Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/12852 E. 2026/4639 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2025/12852
Karar No
2026/4639
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1962 Esas, 2025/1801 Karar SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.03.2025 tarihli ve 2024/220 Esas, 2025/121 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/4-a, 52/2, 52/4 ve 53. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis ve 30.000,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına, adli para cezasının 12 eşit taksitte tahsiline ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. Karara karşı sanık ve müdafii tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı ... Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin, 18.09.2025 tarihli ve 2025/1962 Esas, 2025/1801 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Sanıkla husumetli olduğu anlaşılan tanık polis memurunun beyanına dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğuna, tanık beyanlarının aşamalarda çelişkili olduğuna, eksik araştırma yapıldığına, suçun işlendiğine dair yeterli delil bulunmadığına ve beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava dosyası kapsamına göre; suç tarihinde motosiklet kullanan sanığın, polis memurlarının rutin uygulamaları sırasında yapılan “dur” ihtarına uymayarak kaçtığı, bu esnada tanık polis memuru ...’ya çarptığı ve kaçışı sırasında içerisinde ...ve ...... bulunan uyuşturucu maddeleri yere attığı iddiasına ilişkin olarak; Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yürütüldüğü, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşılmıştır. 09.04.2024 günü saat 13.00 sıralarında, Önleyici Hizmetler Şube Müdürlüğüne bağlı kolluk görevlilerince *** Otobüs Durağı önünde yapılan uygulama sırasında, 34 *** 409 plakalı motosikletten şüphelenilerek araç durdurulmak istenmiştir. Motosiklet sürücüsünün sanık ... olduğu, “dur” ihtarına uymayarak kaçmaya devam ettiği, bu sırada kendisine dur ihtarında bulunan ve tutanakta imzası bulunan polis memuru tanık ....’ya çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiği; sanığın da yaralandığı, buna rağmen kaçmaya çalıştığı tespit edilmiştir. Somut olayda; tanık polis memurunun aşamalarda değişmeyen ve olay tutanağı ile uyumlu olan, uyuşturucu maddelerin sanık tarafından kaçış sırasında yere atıldığını kesin olarak gördüğüne dair yeminli beyanları ile marihuana, bonzai ve taş kokainin ele geçirilmiş olması hususu bir başka ifadeyle uyuşturucu maddelerin çeşitliliği birlikte değerlendirilmiştir. Bu kapsamda; tanığın aşamalardaki beyanlarının tutarlılığı ve beyanların olay tutanağı ile uyumu karşısında, sanığın “kask takmadığı için dur ihtarına uymayarak kaçtığı” yönündeki hayatın olağan akışıyla uyumlu olmayan savunmasına itibar edilmemiştir. Zira sanığın polis memuruna çarpacak derecede tehlikeli şekilde hareket etmesi ve kazadan sonra yaralı halde dahi kaçmaya devam etmesi, bu savunma ile hayatın olağan akışı içerisinde bağdaşmamaktadır. Ayrıca, tanık polis memurunun sanığı önceden tanımaması, olay sebebiyle tanıması ve aralarında herhangi bir husumet bulunmaması da dikkate alındığında, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiği sonucuna varılmıştır. Mahkemenin vicdani kanaatinin, dosya kapsamındaki belge, bilgilerle ve Kriminal raporla uyumlu, kesin ve yeterli delillere dayandığı; eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların da doğru biçimde belirlendiği anlaşılmıştır. Bu itibarla, sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin, 18.09.2025 tarihli ve 2025/1962 Esas, 2025/1801 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne süriden temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğnameye aykırı olarak, oybirliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca ... 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.04.2026 tarihinde karar verildi. ...

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2025/12852, K. 2026/4639, T. 06.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2025-12852-e-2026-4639-k-b3cb7182552c