Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/3286 E. 2026/3062 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/3286
Karar No
2026/3062
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2636 E., 2026/848 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Uşak 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/169 E., 2023/297 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıya ait 1 12... parsel sayılı taşınmaz ile davalıya ait 1 12... parselin bitişik ve iki parsel arasında kot farkı olduğunu, davalının inşaatı sebebi ile yapılan kazıdan kaynaklı yaklaşık 7 metre uçurum oluştuğunu, can ve mal güvenliğinin tehlikeye girdiğini, yapılan hafriyat sebebi ile davacının parseline tecavüzde bulunulduğunu, Uşak 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/1 Değişik İş sayılı dosyasında alınan rapor ile davacıya ait binada toprak kaymaları sebebi ile çatlaklar oluştuğunu ve deprem anında can güvenliği tehlikesinin bulunduğunu, bu sebeple istinat duvarı yapılmasının gerektiğinin belirtildiğini, davalı ile istinat duvarı yapılması konusunda anlaşamadıklarını, davacının iki parsel arasına taş istinat duvarı yaptırmak zorunda kaldığını ve masrafları tamamen kendisinin ödediğini ileri sürerek davacı tarafından yaptırılan duvarın katılım oranı bedelinin tespitini ve Mahkemece tespit edildikten sonra arttırılmak üzere şimdilik 20.000,00 TL alacağın davacıya yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü kot farkının fazla olması nedeniyle davalının inşaatının yasal olmadığı iddiasının yerinde olmadığını, yasal olmasa ruhsat ve inşaat izninin verilmeyeceğini, davacının toprak kayması, heyelan nedeni ile kendilerine ait binanın zarar görebileceğini ileri sürdüğünü, Organize Sanayi Müdürlüğünün toprak kayması ve heyelan yönünden alınmış bir kararının bulunmadığını, tecavüzün söz konusu olmadığını, davalının hukuk düzeni içerisinde malını dilediği gibi kullanabileceğini, davacının kendi taşınmazının kayması, heyelan gibi tehlikeyi önlemek için kendisinin tedbir almak zorunda olduğunu, davacının kendi taşınmazına ait bir zararın giderilmesini davalıdan talep edemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının istinat duvarına katılım bedelini davalıdan talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile OSB yönetimce yapılan ölçümlere göre mevcut zeminden minimum 1,60 metre yükseklikte duvar yapılmasının uygun olduğunun bildirildiği, davalının da bu kapsamda duvar yaptırdığı, davacının parselinin eğimli olduğu ve davacı tarafından düzeltilerek doldurulduğu ve kendi parsel sınırları içine dolgu nedeniyle taş duvar yaptırdığı, davacının taşınmazdan dilediği gibi yararlanmasına hizmet eden duvardan tek başına sorumlu olacağı, OSB tarafından belirlenen şartlar dışında duvar yapılmak istenmesinin güvenlik önlemleri dışında kullanım amacıyla yapılan bir duvar olduğu ve davalının sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas almaya yeterli olmayan bilirkişi raporu ile hüküm kurulduğunu, rapora karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişiler tarafından OSB Müdürlüğü yazısı baz alınarak rapor hazırlandığını, davalı tarafın süresinde delil bildirmemesine rağmen değerlendirmeye esas alındığını, OSB yazısının hangi alana yapılacak duvar için verildiğinin belli olmadığını, 6 metre kot farkı bulunan bir alana 1,60 metre yüksekliğinde duvar yapılması gerektiğini, yönündeki yazının dava konusu alana ait olmadığını, arsanın başkaca kısımlarına verilmiş olması ihtimalinin bulunduğunu, davalının kazısı nedeniyle yüksekliğin arttığını, 7 metreye yakın istinat duvarı yapılması gerektiğini, davalının batı yönüne doğru eğimli arazisini düz hâle getirmek için davacıya cephe olan doğu sınırını kottan daha fazla kazı yaparak aşağıya indirdiğini, doğal yol kotunun 635, bina kotunun 679 olduğunun tespit edildiğini, binanın doğal kottan 4,40 metre aşağıda yapıldığını gösterdiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, komşuluk hukukundan kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Onama harcı tam yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2026/3286, K. 2026/3062, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2026-3286-e-2026-3062-k-eef5fa38baf5