Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/14597 E. 2026/8533 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2025/14597
Karar No
2026/8533
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2984 Esas, 2025/2225 Karar SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle; gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı Kadirli Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.09.2025 tarihli ve 2025/298 Esas ve 2025/334 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/4-a, 53, 58, 63, 54/1, 54/4. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis ve 150.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 27.10.2025 tarihli ve 2025/2984 Esas, 2025/2225 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ve Müdafinin Temyiz Sebepleri Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın ticaretini yaptığı iddia edilen uyuşturucu maddeleri kullanmak maksadıyla bulunduğuna, atılı suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, Mahkemesince verilen kararının hükmü destekleyecek nitelikte yeterli ve denetime elverişli olmadığına, uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti suçuna ilişkin somut bir delil bulunmadığına, arama işleminin usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın tahliyesine ve beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava dosyası kapsamında göre; 15.04.2025 tarihinde sanık ...'nın, Mersin ilinden Kadirli ilçesine getirdiği uyuşturucu maddelerin satışını yapacağı yönünde bilgiler edinilmesi üzerinde gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında Cumhuriyet savcısından alınan yazılı arama el koyma emrine istinaden sanığın ikamet adresinde yapılan aramada kullanım sınırı üzerinde ... maddesi ele geçirildiği olayda sanığın ticari amaçla uyuşturucu madde bulundurmak sureti ile uyuşturucu madde ticareti yapma ve sağlama suçunu işlediği iddiasına ilişkin olarak; 1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, hukuka uygun surette elde edilen ve eksiksiz incelenen delillerin suçun sübutunun tayinde yeterli olduğu, arama işleminin usul ve yasaya uygun olduğu, araştırma ve kimlik tespit tutanağı, sanığı ikametinde ticari amaçla uyuşturucu madde bulundurduğu yönünde kollukça edinilen istihbari bilgi, olay tutanağı içeriği, yakalama ve üst arama tutanağı, arama ve el koyma tutanağı, tartı, vezin ve ön ekspertiz raporu, kriminal raporu ile birlikte sanığın aşamalarda ele geçirilen maddelerin kendisine ait olduğunu beyan etmesi, suça konu maddenin ele geçiriliş şekli, niteliği ve cinsine nispeten kullanım sınırı üzerinde olması karşısında Mahkemenin, sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığı şeklindeki kabulün, hukuka uygun olarak toplanan delillere dayanarak mahkumiyet hükmü kurulmasının isabetli olduğu, anlaşıldığından, sanık ve sanık müdafinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik hükmün adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin kısımında 5237 sayılı Kanun'un 52/4. maddesi gereğince sanığa verilen para cezasının miktarı ve sanığın ekonomik durumu dikkate alınarak aylık eşit taksitler halinde 20 eşit taksit halinde sanıktan tahsiline karar verildikten sonra taksitlerden birinin ödenmemesi halinde kalan taksitlerin tamamının sanıktan tahsil edileceğinin yanında ödenmeyen adli para cezasının hapse "çevrileceği" ihtarı yerine "çevrilebileceğine" karar verilerek 5237 sayılı Kanun'un 52/4-son maddesine aykırı davranılmasının hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiş, bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür

III. KARAR Gerekçe bölümünün (2) numaralı paragrafında açıklanan nedenlerle sanık ve sanık müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 27.10.2025 tarihli ve 2025/2984 Esas, 2025/2225 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2 maddesi gereği, BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 303 üncü maddesi gereği, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6. fıkrasının (b) bendinde yer alan "hapse çevrilebileceği" ibaresi çıkartılarak yerine "hapis cezasına çevrileceği" ibaresinin eklenmesi, suretiyle hükümdeki hukuka aykırılıkların DÜZELTİLEREK Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kadirli Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.06.2026 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ

Sayın çoğunluğun, sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün onanması yönündeki görüşüne aşağıda açıklanan hukuki nedenlerle katılmamaktayım. Sanık hakkında 15.04.2025 tarihli eylemi nedeniyle Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma suçundan mahkumiyet kararı verilmiş ve bu karar dairemiz çoğunluğunca onanmıştır. Ancak dosya kapsamı incelendiğinde; sanığın evinde ele geçirilen uyuşturucu maddenin tek parça halinde bulunduğu, uyuşturucu ticareti suçunun unsurlarına delalet eden hassas terazi, kilitli poşet, küçük paketçikler (çıkı) gibi ambalaj malzemelerinin ele geçirilemediği, sanığın uyuşturucu madde sattığına dair teknik/fiziki takip veya somut bir tanık beyanının bulunmadığı ve en önemlisi sanığın yapılan tıbbi incelemesinde kanında uyuşturucu madde tespit edildiği sabittir. Ele geçen uyuşturucu maddenin miktarı, şahsi kullanım sınırlarını bariz bir şekilde aşmadığı sürece, tek başına ticaret suçunun delili veya karinesi olarak kabul edilemez. Sanığın uyuşturucu maddeyi tek parça halinde bulundurması, bu maddeyi parçalara ayırarak satma niyeti olmadığını, aksine toplu şekilde kendi kullanımı için temin ettiğini göstermektedir. Ticari bir kastın varlığından söz edebilmek için miktarın yanı sıra eylemin ticari niteliğini ortaya koyacak somut yan delillere ihtiyaç vardır. Dosyada ise bu yönde hiçbir somut delil mevcut değildir. Sanığın kan örneğinde uyuşturucu madde bulunması, sanığın savunmasını doğrular nitelikte olup onun "kullanıcı" sıfatını kesin olarak ortaya koymaktadır. Kullanıcı olduğu tıbbi raporla sabit olan bir kimsenin, aksi ispatlanamayan "kullanmak amacıyla bulundurma" savunmasının aksine, sadece madde miktarına dayanılarak cezalandırılması ceza hukukunun temel ilkelerine aykırıdır. Ceza muhakemesinin en önemli ilkelerinden biri olan "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi uyarınca, sanığın uyuşturucu maddeyi satmak amacıyla bulundurduğu hususu her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanmalıdır. Eylemin niteliği konusunda (ticaret mi yoksa kullanım mı olduğu hususunda) bir şüphe oluşmuşsa, bu şüphe sanık lehine yorumlanmalıdır. Açıkladığım tüm bu nedenlerle; sanığın ele geçen maddeyi satacağına veya başkalarına vereceğine dair hiçbir somut, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, aksine kanında uyuşturucu madde bulunması ve maddenin tek parça halinde ele geçirilmesi karşısında, eyleminin TCK'nın 191/1. maddesinde düzenlenen "Kullanmak İçin Uyuşturucu Madde Bulundurma" suçunu oluşturduğu kanaatindeyim. Sanığın "Uyuşturucu Madde Ticareti" suçundan mahkumiyetine ilişkin hükmün bozulması gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun onama yönündeki kararına katılmıyorum. 16.06.2026

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2025/14597, K. 2026/8533, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2025-14597-e-2026-8533-k-fed5d4f65867