Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4504 E. 2025/4859 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4504
- Karar No
- 2025/4859
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/370 E., 2024/150 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; muris ...'un 02.04.2009 tarihinde öldüğünü, geride mirasçıları davacılar eşi ... ve kızları ..., ..., ..., ... ve davalı ...' in kaldığını, diğer davalı ...'nın murisin oğlu ...'in eşi olduğunu, murisin 26.02.2004 tarihinde 675 parsel sayılı taşınmazın tamamını, 673 parsel sayılı taşınmazın 5/40 payını, 1229 parsel sayılı taşınmazın 6/9 payını tek erkek çocuğu olan davalı ...' e bağış suretiyle temlik ettiğini; 04.11.2008 tarihinde 673 parsel sayılı taşınmazın 15/40 payı ile 1229 parsel sayılı taşınmazın 3/9 payını oğlu ...'in eşi olan davalı ...'ya bağışladığını, murisin temlikleri eşi ve diğer çocukları olan davacıların saklı paylarını ihlâl kastı ile gerçekleştirdiğini ileri sürerek; davacıların saklı payını aşan tasarrufların aynen tenkisini, olmadığı takdirde davalıların tercih hakkını kullandığı tarihten itibaren tazminata hükmedilmesini istemiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuş, 2. Davalı ... cevap dilekçesinde; davayı kabul etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; “davalı ... hakkındaki dava açısından, davacı ... yönünden adı geçen davacının saklı payına bir tecavüz olmadığı, diğer davacılar yönünden ise murisin saklı payı zedeleme kastı bulunmadığı” gerekçesiyle davanın reddine; “davacılar ..., ..., ... ve ... yönünden, davalı ...'e karşı açılan davanın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı ... yönünden ise saklı payına tecavüz olmadığı” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesince: “davalı ...' in murisin kendisine temlik ettiği dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras hisseleri oranında tescilini içerir kabul beyanı, yine mirasbırakanın davalı ...'ya ölümünden bir yıl önce bağış suretiyle yaptığı temlikin mutlak tenkise tabi olduğu gözetilerek 673 parselin 15/40 payı ile 1229 parselin 3/9 payının da tenkis hesabında nazara alınması ve murisin lehine kazandırmada bulunduğu davacı ... yönünden de yeniden tenkis hesabı yapılmak üzere” hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; “muris ... ...'ın 02.04.2009 tarihinde vefatı sonrasında 24.04.2009 tarihinde TMK'nin 571/1.maddesi kapsamında hak düşürücü sürede tenkis davasının ikame edildiği, tenkisi talep edilen kazandırmanın mutlak tenkise tabi işlem niteliğinde olduğu, murisin vefat tarihi itibariyle terekesinde sadece 3 53... parsel (eski 607 parsel) sayılı taşınmazın 2/7 oranındaki hissesinin mevcut olduğu, TMK'nin 507/1.maddesi uyarınca muris ... ...'ın tasarruf edebileceği miktarın ölüm tarihindeki değerler üzerinden hesaplanması gerektiği, 28.02.2012 tarihli tenkis bilirkişi raporunda hesaplandığı üzere miras bırakanın vefatı öncesinde oğlu ... ve gelini .......'a yapmış olduğu kazandırmaların davacı ... dışındaki diğer davacıların saklı paylarını ihlal teşkil ettiği, 06.10.2023 tarihli raporda belirtildiği üzere yargılama sırasında davacılar ... ve ...'ın vefat etmesi ile bu kişilerin dosyamız davacıları dışında mirasçılarının bulunmaması sebebiyle davacı ...'nin muris ... ve ... mirasçısı sıfatıyla tenkis alacaklısı olduğu, sabit tenkis oranının belirlenmesi sonrasında düzenlenen 16.09.2013 tarihli ziraat bilirkişi raporunda taşınmazların değerinde azalma meydana gelmeksizin bölünmesinin mümkün olmayacağı kanaatinin bildirildiği, her ne kadar daha önce 21.03.2013 tarihli duruşmada hazır bulunan davalı ... ...'a tercih hakkı sorulmuş ise de TMK'nin 564. maddesi kapsamında bu tarih itibariyle tasarrufa konu taşınmazın sabit tenkis oranında bölünmezliği tespit edilmediğinden ilk beyanın tercih hakkı kullanılması olarak değerlendirilmeyeceği, bu nedenle bozma sonrası 23/05/2018 tarihinde davalı ... ...'ın tercih hakkına dair beyanına itibar edilmesi gerektiği, dava konusu taşınmazlardan 353 ada, 14 parsel (eski 1229 parsel) sayılı taşınmazın yüz ölçümü 9.140,00 m² iken yargılama sırasında yapılan uygulama kadastrosu neticesinde yüz ölçümünün 6.386,74 m² olarak tescil edildiği anlaşılmış ise de dava tarihindeki hâl ve koşullara göre değerlendirme yapılması gerektiği, yüz ölçümündeki azalmanın dikkate alınmayacağı kanaatiyle 31.01.2024 tarihli tenkis bilirkişisi ek raporu doğrultusunda” dava konusu taşınmazların sabit tenkis oranında bölünemez nitelikte olmaları sebebiyle tapu iptali talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına; tenkis alacağı yönünden kabulü ile davacı ... için 166.611,36 TL, davacı ... için 166.611,36 TL ve davacı ... için 96.600,94 TL olmak üzere toplam 429.823,66 TL tenkis alacağının tercih hakkının kullanıldığı 23.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; murisin ölmeden önce kendi yanında kaldığını, bakımını yaptığını, temliklerin bundan dolayı yapıldığını, davacı ... yönünden saklı paya tecavüz olmadığından bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, eski 1229 parsel, yenileme kadastrosuyla 14 parsel olduğundan ve alanı daralmış olduğundan bunun değerlendirilmemiş olmasının hatalı olduğunu, davacıların bilirkişi raporlarına itiraz etmemesine karşın yeniden rapor alınmasının hatalı olduğunu, eski bilirkişi raporu tarihindeki tercih hakkına göre alacağa faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, davalılardan ... yönünden davanın ıslahla tefrik edilmesinin hatalı olduğunu, tefrik edilen davanın kabulüne karar verildiğinden davacıların miras paylarını almış olacaklarını, müvekkili aleyhine açılmış davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, tenkis, alacak istemine ilişkindir. 1. Davacılardan ...’ın 27.05.2014 tarihinde, ...’ın 30.06.2019 tarihinde öldüğü, mirasçıları olarak diğer davacılarla dava dışı ...’in kaldığı, ne var ki ...’in davada davacılar yanında yer almadığı görülmektedir. O halde, davacı ... mirasçılarının terekeye iştirak hâlinde malik oldukları gözetilerek davanın görülebilirlik koşulu olan iştirakin sağlanmasının gerektiği açıktır. Hâl böyle olunca; davacı .... terekesi bakımından iştirakın tamamlanması için dava dışı ...’in davada yer almasının sağlanması, davaya karşı çıkması hâlinde terekeye temsilci atanması ve ondan sonra işin esasının incelenmesi gerekirken, davanın görülebilirlik koşulu göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması isabetsizdir. 2. Yine görülmekte olan davada başlangıçta davalı olan ancak davası tefrik edilen ...’e yönelik Tirebolu Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/447 Esas, 2023/595 Karar sayılı "dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ve tescile" ilişkin kararının kesinleşmesiyle bu taşınmazlar terekeye dönmüş olacağından yapılacak tenkis hesabında terekenin aktifinde yer verilmek suretiyle tenkis hesabında dikkate alınması gerekirken, bu hususun da gözetilmemiş olması doğru görülmemiş, bu sebeplerle hükmün bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Peşin yatırılan harcın istek hâlinde yatırana iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.