve

Konu: Tapu İptal Ve Tescil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2455
Karar No
2024/7805
Karar Tarihi
Konu
Tapu İptal Ve Tescil

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1162 E., 2023/91 K. DAVA TARİHİ : 16.07.2020 KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Tosya Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/56 E., 2022/109 K.

Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R

Kadastro sırasında, Kastamonu ili Tosya ilçesi İbniselim mahallesi 1963 ada 1 parsel sayılı 1.484.473,08 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı; Kastamonu ili Tosya ilçesi Karşıyaka mahallesi Acıkavak mevkiinde 1963 ada 1 parsel numarasıyla kayıtlı taşınmazın yapılan 2/B uygulamasında orman olarak tespit edildiğini, bu taşınmazı ... isimli şahıstan satın aldığını, taşınmazı 25 yılı aşkın süredir kullandığı gibi üzerinde 150 m2'lik evinin bulunduğunu, 11.06.2019 tarihinde yapı kayıt belgesi ile de 3194 sayılı İmar Kanununun geçici 16. maddesinden faydalanarak kaydettirdiğini, bu taşınmazının emlak ve su abone bedellerini ödediğini, buna rağmen söz konusu taşınmazın orman sınırları dışında bırakılması gerekirken hukuka aykırı bir şekilde orman sınırları içerisine dahil edildiğini beyanla, orman kadastro tespitine itiraz etmiştir. Davalı ... İdaresi vekili; dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda 6495 sayılı kanunla 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) Eklenen Ek-5 inci maddesi gereğince yapılan orman kadastro çalışmasının 04.12.2017 tarihinde ilan edilerek 04.01.2018 tarihinde kesinleştiğini, 2/B çalışmasının ise 18.12.2018 tarihinde ilan edilerek 07.02.2019 tarihinde kesinleştiğini, davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, zira dava konusu taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına kayıtlı olduğunu, taşınmazın vasfının 2/B olarak değiştirilmesi halinde de malikinin Hazine olacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; tanık ve mahalli bilirkişilerin tutarlı ve sabit bir şekilde taşınmazın evveliyatında tüm köylünün kullanımında olduğunu ve mera olarak kullanıldığını beyan ettikleri, taşınmaza ilişkin eski tarihli hava fotoğrafları, eski ve yeni tarihli memleket haritası, amenajman planı, meşcere haritasını inceleyerek rapor tanzim eden orman yüksek mühendisinin raporunda; dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve üzerinde yer alan çayır ve çalı vejetasyonu ile birlikte değerlendirildiğinde mera vasfında olduğunun bildirildiği, ziraat mühendisi raporunda dava konusu taşınmazın fiili durumunun mera görünümde olduğunun belirtildiği, ormanların ve meraların 3402 sayılı Kanun'un 18/2 nci maddesi uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kazanılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, davacının istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince, davacının 1963 ada 1 parselin (A) harfi ile işaretlenen 5.854,53 m² yüzölçümlü kesimini dava ettiği, ancak sadece (A) harfi ile işaretlenen yerin üzerinde bulunan iki katlı evin davacı tarafından kullanıldığı, evin dışında kalan kesimin ise davacı ve satın aldığı kişiler tarafından ekilip biçilmediği, tüm köylüler tarafından hayvan otlatılmak suretiyle kullanıldığı, ev dışında kalan kesimin kadastro tespit tarihine kadar nizasız, fasılasız, malik sıfatıyla, ekonomik amacına uygun olarak, 20 yıl süreyle kullanılmadığı gibi çekişmeli yerin ve evin bulunduğu alanın dört tarafının 1963 ada 1 sayılı orman parselinin dava edilmeyen kesinleşen kesimleriyle çevrili olduğu, orman bütünlüğü içinde yer aldığı, orman içi açıklık niteliğinde bulunduğu, 1963 ada 1 parselin (A) harfi ile işaretlenen kesimde yer alan evin bulunduğu alanın hava fotoğraflarında ve memleket haritalarında açık alanda gözükmesinin de bu olguyu değiştirmediği, orman içi açıklıkların, orman bütünlüğü içinde yer alan taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilmesine yasal olanak bulunmadığı, kaldı ki çekişmeli yerin uzun yıllardır köylüler tarafından hayvan otlatılmak suretiyle kullanıldığına ilişkin yerel bilirkişi ve tanık anlatımları, eğiminin %10 ila 40 olması, halen üzerinde dağınık halde orman ağaçlarından karaçam, meşe ve karaçalıların yer alması karşısında çekişmeli yerin öncesinin orman olduğu, insan ve hayvan baskısıyla orman ağaçlarının kapalılık oluşturamadıklarının anlaşıldığı, diğer taraftan orman sınırları içinde bulunan taşınmazların, nitelik yitirdiği gerekçesiyle orman sınırları dışına çıkartılması isteğiyle Orman İdaresini zorlayıcı nitelikte davanın da dinlenme olanağı bulunmadığı, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı, yargılamada bulunan eksikliklerin Dairece tamamlandığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/2455, K. 2024/7805, T. 19.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-2455-e-2024-7805-k-87e895e2a368