Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/3064 E. 2026/3198 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/3064
- Karar No
- 2026/3198
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1491 E., 2026/231 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Saruhanlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/162 E., 2025/122 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin paydaşı bulunduğu 142 parsel sayılı taşınmazda dava dışı paydaş ...'ın payını 28.06.2022 tarihinde davalıya sattığını, müvekkilinin ön alım hakkının bulunmasına rağmen satıştan haberdar edilmediğini, ön alım hakkının kullanılmasının engellenmesi için satış bedelinin muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazda davalı adına olan payın iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın fiilen taksim edilerek kullanıldığını, muvazaa iddiasını kabul etmediklerini, müvekkilinin resmî senette gösterilen değeri ödediğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılamada Saruhanlı Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/857 Soruşturma, 2022/2055 Karar sayılı dosyası içeriğinin incelenmesinde ...'in ... Jandarma Karakol Komutanlığına 21.03.2022 tarihinde müracaat ederek müşteki sıfatıyla verdiği ifadesinde dava konusu 142 parsel sayılı taşınmazın 6.209,58 m² alanlı kısmını kendisinin zeytinlik olarak kullandığını, 10.000,00 m² alanlı kısmının ise ...'a ait olduğunu, yol yapım çalışmaları sırasında kendisine ait olan kısımdan sökülen ağaçları ... ve babası ...'ın rızası dışında alıp götürdüklerini, bu nedenle hırsızlık suçu nedeniyle kendilerinden şikayetçi olduğunu beyan ettiği, soruşturma dosyası ve davacının 21.03.2022 tarihli ifadesi birlikte değerlendirildiğinde, taşınmazın iki farklı kısım hâlinde kullanıldığı, taşınmazdaki payını davalıya devreden tanık ...'ın da satıştan önce payına karşılık ihtilafsız olarak kullandığı bir alanın bulunduğu, taşınmazın bir bütün olarak kullanılmadığı, taşınmazın paydaşlar tarafından fiilen taksim edilerek kullanıldığı kanaatine varıldığından dava dışı ... tarafından davalıya fiili kullanım oranında yapılan satış nedeniyle davacının ön alım hakkını ileri sürmesi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan keşif, bilirkişi raporu ve dinlenen tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazda fiili taksim hususunun ispatlanmış olduğunun anlaşılması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın eksik ve hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın 2013 yılına kadar tamamının müvekkiline ait olduğunu ve fiilen onun kullanımında bulunduğunu, taşınmazda fiili taksim olmadığının, tamamının müvekkili tarafından kullanıldığını ispatladıkların, bilirkişi raporunda taşınmazın fiilen taksim edilmediğinin bildirildiğini, fiili taksim olgusunun ispatlanabilmesi için davacı ve davalıya pay satan kişilerin ayrı ayrı kullandıkları yerlerin bulunduğunun gösterilmesi gerektiğini, böyle bir paylaşım bulunmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.