Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/16883 E. 2024/6075 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/16883
- Karar No
- 2024/6075
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2508 E., 2020/591 K. SUÇLAR : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten yaralama, hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, mahkumiyet Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesinin 11.03.2020 tarihli 2019/2508 Esas, 2020/591 Karar sayılı kararıyla hırsızlık suçundan ilk derece mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar kesin ise de, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının, eylemin yağma suçunu oluşturduğu yönündeki vasfa yönelik temyizi nedeniyle hırsızlık suçundan kurulan hükmün de temyiz edilebilir hale geldiği belirlenerek inceleme yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 27.03.2018 tarihli iddianamesiyle suça sürüklenen çocuk ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 35 inci maddesi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5237 sayılı Kanunun 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5237 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. 2. Konya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.09.2019 tarihli kararı ile suça sürüklenen çocuk ... hakkında hırsızlık suçundan 5271 sayılı Kanun' un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine, kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun' un 86 ıncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 6 yıl hapis cezası ile mahkumiyetine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanunun 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (f) bendi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 8 yıl hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir. 3. Konya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.09.2019 tarihli kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafii ve katılan ... vekili ve katılan kurum vekilinin istinaf başvurusu üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesinin 11.03.2020 tarih ve 2019/2508 Esas, 2020/591 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kurulan beraat hükmüne ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, suça sürüklenen çocuk hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ilk derece mahkemesince kurulan hüküm kaldırılarak suça sürüklenen çocuğun 5237 sayılı Kanunun 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 5 yıl 4 ay hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebepleri; mağdurun soyut iddiası dışında mahkumiyete yeterli somut delil bulunmadığına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu açısından hile unsurunun oluştuğundan bahisle hatalı ve hukuka aykırı hüküm kurulduğuna, suçun unsurlarının oluşmadığına, mağdurun serbestçe hareket etme imkanının engellenmediğine, suç kastının bulunmadığına, suça sürüklenen çocuk hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, alt sınırdan uzaklaşılıp takdiri indirim uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna, suça sürüklenen çocuğun suçta kullandığı bıçağın öldürmeye elverişli olmadığına, suça sürüklenen çocukta öldürme kastı bulunmadığına, suç vasfının yaralama olarak değerlendirilmesi gerektiğine, takdiri indirim uygulanması gerektiğine ilişkindir. 2. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebepleri; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın üst hadden cezalandırılması gerektiğine, lehe vekalet ücreti tayin edilmesi gerektiğine, sair nedenlerle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. 3.Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının temyiz sebepleri; sanığın yağma suçunu işlediğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; Dava konusu olay, suç tarihinde futbol sahasında karşılaşıp mağdurla tanışan suça sürüklenen çocuk ...' in mağdurdan cep telefonunu istediği, mağdur telefonunu vermeyince elinden zorla aldığı, mağdurun da cep telefonunu geri alabilmek için suça sürüklenen çocuk ile birlikte gittiği, suça sürüklenen çocuğun, mağduru oturdukları apartmanın bodrum katına zorla götürdüğü ve mağduru bıçakla yaraladıktan sonra 155 polis imdat hattını arayarak olayı ihbar ettiği iddiasına ilişkindir. A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk derece mahkemesince;"...Suça sürüklenen çocuğun savunması, katılan mağdurun beyanları, katılan mağdurla ilgili olarak Konya Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 22/02/2018 tarih ve 2018/629 sayılı raporda, "katılan mağdurun batın ve karın bölgesinde birden fazla bıçak yarası olduğu, mağdurun sol yanak ve boynunda da bıçak yarası bulunduğu, yaralanmasının BTM ile giderilemez, kişinin vücuduna acı veren veya sağlığını yada algılama yeteneğini bozan ve hayati tehlike oluşturacak şekilde olduğu" hususunun belirtilmesi, suça sürüklenen çocuğun olayda kullanmış olduğu bıçağın niteliği, katılan mağdurda meydana gelen yaraların sayısı, şiddeti ve yaraların mahiyeti, olayın oluş ve sona erme şekli ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı kasten öldürmeye teşebbüs suçunu işlediği anlaşılmıştır. Suça sürüklenen çocuğun olaydan hemen sonra 155 Polis İmdat hattını araması, söz konusu aramadan sonra katılan mağdura yönelik herhangi bir eylemde bulunmaması, yardım istemek için apartman boşluğunda bağırıp komşuları olan tanık ...'ın evine gitmesi, tanığa "Metin amca ben bir vukuat işledim, acil" şeklinde sözler söyleyip ambülans ve polis çağırması hususunda yardım talebinde bulunması hususları bir arada değerlendirildiğinde; suça sürüklenen çocuğun eyleminin TCK'nın 36. maddesinde düzenlenen gönüllü vazgeçme kapsamında kaldığı, söz konusu maddede, "Fail, suçun icra hareketlerinden vazgeçer veya kendi çabasıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önlerse, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; fakat tamam olan kısım esasen bir suç oluşturduğu takdirde, sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır" hükmünün yer aldığı, buna göre suça sürüklenen çocuğun eylemine devam etmeyip kendi çabasıyla katılan mağdurun ölmesine engel olduğu ve bu şekilde suça sürüklenen çocuğun kasten öldürme suçundan cezalandırılamayacağı anlaşıldığından suça sürüklenen çocuğun tamamlanan eylem olan kasten yaralama suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir. Suça sürüklenen çocuğun, olay tarihinde zorla katılan mağduru, ikamet ettikleri evin bodrum katına götürerek burada kilitlemek suretiyle tuttuğu, ayrıca cebir kullanmak suretiyle bodrum katında alıkoyduğu anlaşıldığından, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir. Suça sürüklenen çocuğun katılan mağdurun cep telefonunu katılan mağdurun rızası dışında aldığı belirtilerek hırsızlık suçundan cezalandırılması istemi ile hakkında kamu davası açılmış ise de; TCK'nın 141 ve devamı maddelerinde düzenlenen hırsızlık suçunun oluşumu için, "suça konu mal veya eşyanın kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla" bulunduğu yerden alınması gerektiği, somut olayda suça sürüklenen çocuğun katılan mağdura ait telefonu yararlanma maksadıyla aldığına dair delil elde edilemediği anlaşıldığından müsnet hırsızlık suçundan suça sürüklenen çocuğun beraatine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar iddianame içeriğinde ve katılan mağdur beyanlarında suça konu cep telefonunun suça sürüklenen çocuk tarafından zorla (cebir ve tehdit kullanılmak suretiyle) katılan mağdur tarafından alındığına yönelik kısmi anlatım bulunmakta ve TCK'nın 148 ve devamı maddelerinde düzenlenen yağma suçunda "yararlanma kastı" suçun unsuru olarak düzenlenmemiş ise de; Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 14.03.2017 gün ve 2016/7200-2017/645 ve 23.10.2013 gün ve 2013/4170-21296 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, "Yağma, hırsızlık suçunun cebir, tehdit veya şiddetle işlenen hali olup 5237 sayılı TCK'nın 148. maddesinde anlamını bulan bu suç, cebir ve/veya tehditin yanı sıra yarar sağlama fiiline de içerisinde yer vermektedir" Yani yağma suçu için de failin yararlanma kastıyla (haksız sahiplenme düşüncesi ile) hareket etmesi gerekmektedir. Cebir ve tehdit maldan faydalanmak için değilse yani başka bir maksat için kullanılmış ise, yağma suçu oluşmaz. Açıklanan nedenlerle somut olay incelendiğinde suça sürüklenen çocuğun suç tarihinde katılan mağduru ikametgahına ve söz konusu ikametgahın altında bulunan bodrum kata götürmek maksadıyla katılan mağdurun elindeki telefonu aldığı, suça sürüklenen çocuğun yararlanma kastıyla hareket ettiğine dair kuşkudan uzak, somut ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşıldığından müsnet yağma suçundan suça sürüklenen çocuk hakkında mahkumiyet hükmü tesis edilmemiştir..." şeklindeki gerekçeyle suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan beraat kararı, kasten yaralama suçundan ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince; "... a)Mağdurun bir tanesi toraksa, bir tanesi retroperitona nafiz olan iki bıçak darbesi sonucu sağ hemitoraksta minimal pnömotoraksa, sağ böbrek orta ve alt kısımda parankimal defekte, perirenal hematoma ve yaşamsal tehlike geçirmesine neden olacak şekilde yaralandığı anlaşılmakla, suçta kullanılan aletin elverişliliği, hedef alınan vücut bölgeleri, yaraların yeri ve niteliği, olayın oluş şekli birlikte gözetildiğinde, suça sürüklenen çocuğun kastının öldürmeye yönelik olduğu, b) Suça sürüklenen çocuğun olaydan sonra 155 ve 112 ihbar hatlarını araması, daha sonra tanık ...'ın evine giderek "Metin amca ben bir vukuat işledim, acil" şeklinde sözler söyleyip yardım talebinde bulunması, gelen ambulansla mağdurun tedavi altına alınması hususları birlikte değerlendirildiği, eylemin TCK'nun 36. maddesi kapsamında değerlendirilerek suça sürüklenen çocuğun neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan cezalandırılması gerektiği, c) TCK'nın 86/1. maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun yoğunluğu göz önüne alınarak temel cezanın 3 yıl hapis cezası olarak belirlenmesinin isabetli olduğu, d) Olayın gerçekleşmesinde mağdurdan suça sürüklenen çocuğa yönelen haksız tahrik oluşturan söz veya davranış bulunmadığı, e) TCK'nun 87/1-d maddesi ile artırım yapılırken 8 yıl 12 ay hapis cezası yerine 9 yıl hapis cezası belirlenmesinin sonradan yapılan uygulama nedeniyle sonuca etkili olmadığı, f) Her ne kadar Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/1106 sayılı iddianamesiyle suça sürüklenen çocuğun mağduru bıçakladıktan sonra tehdit ettiği iddiasıyla kamu davası açılmış ise de, mağdurun beyanlarından başka mahkumiyete yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, g) Her ne kadar suça sürüklenen çocuk hakkında mağdurun cep telefonunu rızası dışında aldığı belirtilerek hırsızlık suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de, suça sürüklenen çocuğun, mağdura ait telefonu yararlanma kastıyla almadığı, babası tarafından kendisine söylenen "sen bir işe yaramazsın" sözü nedeniyle işlemek istediği bıçaklama eylemi için, mağduru kendisinin en uygun yer olarak düşündüğü binalarının bodrum katına götürmeye yönelik bir hile olduğu, mağdurun bu telefonu geri alabilmek umuduyla suça sürüklenen çocuğun peşinden gittiği, ayrıca yol boyunca telefonu bir kaç kez mağdura geri verdiği, hırsızlık veya yağma suçlarının yasal unsurlarının oluşmadığı, h) İlk derece mahkemesince suça sürüklenen çocuğun mağduru zorla ikamet ettikleri evin bodrum katına götürdüğü kabul edilmiş ise de, dosyanın incelenmesinde suça sürüklenen çocuğun mağduru zorla götürmediği, mağdura ait cep telefonunu alarak kendi ikametine ait apartmanın bodrum katına götürdüğü, olayda cebir unsurunun bulunmadığı ancak söz konusu eylemin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun hile unsurunu oluşturduğu, ı) Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliği (33101875-176 sayılı rapor), Konya Adli Tıp Kurumu Başkanlığı, Adana Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi, Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesi ve Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporlarda suça sürüklenen çocuğun işlediği fiillerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu bildirildiğinden, suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nun 32. maddesinin uygulanma imkanı bulunmadığı,..." şeklindeki değerlendirmeyle suça sürüklenen çocuk hakkında ilk derece mahkemesince hırsızlık suçundan kurulan beraat hükmünün ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, suça sürüklenen çocuk hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkumiyet hükmü kaldırılarak atılı suçtan yeniden hüküm kurulmuştur. IV. GEREKÇE A. Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik yapılan incelemede; Her ne kadar Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesinin 11.03.2020 tarihli 2019/2508 Esas, 2020/591 Karar sayılı kararıyla hırsızlık suçuna ilişkin ilk derece mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve bu karar kesin ise de, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının, eylemin yağma suçunu oluşturduğu yönündeki vasfa yönelik temyizi nedeniyle hükmün temyiz edilebilir hale geldiği belirlenerek yapılan incelemede; Dava dosyası içeriği, olayın kolluğa intikal şekli, kolluk görevlileri tarafından hazırlanan tutanaklar, oluş şekline ilişkin mağdurun aşamalardaki anlatımları, tanık beyanları, suça sürüklenen çocuk savunmaları ve tüm dava dosyası kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesince kurulan hükümde ve Bölge Adliye Mahkemesi kabulünde hukuka aykırılık görülmemiştir. Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. B. Suça sürüklenen çocuk hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükme yönelik yapılan incelemede; 1. Katılan Kurum vekilinin temyiz istemi yönünden; a. T.C. Anayasasının 41 inci maddesinde, ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu, aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanun'un 20 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ...'nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği, ancak Bakanlığın davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve Kanun'dan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek, katılan Bakanlık vekilinin, kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin temyiz gerekçesi yerinde görülmemiştir. b. Mahkemenin kabul ve uygulamasında isabetsizlik bulunmadığından katılan kurum vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. 2. Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemi yönünden; a. Dava dosyası içeriği, olayın kolluğa intikal şekli, kolluk görevlileri tarafından hazırlanan tutanaklar, mağdur anlatımları, mağdurun adli raporu, tanık beyanları, suça sürüklenen çocuk savunmaları ve tüm dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, suça sürüklenen çocuğun davaya konu eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin ilk derece mahkemesinin gerekçesi isabetli bulunmakla suça sürüklenen çocuk müdafiinin, mağdurun soyut iddiası dışında mahkumiyete yeterli somut delil bulunmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, suç kastının bulunmadığına, suça sürüklenen çocuk hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, sürüklenen çocuğun suçta kullandığı bıçağın öldürmeye elverişli olmadığına, suça sürüklenen çocukta öldürme kastı bulunmadığına, suç vasfının yaralama olarak değerlendirilmesi gerektiğine yönelik yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. b. Mahkemesince gerekçesi gösterilmek suretiyle temel hapis cezasında teşdit uygulandığı anlaşılmakla hükümde bu hususta hukuka aykırılık bulunmamıştır. c. Suça sürüklenen çocuk müdafiinin takdiri indirim uygulanması gerektiğine ilişkin temyiz isteği yönünden; mahkemece 5237 sayılı Kanunun 62 nci maddesinde belirtilen hususlar gözönünde bulundurularak suça sürüklenen çocuk hakkında takdiri indirim uygulanmadığı anlaşılmakla hükümde bu hususta hukuka aykırılık bulunmamıştır. C. Suça sürüklenen çocuk hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükme yönelik yapılan incelemede; Katılan kurum vekilinin temyiz istemi yönünden; a. T.C. Anayasasının 41 inci maddesinde, ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu, aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanun'un 20 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ...'nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği, ancak Bakanlığın davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve Kanun'dan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek, katılan Bakanlık vekilinin, kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin temyiz gerekçesi yerinde görülmemiştir. b. Bölge Adliye Mahkemesinin kabul ve uygulamasında isabetsizlik bulunmadığından katılan kurum vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. 2. Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemi yönünden; a. Dava dosyası içeriği, olayın kolluğa intikal şekli, kolluk görevlileri tarafından hazırlanan tutanaklar, mağdur anlatımları, mağdurun adli raporu, tanık beyanları, suça sürüklenen çocuk savunmaları ve tüm dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, Bölge Adliye Mahkemesinin kabul ve uygulamasında isabetsizlik görülmediği, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, suça sürüklenen çocuk müdafiinin, mağdurun soyut iddiası dışında mahkumiyete yeterli somut delil bulunmadığına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu açısından hile unsurunun oluştuğundan bahisle hatalı ve hukuka aykırı hüküm kurulduğuna, suçun unsurlarının oluşmadığına, mağdurun serbestçe hareket etme imkanının engellenmediğine, suç kastının bulunmadığına, suça sürüklenen çocuk hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine yönelik yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. b. Mahkemesince gerekçesi gösterilmek suretiyle temel hapis cezasında teşdit uygulandığı anlaşılmakla, hükümde bu hususta hukuka aykırılık bulunmamıştır. c. Mahkemesince gerekçesi gösterilmek suretiyle suça sürüklenen çocuk hakkında takdiri indirim uygulanmadığı anlaşılmakla, hükümde bu hususta hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR A. Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kurulan hüküm yönünden, Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesinin 11.03.2020 tarih ve 2019/2508 Esas, 2020/591 Karar sayılı kararında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, B. Suça sürüklenen çocuk hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hüküm yönünden, Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesinin 11.03.2020 tarih ve 2019/2508 Esas, 2020/591 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafii ve katılan kurum vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, C. Suça sürüklenen çocuk hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hüküm yönünden, Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesinin 11.03.2020 tarih ve 2019/2508 Esas, 2020/591 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafii ve katılan kurum vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Konya 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.07.2024 tarihinde karar verildi.