Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/6589 E. 2024/6767 K. – Kadastro Tespiti
Konu: Kadastro Tespitine İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/6589
- Karar No
- 2024/6767
- Karar Tarihi
- Konu
- Kadastro Tespitine İtiraz
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1379 E., 2022/912 K. DAVA TARİHİ : 19.02.2021 KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/246 E., 2021/237 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Antalya ili ... ilçesi ... mahallesi çalışma alanında bulunan 13320 ada 16 parsel sayılı 987,17 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, ham toprak niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı vekili; davacının Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 13320 ada 16 parsel sayılı taşınmazında Kadastro Müdürlüğü tarafından kadastro çalışması yapıldığını, taşınmazın "kullanımsızdır" şerhiyle tutanaklara geçtiğini, bu tespitin yanlış olduğunu, davacının taşınmazı uzun yıllardan beri ekip dikmek suretiyle tarım amacıyla kullandığını, vergilerini ve ecrimisilini düzenli olarak yatırdığını, defalarca Milli Emlak Müdürlüğüne satış talebinde bulunduğunu, yapılan tespitin gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek, dava konusu taşınmaza yönelik kadastro tespitinin iptaliyle parselin tamamının davacı ...’un kullanımında olduğunun tespitine ve kadastro tutanaklarının bu şekilde düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; dava konusu taşınmaz hakkındaki kadastro tespitinin ilgili mevzuat hükümlerine ve taşınmazın somut kullanım durumuna uygun olduğunu, kadastro çalışmasının kullanıcı tespitine yönelik bir çalışma olmadığını, davacının zilyetlik tespiti ve beyanlar hanesine şerh verilmesi talebinin kabul edilemeyeceğini, davacının hukuki yararının bulunmadığını, taşınmaz üzerinde ilgili mevzuata uygun bir kullanım ya da imar-ihya bulunmadığını, davacı yönünden zilyetlik ve iktisap koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu taşınmaza ilişkin kadastro tutanak aslı incelendiğinde edinme sebebi bölümünde kimsenin kullanımında olmayan yerlerden olduğunun tespit edildiğinin anlaşıldığı, edinme nedeni sütunundaki bilgiler açıklama niteliğinde olup, adına tespit yapılan kişiler haricindeki şahıslar bakımından bir hak doğurmasının söz konusu olmadığı, böyle bir hakkın doğabilmesi için taşınmazda kullanıcı olunduğunun ya da üzerindeki muhdesatların aidiyetine yönelik bilgilerin kadastro tutanağının beyanlar hanesine şerh edilmesi gerektiği, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde yer alan bu nitelikteki şerhlere yönelik olarak dava açılması mümkün olup, edinme nedeni sütununda yazılı bilgilere karşı dava açılmasında, bu bilgilerin açıklama niteliğinde olması nedeniyle hukuki yarar bulunmadığı, dava konusu taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesinde kullanıcı veya kullanımsız şerhi bulunmadığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek 4 üncü maddesi kapsamı dışında tespiti yapılan taşınmazlarda beyanlar hanesine kullanıma ilişkin şerh verilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından ve edinme sebebi bölümündeki hakka dayanarak Hazine adına tespit edilmiş taşınmazların kullanıcı şerhi verilmesi mümkün görülmediğinden usul ekonomisi gereği keşif yapılmasına gerek de duyulmadığı gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 13320 ada 16 parsel nolu taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8 inci maddesine göre yapılan kadastro tespitindeki gibi işlem yapılarak ham toprak niteliği ile ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince, 3402 sayılı Kanunu'nun Geçici 8 inci maddesinde, 3402 sayılı Kanun'un yayımı tarihinden önce yapılan tapulama veya kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan tapuda kayıtlı taşınmazlar ile kamu kurum ve kuruluşlarına ait yerlerde ve çalışma alanı içinde orman olduğu gerekçesiyle tespit harici bırakılan alanlarda, daha sonra kesinleşen orman kadastrosu sonucunda orman sınırı dışında kalan tapulu ve tapusuz taşınmazların 3402 sayılı Kanun hükümleri gereğince kadastrosu yapılacağı düzenlemiş olup, davaya konu kadastro işleminin, tescil harici kalan taşınmazların 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8 inci maddesi uyarınca mülkiyetinin belirlenmesine ilişkin kadastro çalışması olduğu, bu tür kadastro çalışmalarında ancak 3402 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi uyarınca taşınmaz üzerinde muhdesatın bulunması halinde bunun beyanlar hanesinde gösterilmesinin mümkün olduğu, zira özel mülkiyete konu taşınmazlarda kullanım kadastrosu yapılmamış ise zilyetlik şerhi verilmesi mümkün bulunmamakta olup, taşınmazların kayıtlarına kullanıcı şerhi yazılmasının ancak yasalarla özel düzenleme yapılması ile mümkün olduğu, çekişmeli taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanun'a 5831 sayılı Kanun'un Ek 4 üncü maddesiyle eklenen Ek 4 üncü maddesine göre yapılan kullanım kadastrosu bulunmadığına göre tutanağın beyanlar hanesine zilyetlik şerhi verilmesinin mümkün olmadığı, İlk Derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.