Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/14159 E. 2026/3428 K. – Suçu Ve Suçluyu

Konu: Suçu Ve Suçluyu Övme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2025/14159
Karar No
2026/3428
Karar Tarihi
Konu
Suçu Ve Suçluyu Övme

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/772 Esas, 2025/508 Karar SUÇ : Suçu ve suçluyu övme FİİL TARİHİ : 09.12.2021 HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı 1. Beylikova Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.01.2024 tarihli ve 2022/50 Esas, 2024/53 Karar sayılı kararı ile basit yargılama usulü uygulanarak sanık hakkında suçu ve suçluyu övme suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-a maddesi gereği beraat kararı verilmiştir. Karara, Cumhuriyet savcısı tarafından itiraz edilmiştir. 2. Beylikova Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.05.2024 tarihli ve 2024/138 Esas, 2024/237 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında suçu ve suçluyu övme suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi gereği beraat kararı verilmiştir. Karar, Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 13.05.2025 tarihli ve 2024/772 Esas, 2025/508 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Unsurları yönünden oluşan suçtan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava dosyası kapsamına göre, sanığın, ... isimli sosyal medya hesabından 12.11.2021 tarihinde yaptığı paylaşımla ... terör örgütü elebaşısının fotoğrafının altına "Benim ... Hocam; Rabbim sağlık ve afiyet içinde nice yıllar nasip eylesin. Milyonlar gibi benim de hayatıma dokundun. İyi ki seni tanıdım, hayatım değişti.'' şeklinde yorum yazısı yazdığı iddiasına ilişkin olarak; Sanığın ikrarı, açık kaynak araştırma raporları, sosyal medya içerikleri ve dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; sanığın, silahlı terör örgütü ...’nin elebaşı olan ... ait fotoğrafın altına “Benim ... Hocam; Rabbim sağlık ve afiyet içinde nice yıllar nasip eylesin. Milyonlar gibi benim de hayatıma dokundun. İyi ki seni tanıdım, hayatım değişti.” şeklinde paylaşım yaptığı anlaşılmıştır. Kullanılan ifadelerin niteliği itibarıyla örgüt elebaşını yüceltmeye, toplum nezdinde saygın ve masum bir kişi olarak göstermeye, örgüte yönelik sempati ve bağlılık oluşturmaya yönelik olduğu, paylaşımın içeriği, zamanı ve kullanılan hitap şekli itibarıyla açıkça anlaşılmaktadır. “... Hocam”, “hayatıma dokundun”, “iyi ki seni tanıdım” şeklindeki ifadelerin sıradan bir düşünce açıklaması olmayıp, örgüt liderine duyulan bağlılığı ve ideolojik aidiyeti yansıtan övücü mahiyette sözler olduğu değerlendirilmiştir. Bilindiği üzere ...; dini ve manevi değerleri istismar etmek suretiyle taban kazanan, uzun yıllar boyunca kamu kurumlarına sistematik şekilde sızan, kendine özgü hiyerarşik yapıya sahip, gizlilik ve hücre tipi örgütlenme esasına göre faaliyet gösteren silahlı bir terör örgütüdür. Örgüt, mensuplarını mutlak itaate dayalı bir yapı içerisinde sevk ve idare etmiş; devletin yargı, emniyet, Türk Silahlı Kuvvetleri, mülki idare, eğitim ve istihbarat gibi kritik kurumlarında kadrolaşma faaliyetleri yürütmüştür. Örgütün temel amacının, anayasal düzeni ele geçirerek devlet yönetimini kendi ideolojik yapısı doğrultusunda şekillendirmek olduğu yargı kararları ve soruşturma dosyalarıyla sabittir. ...’nin, özellikle eğitim kurumları, dershaneler, vakıflar, dernekler, medya kuruluşları, finans kuruluşları ve sözde sivil toplum yapılanmaları üzerinden örgütsel faaliyet yürüttüğü; himmet adı altında finans topladığı, elde ettiği ekonomik gücü örgütsel amaçlar doğrultusunda kullandığı, örgüt mensuplarını küçük yaşlardan itibaren ideolojik olarak yönlendirdiği ve örgüt sadakatini esas alan kapalı bir sistem oluşturduğu bilinmektedir. Örgütün, mensuplarına “mahrem yapı” adı altında gizlilik kuralları uyguladığı, kriptolu haberleşme yöntemleri kullandığı, devlet içerisindeki yapılanmasını uzun süre gizleyebilmek amacıyla “tedbir”, “takiyye” ve “gizlenme” yöntemlerini benimsediği de yargısal kararlarla ortaya konulmuştur. Nitekim örgüt, nihai amacı doğrultusunda 15.07.2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin anayasal düzenini cebir ve şiddet kullanarak ortadan kaldırmaya yönelik kanlı darbe teşebbüsünü gerçekleştirmiştir. Söz konusu darbe girişiminde Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalanmış, Cumhurbaşkanımıza suikast girişiminde bulunulmuş, emniyet birimleri ve stratejik kamu kurumları silahlı saldırıya uğramış, sivillerin üzerine ateş açılmıştır. Bu süreçte yüzlerce vatandaş şehit olmuş, binlerce kişi yaralanmış, devletin anayasal düzeni ve demokratik hukuk sistemi ağır saldırıya maruz kalmıştır. Darbe teşebbüsünün ardından verilen yargı kararlarıyla örgütün silahlı terör örgütü niteliği kesin biçimde ortaya konulmuştur. Örgütün, darbe girişiminin başarısız olmasının ardından faaliyetlerini tamamen sona erdirmediği; aksine yurt içinde gizli hücre yapılanmaları aracılığıyla varlığını sürdürmeye çalıştığı, yurt dışında ise firari örgüt mensupları eliyle propaganda, finansman, örgüt mensubu temini ve uluslararası lobi faaliyetlerine devam ettiği bilinmektedir. Birçok örgüt yöneticisi ve mensubunun çeşitli ülkelere kaçtığı, haklarında yakalama ve iade talepleri bulunduğu, buna rağmen teslim olmak yerine sahte kimlikler ve farklı organizasyonlar aracılığıyla faaliyetlerini sürdürdükleri güvenlik ve yargı makamlarınca tespit edilmiştir. Örgütün, özellikle sosyal medya ve dijital iletişim araçlarını kullanarak mağduriyet algısı oluşturma, örgüt elebaşını masum gösterme, örgütsel bağlılığı canlı tutma ve yeni sempatizan kazanma amacıyla propaganda faaliyetlerini sürdürdüğü de bilinmektedir. Bu kapsamda değerlendirildiğinde; sanığın paylaşımının yalnızca bireysel kanaat açıklaması kapsamında değerlendirilemeyeceği, doğrudan örgüt elebaşını öven, yücelten ve toplum nezdinde olumlu algı oluşturmayı amaçlayan bir içerik taşıdığı anlaşılmıştır. Özellikle sosyal medya platformlarının erişim kapasitesi ve paylaşımların kısa sürede geniş kitlelere ulaşabilme özelliği dikkate alındığında, söz konusu paylaşımın kamu düzeni açısından açık ve yakın tehlike oluşturabilecek nitelikte olduğu değerlendirilmiştir. Sanığın kullandığı ifadelerin örgütün cebir, şiddet ve terör yöntemleriyle gerçekleştirdiği eylemleri gölgelemeye, örgüt liderini sıradan bir din adamı veya kanaat önderi gibi göstermeye yönelik olduğu; bu suretle örgütün toplum nezdindeki olumsuz algısını kırmayı amaçladığı kanaatine varılmıştır. Ayrıca, terör örgütlerinin yalnızca silahlı faaliyetlerle değil, propaganda ve algı yönetimi faaliyetleriyle de varlıklarını sürdürdükleri; örgüt liderlerinin kamuoyu önünde meşru, mağdur veya saygın kişiler gibi gösterilmeye çalışılmasının örgütsel motivasyonu artırdığı, yeni eleman kazanımına zemin hazırladığı ve örgütsel çözülmeyi engellemeye hizmet ettiği dikkate alındığında, sanığın paylaşımının ifade özgürlüğü sınırlarını aşan ve terör örgütü propagandasına zemin hazırlayan mahiyette olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle, sanığın paylaşımının 5237 sayılı Kanun'un 215/1 ve 218/1. maddelerinde düzenlenen basın ve yayın yoluyla suçu ve suçluyu övme suçunu oluşturduğu gözetilerek mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde beraat hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 13.05.2025 tarihli ve 2024/772 Esas, 2025/508 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğnameye aykırı olarak, oybirliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Beylikova Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.03.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2025/14159, K. 2026/3428, T. 09.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2025-14159-e-2026-3428-k-1f714588f580