Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/1552 E. 2025/3373 K. – Orman İddiasına
Konu: Orman İddiasına Dayalı Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1552
- Karar No
- 2025/3373
- Karar Tarihi
- Konu
- Orman İddiasına Dayalı Tapu İptali Ve Tescil
İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ :... Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/181 E., 2022/64 K. DAVA TARİHİ : 23.07.2007 KARAR : Davanın kabulü
Taraflar arasındaki orman iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı... ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Zonguldak ili, Devrek ilçesi, Dedeoğlu köyü çalışma alanında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, 107 ada 148 parsel sayılı 1.010,10 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 02.08.1996 tarihinde, bahçe vasfıyla Hazine adına tespit edildikten sonra, davalıların murisi... tarafından Devrek Kadastro Mahkemesinin 2001/7 Esas sayılı dosyasıyla (dosyanın bozma sonrası aldığı esas numarası) açılan tespite itiraz davasının yapılan yargılaması sonucunda davanın kabulüne karar verildiği ve kararın 23.02.2007 tarihinde kesinleştiği, yine süresi içinde ...tarafından tespit maliki Hazine aleyhine açılan tespite itiraz davasının 1997/50 Esas sayılı dosya üzerinden yapılan yargılaması sonucunda davanın kabulü ile taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına kayıt ve tesciline karar verildiği ve bu kararın da 04.02.2000 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın halen tarla vasfıyla davalıların murisi... adına tapuda kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu Zonguldak ili, Devrek ilçesi, ... köyü 107 ada 148 parsel sayılı taşınmazın arazi kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına tespit edildiğini, İdarelerince tespite itiraz edilmesi üzerine Devrek Kadastro Mahkemesinin 1997/50 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek 10.05.2000 tarihinde kesinleştiğini, ancak söz konusu taşınmazla ilgili ... ile aynı gün, Devrek Kadastro Mahkemesinin 1997/155 Esasına kaydedilen ve davacısı ..., davalısı Hazine olan başka bir dava açıldığını, Mahkemece bu iki dosyanın birleştirilmeden ayrı ayrı yürütüldüğünü ve bu dosyanın Yargıtay bozmasından aldığı esas ile Mahkemenin 12.07.2002 tarih, 2001/7 Esas, 2002/204 sayılı kararıyla sonuçlandığını ve dava konusu taşınmazın davalı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiğini, yapmış oldukları araştırmada gerçek kişi adına tescile ilişkin kararın daha sonraki bir tarihte kesinleşmesine rağmen taşınmazın orman olduğuna ilişkin kesinleşmiş kararla ilgili dosyanın Tapu Sicil Müdürlüğü tarafından kadastro tutanağının aslının bulunmaması nedeniyle Devrek Kadastro Mahkemesine iade edildiğini ve ilgili dosyanın halen Mahkeme kaleminde beklediğini, bu nedenle taşınmazın orman vasfı ile tapu tescil işleminin gerçekleştirilemediğini, taşınmazın şahıs adına tescil edildiğini, taşınmazın 1958 tarihli memleket haritasında ve hava fotoğraflarında da ormanlık alan içinde kaldığını ileri sürerek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfında Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 24.04.2015 tarihli ve 2007/187 Esas, 2015/282 Karar sayılı kararıyla, "dava konusu taşınmazın eski tarihli hava fotoğraflarında ve memleket haritasında orman sayılan yerlerden olduğu, batısındaki ve güneyindeki orman parselleriyle bütünlük arz ettiği" gerekçesiyle verilen davanın kabulüne ve dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptaline orman vasfı ile Hazine adına tesciline dair hüküm, davalı gerçek kişilerin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 24.02.2020 tarihli ve 2019/5908 Esas, 2020/933 Karar sayılı ilamıyla; "... İlk Derece Mahkemesince kesinleşmiş orman kadastro haritası ve tutanaklarına göre inceleme ve araştırma yapılmadığı açıklanarak, yörede 99 no.lu Orman Kadastro Komisyonu tarafından 6831 sayılı Kanuna göre yapılan ve 17/08/1993 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme, sonuçlandırma ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orijinal renkli orman kadastro harita örneği ile başka orman kadastrosu, 2/B uygulaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak, yapılmış ise bu çalışmalara ait yukarıda değinilen belgelerin getirtilerek, 1993 yılında yapılan orman kadastrosuna davalı kişiler tarafından dava açılıp açılmadığının mahkeme kalemlerinden ve orman yönetiminden araştırılarak, gelen cevap dosya arasına alındıktan sonra, önceki keşiflerde görev almış bilirkişiler dışında, halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı kurumları bünyesinde çalışmayan bir uzman orman yüksek mühendisi veya orman mühendisi bilirkişi ve bir harita mühendisi, bulunmadığı taktirde bir fen bilirkişi aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, kesinleşmiş tahdit haritası ve kadastro paftası uygulattırılması, taşınmazın konumunun uzman ve fen ehli bilirkişilere düzenlettirilerek tahdit hattı ile irtibatlı krokide gösterilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi ..." gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... kesinleşmiş orman tahdit haritası ve kadastro paftası ölçeklerinin eşitlenerek dava konusu parsel sınırlarının çakıştırılması sonucunda fen bilirkişi raporunda krokide (A) harfiyle gösterilen 704.97 metrekare yüzölçümündeki alanın tarımsal faaliyetin yürütüldüğü alanda kaldığı, komşu ziraat alanı taşınmazlar ile bütünlük içinde olduğu, krokide (B) harfiyle gösterilen 305.21 metrekare yüzölçümündeki alanın 3116 sayılı Orman Kanunu'na göre orman sayılan yerlerden olduğu, 4785 sayılı Orman Kanunu'na göre devletleştirilen, 5653 sayılı Orman Kanunu'na göre iadeye tabi yerlerden olmadığı, 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesine göre orman sayılan yerlerden olduğu, orman tahdit sınırı içinde kaldığı ..." gerekçesiyle davanın kabulüne ve Zonguldak ili Devrek ilçesi Dedeoğlu köyü 107 ada 148 parselin mevcut tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ...vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; davanın kabul edilmiş olmasına rağmen, yargılama giderinin Kuruma yüklendiğini ve vekalet ücreti takdir edilmediğini belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu 107 ada 148 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına tespit edildiğini, davacılar murisi tarafından Devrek Kadastro Mahkemesinin 17.02.2002 tarih, 2001/7 Esas, 2002/204 Karar sayılı dosyasında tespitin iptali ile taşınmazın davacıların murisi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiğini, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, taşınmazın tarım arazisi olduğunu, 100 yılı aşkın süredir davacıların zilyetliğinde olduğunu, çınar ağacının davacılar tarafından yetiştirildiğini, taşınmaz üzerinde kamulaştırma yapıldığını, kamulaştırma belgelerinin celp edilmediğini, kamulaştırma yapan Kurumun davaya dahil edilmediğini, kamulaştırma sonucu 107 ada 165 parselin oluştuğunu ve göl vasfı ile Hazine adına tescil edildiğini, taşınmazın bir kısmının tahdit dışında kalmasına rağmen tümüne yönelik davanın kabulüne karar verildiğini belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili ile davalılar vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi uyarınca harç alınmasına yer olmadığına, istek halinde peşin harcın temyiz eden davalılara iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.