Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2065 E. 2025/5990 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2065
Karar No
2025/5990
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/22 E., 2023/4 K. KARAR : Davaların kabulüne

Taraflar arasındaki davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında ve 2006 yılında yapılan kadastro sırasında, 1 54... , 156, 182, 188, 198, 1 99... parsel sayılı taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde, davacı ... Genel Müdürlüğü tarafından davalılar ... ve arkadaşları aleyhine açılan ve Hazinenin, taşınmazların dere yatağı niteliğinde olduğunu ileri sürerek katıldığı kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası nedeniyle malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacılar vekili, Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği 14.11.2012 tarihli asıl ve birleşen dava dilekçelerinde özetle; 1 54... , 156, 182, 188, 198, 1 99... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin 2005 yılında ... tarafından kamulaştırma bedelinin tespiti davaları açıldığını, anılan davalara taşınmazların kamu malı olduğu iddiasıyla Hazine tarafından müdahalede bulunulduğunu, yapılan yargılama sonucunda; kamulaştırma bedellerinin tespit edildiğini, ancak Mahkemece, Hazinenin müdahalesi nedeniyle taşınmazların mülkiyeti ihtilaflı olduğundan bahisle kamulaştırma bedelinin vadeli hesaba yatırılarak ileride belirlenecek hak sahibine ödenmesine karar verildiğini, bu nedenle bedelin müvekkillerine ödenmediğini, kamulaştırma tarihine kadar davacılar lehine zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleştiğini, yapılan kadastro çalışmalarında da taşınmazlar hakkında düzenlenen kadastro tutanaklarında malik hanesinin boş bırakıldığını açıklayarak, müvekkillerinin taşınmazlarda hak sahipliğinin tespitini istemiştir. Davalı Hazine vekili cevabında; taşınmazların dere yatağı vasfında olup zilyetlik yoluyla kazanmaya elverişli olmadığını ve bu yerde gölet inşaatının başladığını, 1984-1985 tarihlerinde davacının bu yerlerde herhangi bir zilyetliği bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne, dava konusu 1 54... , 198, 144, 188, 199, 2 01... parsellerin davacılara ait olduğunun tespitine karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 16.10.2014 tarihli ve 2014/17839 Esas, 2014/18426 Karar sayılı ilâmıyla; "Toplanan deliller ve dosya kapsamından; dava konusu 1 54... parselin ... tarafından yapılan kamulaştırmada 65 parsel, 1 54... parselin 22 parsel, 1 53... parselin 56 parsel, 1 54... parselin 16 parsel, 1 54... parselin 21 parsel, 1 54... parselin 24 parsel, 1 54... parselin 64 parsel numarası verilerek baraj sahası içinde kaldığından kamulaştırılmasına karar verildiği, 2006 yılında yapılan kadastro çalışmalarında, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nde taraflar arasında görülmekte olan kamulaştırma bedelinin tespiti davaları nedeniyle malik hanesi boş bırakılmak suretiyle taşınmazlar hakkında tutanak düzenlenip tutanağın sağ üst köşesine ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmekte olan davanın esas numarasının yazıldığının saptandığı, hal böyle iken Dairenin geri çevirme yazısı üzerine ... Kadastro Mahkemesi, cevap yazısında adı geçen taşınmazlara ilişkin Mahkemede açılan bir dava bulunmadığını bildirdiği, davacılar vekilinin muristen intikal, kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik hukuki nedenine dayanarak, kamulaştırmanın yapıldığı tarihe kadar vekil edenlerinin mülkiyet hakkının tespitini istediği, başka bir anlatımla ayni hak iddiasında bulunduğu, hal böyle ise de, dava konusu parsellerin, davalı olduğu gerekçesiyle malik hanesi boş olup taşınmazlar hakkında sicil oluşmadığı, 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi gereğince gerçek maliki belirleme ve malik hanesindeki boşluğu doldurma görevinin Kadastro Mahkemesine ait olduğu, öte yandan aynı Kanun'un 26/son ve 27/1. maddeleri uyarınca taşınmaz hakkında tutanak düzenlendiği tarihten itibaren tutanağın kesinleşmesine kadar Kadastro Mahkemesinin görevli olarak belirlendiği, bu nedenle Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerektiği" belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak verilen görevsizlik kararı sonrası, dosyanın geldiği Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacıların davalarının kabulüne, dava konusu 1 54... , 156, 182, 188, 198, 1 99... parsel sayılı taşınmazların eşit hisseyle ..., ..., ... ve ... adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 18.12.2017 tarihli ve 2015/14255 Esas, 017/9078 Karar sayılı ilâmıyla; "Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen (tutanakların malik hanelerinin açık bırakılma nedeni olan) davanın yargılaması sırasında, davaya konu taşınmazların Hazine adına tesciline karar verildiği, bu kararın o dosyadaki taraf olan eldeki dosyanın davacıları ve Hazine tarafından temyizi üzerine 18. Hukuk Dairesi’nin 06.11.20 08... /9152-11635, 6.11.20 08... /9164-11639, 5.11.20 09... /6500-9670, 05.11.20 09... /6498-9666, 6.10.20 09... /6522-8026, 6.10.20 09... /6515-80 22... .6.20 10... /5126-9308 sayılı ilamlarıyla mülkiyete ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmeyerek bedel yönünden Hazine’nin temyizi üzerine hükmün bozulmasına karar verildiği, sözü edilen kararlarla mülkiyetin Hazine adına tesciline ilişkin olarak Hazine yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu, Kadastro Mahkemesince bu husus gözetilerek karar verilmesi gerekirken usuli müktesep hakka aykırı düşecek şekilde eldeki dosyada yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu" belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne, dava konusu 1 54... , 156, 182, 188, 198, 1 99... parsel sayılı taşınmazların Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazların kamulaştırılmalarından önce hak sahipliğinin hüküm yerinde gösterilen payları oranında davacı ... ve müştereklerine ait olduğunun tespitine karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 29.09.2021 tarihli ve 2021/11540 Esas, 2021/9793 Karar sayılı ilamıyla; "Yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm vermek için yeterli bulunmadığı, Kadastro Mahkemesinde görülen davalarda tutanak aslının dosyada bulunması zorunlu olduğu halde, tutanak asılları getirtilip, dosyada muhafaza edilmediği gibi, taşınmazların malik hanelerinin açık bırakılmasına esas dava dosyaları da getirtilmeksizin yargılamaya devam edildiğinin anlaşıldığı, bu şekilde yargılamaya devam edilmesinin olanaklı olmadığı, diğer taraftan, keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklar, taşınmaz üzerinde davacı yanın zilyetliğini doğrulamakla beraber, keşif tutanağı içeriğine göre, taşınmazların su altında bulundukları gözlemlenmesine rağmen, uyuşmazlığın çözümünde uydu ve hava fotoğraflarından yararlanılmadığı, soyut nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına dayalı olarak hüküm kurulduğu, bu doğrultuda jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi aracılığıyla hava fotoğrafları incelettirilerek davacılar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "Çekişme konusu parsellerin bulunduğu gölet arazisinin 1 54... parsel sayılı orman parseli içerisinde kalmakta olduğu, her ne kadar Yargıtay bozma ilamında bu hususa dair araştırma yapılması gerektiği belirtilmemiş olsa da gölet alanı içerisinde kalmış farklı parsellere ilişkin Mahkemece karara bağlanmış 2022/7 Esas - 2023/1 Karar sayılı dosyada Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2021/8614 Esas ve 2022/280 Karar sayılı bozma kararı gereğince orman araştırması yapılmış ve 3 kişilik orman yüksek mühendisinden alınan rapora göre taşınmazların bulunduğu gölet sahasının ormandan açılmak suretiyle kazanılmadığı, dolayısıyla orman içi açıklık vasfında olmadığı, kadim tarım arazisi vasfında olduğunun belirtildiği, yine aynı şekilde Mahkemece karara bağlanan 2021/14 Esas- 2022/47 Karar sayılı dosyasında da gölet sahası içerisinde farklı taşınmazlar davalık olup, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 2020/4052 Esas ve 2021/4014 Karar sayılı kararı gereğince orman araştırması yapılmış ve karara esas alınan orman bilirkişi raporunda 2022/7 Esas sayılı dosyadaki orman heyet raporunda da belirtildiği gibi gölet sahasının orman olmadığı kanaatine varıldığı, belirtildiği üzere taşınmazların zilyetlikle kazanımı mümkün olmayan taşınmazlar kapsamında bulunmadığı, keşiflerde dinlenilen mahalli bilirkişiler ve taşınmazlara ait hava fotoğraflarının incelenmesi ile taşınmazlarda kadastro tespit tarihi itibariyle davacılar lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı kabulüne, 1 54... parsel sayılı (...'nin ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait 2010/24 Esas, 2010/57 Karar sayılı dosyasında dava konusu yaptığı zilyetlik tutanağında 56 nolu tapusuz taşınmaz), 1 54... parsel sayılı (...'nin ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait 2010/136 Esas, 2011/19 Karar sayılı dosyasında dava konusu yaptığı zilyetlik tutanağında 64 nolu tapusuz taşınmaz), 1 54... parsel sayılı (...'nin ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait 2010/162 Esas, 2011/6 Karar sayılı dosyasında dava konusu yaptığı zilyetlik tutanağında 65 nolu tapusuz taşınmaz), 1 54... parsel sayılı (...'nin ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait 2010/35 Esas, 2010/59 Karar sayılı dosyasında dava konusu yaptığı zilyetlik tutanağında 16 nolu tapusuz taşınmaz), 1 54... parsel sayılı (...'nin ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait 2010/22 Esas, 2010/52 Karar sayılı dosyasında dava konusu yaptığı zilyetlik tutanağında 22 nolu tapusuz taşınmaz), 1 54... parsel sayılı (...'nin ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait 2010/39 Esas, 2010/53 Karar sayılı dosyasında dava konusu yaptığı zilyetlik tutanağında 21 nolu tapusuz taşınmaz), 1 54... parsel sayılı (...'nin ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait 2010/135 Esas, 2011/25 Karar sayılı dosyasında dava konusu yaptığı zilyetlik tutanağında 24 nolu tapusuz taşınmaz) taşınmazların Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazların ayrı ayrı toplamda 128 pay kabul edilerek 32 payın hak sahipliğinin ..., 32 payın hak sahipliğinin ..., 8 payın hak sahipliğinin ..., 8 payın hak sahipliğinin ..., 8 payın hak sahipliğinin ..., 4 payın hak sahipliğinin ..., 4 payın hak sahipliğinin ..., 8 payın hak sahipliğinin ..., 8 payın hak sahipliğinin ..., 4 payın hak sahipliğinin ..., 4 payın hak sahipliğinin ..., 2 payın hak sahipliğinin ..., 3 payın hak sahipliğinin ..., 3 payın hak sahipliğinin ...'a ait olduğunun tespitine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Dosya kapsamından; dava konusu taşınmazların halen ...alanında daimi olarak sular altında kaldığı anlaşılmış olup, İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazların su altında kaldığı ve bu nitelikteki yerlerin 3402 sayılı Kanun'un (16/C) maddesi uyarınca tespit ve tescilinin mümkün olmadığı göz önüne alınarak, taşınmazların tespit dışı bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde tescil kararı verilmesi isabetsiz ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, Davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Davalı vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının birinci bendinde yer alan "..Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline.." ifadesinin hükümden çıkarılarak, yerine "...gölet suları altında kaldığı anlaşıldığından 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (16/C) maddesi gereğince tespit dışı bırakılmasına.." cümlesinin eklenmesine ve İlk Derece Mahkemesi kararının bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/2065, K. 2025/5990, T. 25.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-2065-e-2025-5990-k-a9d77b5e68ea