Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/14983 E. 2026/3871 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/14983
- Karar No
- 2026/3871
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/494 E. 2019/411 K. HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Hükümlü hakkında Ankara 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.04.2019 tarihli ve 2018/4 94... /411 Karar sayılı kararı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasında 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 03.05.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 09.12.2025 tarihli ve 2025/20781 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.12.2025 tarihli ve KYB-2025/147962 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede; Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28.05.2025 tarihli ve 2023/21339 esas, 2025/6105 karar sayılı ilâmı ile aynı Dairenin 21.04.2025 tarihli ve 2023/21372 esas, 2025/4659 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın itiraz yolu açık olmak üzere, karar tarihinde yürürlükte olan başvuru süresi de belirtilmek suretiyle verilmesi ve şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gerektiği, hakkında verilen karara karşı şüpheliye itiraz hakkı tanınmadan ve karar kendisine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, dolayısıyla bu durumda usulüne uygun şekilde verilmiş ve kesinleşmiş bir kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararı bulunduğundan söz edilemeyeceği nazara alındığında, İnceleme konusu karara dayanak alınan kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın, itiraz kanun yoluna başvuru süresinin 15 gün yerine 7 gün olarak belirtilmek suretiyle şüphelinin yanıltıldığı, usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmaması nedeniyle de kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediğinden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı ve bu bakımdan kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine dair yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A.Şüpheli hakkında, 03.05.2017 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 20.09.2017 tarihli ve 2017/133868 Soruşturma, 2017/1011 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, şüphelinin tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 11.05.2018 tarihli iddianamesi ile açılan kamu davasında Ankara 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.04.2019 tarihli ve 2018/494 Esas, 2019/411 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 62... . maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 03.05.2019 tarihinde kesinleştiği, B. Sanığın 28.05.2020 tarihli uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti suçuna ilişkin Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.11.2021 tarihli ve 2020/428 Esas, 2021/378 Karar sayılı kararının ihbarı ile dosya yeniden ele alınarak Ankara 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2022 tarihli ve 2021/1145 Esas, 2022/386 Karar sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında itiraz kanun yolu süresinin 7 gün olarak gösterildiği belirtilerek yargılamanın durmasına karar verildiği, kararın 17.05.2022 tarihinde kesinleşmesi ile dava dosyasının Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, C. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 18.07.2022 tarihli kararı ile şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, şüphelinin tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile erteleme kararını ihlal etmesi üzerine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 07.12.2022 tarihli iddianamesi ile Ankara 52. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, D. Ankara 52. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.12.2022 tarihli ve 2022/825 Esas, 2022/802 Karar sayılı kararı ile aynı eyleme ilişkin yargılamanın durması kararı verildiğinden Mahkemenin görevsizliğine karar verildiği, E. Ankara 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.10.2023 tarihli ve 2023/ 60... /749 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 20.10.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. F. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda sanığa, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, Dosya kapsamına göre; sanığın 03.05.2017 tarihli eylemine ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 20.09.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında itiraz kanun yoluna başvuru süresinin 7 gün olarak gösterilmesi sebebi ile yargılamanın durması kararı sonrası Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yeniden verilen 18.07.2022 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararında itiraz kanun yolu, mercii, itiraz kanun yoluna başvuru süresi, sürenin ne zaman başlayacağının açıkça gösterildiği, kararın 11.08.2022 tarihinde tebliği ile kesinleştiği anlaşıldığından Kanun yararına bozma istemi ve tebliğnamede belirtilen gerekçe yerinde görülmemiş ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.03.2026 tarihinde karar verildi.
...