Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2026/4567 E. 2026/6998 K. – Kişiyi Hürriyetin
Konu: Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/4567
- Karar No
- 2026/6998
- Karar Tarihi
- Konu
- Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/619 E. 2026/120 K. SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 29.01.2025 tarih ve 2024/102 Esas, 2025/68 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 109/2, 29, 62, 53... . maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, silahla tehdit suçundan ise beraatine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 26.01.2026 tarihli ve 2025/619 Esas, 2026/120 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılarak sanık hakkında silahla tehdit ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kül halinde, 5237 sayılı Kanun'un 109/2, 109/3-a, 53... . maddeleri uyarınca 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunlukları uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanığın Temyiz İstemi Kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, kazanılmış hak kuralının ihlal edilerek fazla ceza verildiği, tarafına zorunlu müdafi tayin edilmediği, cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak verilmesinin hatalı olduğuna ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava dosyası kapsamına göre, olay günü sanığın evine davet ettiği mağdurun, yanında tanık S.Ç ile birlikte sanığın evine saat 03.00 sıralarında gittiği, bir süre sohbet ettikleri, katılan ... lavabodan çıkıp salona gelince sanığın cam şişeyle şikayetçinin kafasına vurduğu, yere düşünce de yumrukladığı, boğazını sıkıp "Öldüreceğim ben bunu" dediği, iple bağlamaya çalıştığı, daha sonra katılan ...'i banyoya kilitlediği, burada göğsüne yumruk attığı, oradan çıkartıp yatak odasına götürüp orada da darp ettiği, av tüfeğini katılana doğrultup sinkaflı söylemlerde bulunarak seni burada öldüreceğim diye tehdit ettiği, evin kapı zili çalınca sanığın yatak odasından ayrılması ile katılanın yatak odasının balkonuna çıkarak yan dairenin balkonuna geçtiği, daha sonra polislerin olay yerine gelip sanığı yakaladığı, sanığın suç tarihinde silahla tehdit ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiasına ilişkin olarak; Kolluk tarafından tanzim edilen tutanaklar, savunma, tanık ve mağdur beyanları ve tüm dosya kapsamından suç tarihinde mağdurun beyanını doğrulayan adli rapor, sanığın evinde yapılan aramada av tüfeğinin bulunması, ihbar üzerine olay yerine gelen ekiplerin mağduru sanığın ikamet ettiği dairenin yan tarafındaki dairede bulması karşısında sanığın silahla tehdit ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, 5237 sayılı Kanun'un cezanın belirlenmesi başlıklı 61/1. maddesinde belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3/1. maddesinde ifade edilen cezada orantılılık ilkesi nazara alındığında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin isabetli olduğu, Mahkeme tarafından 21.03.2024 tarihli celsede savunması alınan sanığa öncesinde yasal hakları okunarak bilgi verildiği ve sanığın savunma yapmak için avukat talep etmediğini beyan ettiği, yargılama dosyasında 5271 sayılı Kanun'un 150/2-3. maddelerinde belirtilen zorunlu müdafii gerektiren yasal bir zorunluluk da bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın avukatı olmaksızın yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda aşağıda belirtilen bozma nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. İlk derece mahkemesince sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen hükmü sadece sanığın istinaf ettiği, Cumhuriyet savcısının istinaf talebinin ise yalnızca silahla tehdit suçuna yönelik olduğu, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmede eylemlerin bir bütün olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu kabulüyle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması ile birlikte kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hüküm kurulduğu, ancak ilk derece mahkemesince kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanığın 1 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği ve bu hükmün sanık lehine kazanılmış hak oluşturduğu gözetilmeden, istinaf incelemesi sonrasında anılan suçtan 8 yıl hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 283. maddesine aykırı davranılması nedeniyle sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 26.01.2026 tarihli ve 2025/619 Esas, 2026/120 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca takdîren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE Dairemizin 2026/4567 Esas, 2026/6998 Karar nolu temyiz dosyasının heyetimizdeki inceleme ve müzakeresi sonucunda çoğunluk kanaatiyle aramızda oluşan görüş farklılığı nedeniyle muhalefet şerhine ilişkin gerekçe içeriği şu şekilde oluşmuştur ki; Temyiz incelemesine konu edilen ve hukuki çözüme kavuşturulması gereken husus, sanık hakkındaki istinaf incelemesinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, duruşma açarak vermiş olduğu, silahla ve cebir tehdit suretiyle kişiyi hürriyetinden alıkoyma suçundan TCK 109/2-3a maddesi gereğince 8 yıl hapis cezasının CMK 283 maddesinde düzenlenen “İstinaf yoluna yalnız sanık lehine başvurulmuşsa yeniden verilen hüküm önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz” düzenlemesine aykırılık teşkil edip etmediğine ilişkindir. Şöyle ki; Sanık hakkında İlk Derece Cumhuriyet Başsavcılığınca mağdureye karşı nitelikli kasten yaralama suçundan TCK 86/1-3e, 87/1-d, silahla tehdit suçundan TCK 106/2a, kişi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK 109/2-3a maddeleri gereğince cezalandırılması için dava açılmışken ilk derece mahkemesi, kasten yaralama suçundan sevk maddeleri uyarınca haksız tahrik indirimi de (TCK 29 m.) yaparak 1 yıl 10... gün hapis, hürriyetten yoksun kılma suçundan TCK 109/2, 29 maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay hapis cezalarına ve silahla tehdit suçundan ise CMK 223/2-e maddesi gereğince sübuta ermediğinden sanığın beraatine hükmetmiştir. Bu hükümlerden mahkumiyete dair olanlar sadece sanık tarafından, beraate dair olan (silahla tehditten) ise sanık aleyhine olmak üzere cezalandırılma talebiyle Cumhuriyet Savcısı tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf Mahkemesi, duruşmalı inceleme neticesinde sair hususların esastan reddiyle silahla tehdit ve hürriyetten alıkoyma suçlarından ilk derece mahkemesince kurulan hükümleri hukuka aykırı görerek kaldırmak suretiyle sanığın tehdit ve alıkoyma eylemlerinin birlikte ve aynı amaca matuf olarak işlendiğini, silahla tehdit eyleminin sabit olup alıkoyma suçunun unsurunu TCK (109/3-a) oluşturduğundan bu nedenle alıkoyma suçundan verilen cezanın TCK 109/3a maddesi gereğince artırılması gerektiği kanaatine vararak neticeten TCK 109/2-3a maddeleri gereğince 8 yıl hapis cezasına hükmetmiş ve bu uygulama CMK 283 maddesine ve sair herhangi bir kanun maddesine aykırılık teşkil etmemektedir. Zira; Her ne kadar Cumhuriyet Savcısı, sanığın, mağdurenin hürriyetini zorla kısıtlarken onu silahla tehdit etmesi eylemini müstakil bir suç olarak nitelendirmiş ve bundan dolayı silahla tehdit suçundan verilen beraat hükmünü sanık aleyhine istinaf etmiş ve hürriyetten yoksun bırakma suçundan verilen mahkumiyet hükmünü ayrıca istinaf etmemiş ise de, Cumhuriyet Savcısının, sanığın sübut bulan ve kül halinde nitelikli cebir tehdit ve silahla alıkoyma suçunu oluşturma eylemlerinin hukuki nitelendirmede hataya düşerek ayırması, silahla tehdit ve hürriyeti tahdit olarak iki ayrı suç şeklinde değerlendirmesi mahkemeler açısından bağlayıcı olmadığı gibi sanık açısından da herhangi bir lehe hukuki sonuç doğurmaz. Müstakil veya mürekkep eylemlerin nitelikli, niteliksiz tek suç mu, birden çok suç mu oluşturduğunun nihai olarak belirleyici mercii mahkemelerdir. Eylem veya eylemler, ne kadar suç oluşturuyorsa CMK sistematiği içinde o kadar sayıda davanın var olduğu izahtan varestedir. Bu davaların tek bir iddianame ile mahkeme önüne getirilmesi ve mahkeme tarafında tek yargılama dosyası kapsamında yürütülüp sonuçlandırılması bu durumu değiştirmez. Buna göre somut olayda sanığın sübut bulan silahla tehdit ve alıkoyma eylemleri TCK 109/2- 3a maddesinde düzenlenen mürekkep nitelikli ağırlaştırılmış hürriyetten yoksun kılma suçunu oluşturmuşken, Cumhuriyet Savcısınca ayrı bir suç nitelendirmesi yapılarak, silahla tehdit suçundan verilen beraat hükmüne yönelik aleyhe istinafının hukuken değerlendirilirken, hürriyetten yoksun kılma suçunun Cumhuriyet Savcısı tarafından istinaf edildiğinin kabulü kaçınılmazdır. Çünkü aleyhe istinaf edilen husus hürriyetten yoksun kılma suçunun ayrılmaz ve zorunlu bir parçası, ağırlaştırıcı unsurudur. Bu nedenle Cumhuriyet Savcısı tarif ve tanımında hataya düşmüş ise de hürriyeti tahdit suçundan verilen hükmü sanık aleyhine istinaf ettiğinin kabulü elzemdir. Aksi durumda TCK sistematiği ve suçların kanuniliği çerçevesinde sanığın sabit olan, mağdureyi silahla tehdit eylemini hürriyeti tahdit suçunun ağırlaştırıcı unsuru olarak nitelendirmek gerektiğinden ve ayrıca silahla tehdit suçundan TCK 109/2a maddesi gereğince yeni bir mahkumiyet hükmü kurulamayacağından Cumhuriyet Savcısının aleyhe yapmış olduğu istinaf talebinin göz ardı edilmesi ve yok sayılması sonucu ortaya çıkacaktır. Tüm bu değerlendirmeler çerçevesinde sanık hakkında vaki olan yargılama kapsamı ve sürecinde, Cumhuriyet Savcısı tarafından cebir tehdit ve silahla hürriyetten alıkoyma suçundan sanık aleyhine istinaf yoluna müracaat edildiğinden istinaf mahkemesince, sanık aleyhine cezanın artırılmasının, CMK 283 maddesine aykırılık teşkil etmediğinden ve sair hususlarda da herhangi hukuka aykırılık bulunmaması nedeniyle temyiz isteminin reddi ile hükmün onanması gerektiği görüşünde olduğumdan çoğunluğun kararına aykırı iş bu muhalefet şerhi gerekçesi ile bozma kararına iştirak edilmemiştir. 20.05.2026