Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/3027 E. 2026/3032 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/3027
- Karar No
- 2026/3032
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2500 E., 2026/431 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Köyceğiz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/346 E., 2024/363 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinde kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1 60... parsel sayılı taşınmazda hissesinin bulunduğunu, dava konusu hissenin ise dava dışı ... ve ... tarafından 09.09.2022 tarihinde davalıya satıldığını, bu satışın müvekkillerinin bilgisi ve rızası olmaksızın yapıldığını, müvekkillinin ön alım hakkını kullanabilmesi için gerekli yasal şartların oluştuğunu ileri sürerek, dava konusu hisse yönünden davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının yapılan işleminden haberinin bulunduğunu, payını müvekkile satan paydaşların davacıya ihtarname göndererek satışı daha önceden bildirdiğini, bu nedenle davacının kötüniyetli hareket ettiğini, dava konusu taşınmazın taraflarca fiilen taksim edilerek kullanıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 21.05.2024 tarihli ve 2023/346 Esas, 2024/363 Karar sayılı kararı ile; "...keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişiler ile taraf tanıklarının taşınmazın üç parça halinde kullanıldığını, yine bu kısımların paydaşlarının ölümü üzerine mirasçıları tarafından fiilen paylaşıldığını, davacının da kullandığı bir yerin bulunduğunu beyan ettikleri, dava konusu taşınmazın bir kısmında yonca ekili olduğu, diğer kısmın narenciye bahçesi niteliğinde bulunduğu, diğer kısmının ise boş vaziyette olduğunun mahkeme gözlemi ile tespit edildiği..." gerekçesiyle "...davanın reddine..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 23.02.2026 tarihli ve 2024/2500 Esas, 2026/431 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurularının ayrı ayrı "...esastan reddine...." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Dava konusu taşınmazın imar uygulamasına tâbi olduğunu, bu nedenle eski kadastral parselin ortadan kalktığını ve fiili taksimin geçerliliğini yitirdiğini, b. Mahkemece hangi bölümün hangi sınırlarla kullanıldığının somut bir biçimde ortaya konulmadığını, c. Davalıya payını satan ... mirasçılarının taşınmazı hiç kullanmadıklarını, ...'in ölümü nedeniyle fiili taksimin ortadan kalktığı olgusunun Mahkemece değerlendirilmediğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Dava konusu hissenin gerçek değerinin Mahkemece 3.358.167,04 TL olarak tespit edildiğini, b. Davacının 10.000,00 TL harca esas değer üzerinden eldeki davayı açtığını, c. Mahkemece taşınmazın gerçek değeri üzerinden harcı tamamlattırmadan hüküm kurduğunu, 10.000,00 TL harca esas değer üzerinden vekâlet ücreti takdir edilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, ön alım hakkkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Onama harçları temyiz edenler tarafından tam yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.