Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/8362 E. 2024/6460 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/8362
- Karar No
- 2024/6460
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1074 E., 2022/2399 K. KARAR : Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, İLK DERECE MAHKEMESİ : Adalar Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/111 E., 2021/53 K.
Taraflar arasındaki kesinleşmiş orman tahdidinden kaynaklı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesinde ilk orman tahdidinin 1942 yılında 3116 sayılı Orman Kanuna (3116 sayılı Kanun) göre 1/10000 ölçekli haritaya dayalı ... Devlet ormanı olarak yapıldığı, 1981 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci madde uygulama çalışmaları yapılarak 23.09.1981 tarihinde ilan edilerek kesinleştiği, 1984 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2896 sayılı Kanunla değişik 2/B uygulama çalışmaları yapılarak 26.11.1985 tarihinde ilan edilerek kesinleştiği, 1988 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 3302 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) değişik 2/B uygulama çalışmaları yapılarak 19.04.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleştiği, dava konusu ... ilçesi ... Mahallesi 200 ada 8 parsel sayılı taşınmazın, 1928 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 200 ada 1 parsel numarası altında tapuya tescil edildiği, daha sonra ifraz işlemi ile 200 ada 8 parsel olarak müfrez çamlık vasfında ... oğlu ... adına tescil edildiği ve halen davalı adına tescilli bulunduğu anlaşılmaktadır.
2. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi 200 ada 8 Parsel nolu taşınmazın tapuda malikinin ... isimli şahıs göründüğünü, ... isimli şahsa ilişkin Adalar Sulh Hukuk Mahkemesinin 2000/148 Esas, 2000/173 Karar sayılı kayyum kararı doğrultusunda ... Defterdarlığının davalı olarak gösterildiğini, dava konusu taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları içerisinde kaldığını, davalı adına tescil kaydının iptali gerektiğini, dava konusu parselin tapu kaydında ... ... ... Vakfı adına Z.Ş.M.V. şerhi bulunduğunu, orman sayılan alanlar üzerinde yer alan bu şerhin de Anayasa ve mevzuat gereği iptali gerektiğini, orman sayılan yerlerin vakfedilemeyeceğini, davanın kabulü ile İstanbul ili ... ilçesi ..., ... Mahallesinde bulunan 200 ada 8 parsel numaralı taşınmazın tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline, tapu kaydında bulunan Z.Ş.M.V ve diğer şerhlerin terkinine karar verilmesi istemiştir.
II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; Adalar Sulh Hukuk Hakimliğinin 31.12.1976 tarihli ve 976/184 Esas, 976/184 Karar sayılı ilamıyla, taşınmaz maliki ... oğlu ...'ye kayyım tayin edilmesine karar verildiğini, taşınmazın orman hudutları dahilinde kalması nedeniyle kayyım tarafından yapılacak bir işlemin olmamasından dolayı kayyımlığın kaldırılmasına ve taşınmaz hakkında 6831 sayılı Orman Kanun'un 17 nci maddesi gereğince işlem yapılmasına, Adalar Sulh Hukuk Hakimliğinin 03.01.1983 tarihli ve 976/184 Esas, 976/184 Karar sayılı ek kararı ile karar verildiğini, Hazinenin bu davada yasal hasım olduğunu, mahkeme masrafları ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, 3402 sayılı Kanunla eklenen 36/A madde ile 3402 sayılı Kanuna eklenen Geçici 11 inci maddesi uyarınca, aleyhlerine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmolunmaması gerektiğini ileri sürerek, davacının davasını ispatı ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava açılması için öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu, davanın hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, taşınmazın Devlet ormanı niteliğinde olmadığını, 3116 sayılı Kanuna bağlı olarak yapılan ilk orman tahdidi ile 1943 yılında orman sınırları içine alınmışsa da 5653 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddelerin Eklenmesine Dair Kanun (5653 sayılı Kanun) kapsamında, kanun uyarınca “Orman Sayılmayan Yer” olduğundan, 1951 yılında yapılan “Maki Tefriki” ile ilk orman tahdidinden, “orman istisnası olmak üzere” ayrıldığını, taşınmazın kaydındaki “... ... ... Vakfından” belirtmesinin müvekkili idarece konulmadığını, taşınmazların (kadim) kayıtlarında var olan kadastroca kütüğüne işlenen şerhler olduğunu, davacı ... İdaresinin iddialarının dayandığı ilk tarihin ilk orman kadastrosunun yapıldığı 19.04.1943 tarih olduğunu, müvekkili Vakıflar İdaresinin kayıtlarının ise 1943 tarihinden çok öncesine ait kayıtlar olduğunu, müvekkilinin dava konusu bu yerde davacıdan çok daha önceki yıllarda hak sahibi ve hak sahipliği kayıtları atik kayıtlara dayandığını, atik kayıtların yok sayılması ya da müvekkili Vakıflar İdaresine ait icareli taşınmazların şerhlerinin bedelsiz terkininin mümkün olmadığını, bu terkin yapılacak ise bedeli mukabilinde yapılması gerektiğini, bunun 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 18 nci maddesi gereği olduğunu, dava konusu yere sonradan orman tahdidi ile orman vasfı kazandırılmasının vakıf mallarında mümkün olmadığını, Cumhuriyet dönemi öncesi mülkiyet hakkına dayalı olarak kurulmuş vakıf şerhinin, Anayasa, 6831 sayılı Orman Kanunu, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu, Yargıtay İçtihatları ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gereği olduğunu, mülkiyete dayalı olarak kurulduğunu, mukataalı ve icareli usulde değerlendirilen taşınmazın orman tahdidi ve kadastrosu işlemlerinden çok önceki bir tarihte mülkiyet hakkından kaynaklı oluşmuş vakıf şerhinin, kanun gereği taviz bedeli ödenmeden terkininin mümkün bulunmadığından davacının bedelsiz terkin talebinin, haksız talebinin reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Adalar Sulh Hukuk Mahkemesinin 31.12.1976 tarihli ve 976/184 Esas, 976/184 Karar sayılı ilamı ile ... defterdarlığının kayyım atanmasına karar verildiği, davalı tarafta kayıt malikini temsilen kayyımın bulunduğu, taraf teşkilinin bulunduğunun tespit edildiği, toplanan deliller ve bilirkişi incelemesinden anlaşıldığı üzere dava konusu İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi 200 ada 8 parselde kayıtlı taşınmazın tamamının orman sınırları içinde olduğu, tapu kaydından da orman sınırlarında olduğuna dair şerhin bulunduğu, anayasal hükümler gereğince Devlet ormanlarının devredilemeyeceği, orman vasfında olan taşınmazlar hakkında herhangi bir şerh verilemeyeceği, iyi niyetle kazanmanın mümkün olmadığı, ilim ve fen bakımından orman sınırları içerisinde yer almasının uygun olacağı, T.C. Anayasasının 169 ncu maddesi ile ormanların anayasal güvence altında olduğu ve özel mülkiyete konu edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile, İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi 200 ada 8 parselde ... oğlu ... adına kayıtlı tapu kaydının İptaline, Orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, tapu kaydı üzerindeki Z. Ş. M. V. şerhinin ve diğer beyan ve şerhlerin terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu vakfın sahih, usulüne uygun ve hayratın giderlerini karşılamak üzere vakfedildiği, ...’nın da vakfiye kapsamında bulunduğunun vakfiye ile sabit bulunduğunu, dava konusu taşınmazın sahih olarak vakfedilmiş mukataalı arazilerden olduğunu ve Kanunda taviz bedelinin ödenmesi kıstası olarak gerçek ve tüzel kişiler açısından bu bedelin ödenmesinde ayırım gözetilmediğini, davacının da tüzel kişi olması nedeni ile Kanun kapsamında kaldığını, dava konusu vakfın kuruluş tarihinin Miladi 1547, Hicri 954 tarihi olduğunu, davacının dava konusu taşınmazı edinme tarihinin ise 2012 yılı olduğunu ve davacının bu yeri ancak 1943 tarihinden beri orman olarak vasıflayabildiğini, öncesinde ise bu yere dava konusu vakfın malik sıfatı ile sahip bulunduğunu, vakfiye kapsamında kaldığını ve vakfın kuruluş tarihinin de davacının bu yeri orman vasfı ile sahiplendiğini, 2012 yılından çok çok öncesine ait olduğu ve sahih menşeli vakıf arazilerinin de yukarıda anılan 5737 sayılı Kanun'un çok açık 18 nci maddesi gereğince, taviz bedeli alınmadan serbest tasarrufa terk edilemeyeceği belirtildiğinden verilen bedelsiz şerhin terkini kararının hukuka açıkça aykırı olduğunu, bedelsiz terkinin kanuna aykırı olduğunu açıklayarak İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu ... ilçesi ... Mahallesi 200 ada 8 parsel sayılı taşınmazın, 1928 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 200 ada 1 parsel numarası altında tapuya tescil edildiği, daha sonra ifraz işlemi ile 200 ada 8 parsel olarak müfrez çamlık vasfında ... oğlu ... adına tescil edildiği ve halen davalı adına tescilli bulunduğu, davalıya Adalar Sulh Hukuk Mahkemesinin 1976/184-184 Esas ve Karar sayılı ilamı ile kayyım atandığının anlaşıldığı, dosyada yer alan 05.01.2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, dava konusu 200 ada 8 parsel sayılı taşınmazın tamamının yapılan tüm orman kadastro çalışmalarında kesinleşen orman kadastro sınırları içerisinde kaldığının ve fiili olarak da orman niteliğinde bulunduğunun rapor edildiğinin anlaşıldığı, dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman kadastro haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazın tamamının kesinleşen harita ve tutanaklara göre kesinleşen tahdit içinde kalan yerlerden olduğu, taşınmazın eylemli durumunun orman olduğu, ormanların üzerindeki her türlü şerhten ari olarak tapuya tescil edilmesi gerektiği ve tapu kaydı üzerindeki vakıf şerhinin terkinine karar verilmesi gerektiği, mahkemece verilen kararın usul ve kanuna uygun, delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, Adalar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/111 Esas ve 2021/53 Karar sayılı kararına yönelik davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kesinleşmiş orman tahdidinden kaynaklı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu. 3116 Sayılı Orman Kanunu. 6831 Sayılı Orman Kanunu. 5737 sayılı Vakıflar Kanunu. 3. Değerlendirme Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.