Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/4979 E. 2025/4575 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4979
- Karar No
- 2025/4575
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2057 E., 2024/2055 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Osmancık 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/137 E., 2024/116 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar; mirasbırakan babaları ...’nın 102 parsel sayılı taşınmazdaki payının tamamını davalı ... Cemiyetine 12.10.2012 tarihinde bağış suretiyle devrettiğini, temlik tarihinde murisin fiil ehliyetini haiz olmadığını, ayrıca yapılan işlem ile saklı paylarına tecavüz edildiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP Davalı vekili; hak düşürücü sürenin geçtiğini, temlik tarihinde murisin temyiz kudretini haiz olduğunu, tenkis şartlarının da gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Osmancık Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.11.2021 tarihli, 2016/208 Esas, 2021/526 Karar sayılı kararı ile; Adli Tıp Kurumu raporu ile murisin temlik tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunun saptandığı, murisin 18.02.2015 tarihinde öldüğü, eldeki davanın ise 18.02.2016 tarihinde, hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı, kaldı ki bağış tarihi ile murisin ölüm tarihi arasında bir yıldan fazla süre geçtiği, temlikin mutlak tenkise tabi bir tasarruf niteliğinde olmadığı, ancak TMK'nın 565. maddesinin 1. fıkrasının 4. bendi gereğince mirasbırakanın saklı pay kurallarını ihlal kastı ile hareket ettiğinin ispatlanması halinde tenkise tabi tutulacağı, temlikte saklı pay kurallarını bertaraf etme kastının davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince; somut olayda muris ...'nın 18.02.2015 tarihinde öldüğü, eldeki davanın ise 18.02.2016 tarihinde, TMK'nın 571. maddesinde ve Veraset ve İntikal Kanunu'nun 9/1-a maddesinde düzenlenen yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davacı tarafça murisin tek malvarlığını davalıya bağışladığı iddiasında bulunulduğu, Mahkemece eksik inceleme ile hüküm verildiği, bu nedenle tenkis isteği yönünden tüm araştırma yapılarak işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kaldırma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda Osmancık 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.05.2024 tarihli, 2023/137 Esas, 2024/116 Karar sayılı kararı ile; murisin ölüm anındaki aktif ve pasif terekesinin hesaplandığı, alınan bilirkişi raporuyla her bir davacı mirasçının saklı payları oranında sabit tenkis oranının hesaplandığını, davalı tarafa seçimlik hakkının hatırlatıldığı, davalı tarafın 05.12.2023 tarihinde seçim hakkını kullandığı, tenkisi gereken kısmı ödeyerek taşınmazın uhdesinde kalmasını talep ettiği, tercih hakkının kullanıldığı tarih itibariyle taşınmazın değer tespitinin yapıldığı ve seçim tarihindeki değer üzerinden sabit tenkis oranı çarpılarak hesaplama yapıldığı, her bir davacı yönünden 25.984,89 TL tenkis bedelinin belirlendiği gerekçesiyle tenkis isteği yönünden davanın kabulü ile her bir davacı için ayrı ayrı 25.984,89 TL tenkis alacağının tercih tarihi olan 05.12.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ancak davacının davasının tapu iptali - tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkin olduğu, bu durumda Mahkemece asıl davanın değerlendirilip reddine karar verilmesinden sonra, terdiden talep edilen ikincil talep olan tenkis istemine karar verilmesi gerekirken, asıl dava yönünden herhangi bir karar verilmeden, doğrudan ikinci talep olan tenkis talebinin kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile tapu iptali ve tescil talebi yönünden davanın reddine, tenkis isteği yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ile hüküm verildiğini, Adli Tıp Kurumu raporuna karşı yapılan itirazın dikkate alınmadığını, murisin davaya konu tasarrufu yapmakta ehil olup olmadığının yeterli şekilde araştırılmadığını,dosya kapsamı ile murisin tasarruf ehliyetinin olmadığının ispatlandığını, tenkis hesabının da düşük ve yanlış tespit edildiğini, ek bilirkişi raporunda taşınmazın değerinin düşük belirlendiğini, rapora itirazların ise Mahkemece değerlendirilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; muris ...'nın 18.02.2015 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı çocukları .......... ve ............'in kaldığı, murisin maliki olduğu 8 48... parsel sayılı taşınmazını 12.10.2012 tarihinde davalıya kayıtsız, şartsız bağış suretiyle devrettiği, 30.07.2018 tarihli Adli Tıp raporu ile muris ...'nın işlem tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunun belirlendiği anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun 30.07.2018 tarihli raporu ile muris ...'nın akit tarihinde ehliyetli olduğu saptanarak ehliyetsizlik iddiası yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekir.
Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Muris tarafından bağış suretiyle yapılan temlikin davacıların saklı paylarını zedeleme kastı ile yapıldığı saptanarak tenkise hükmedilmesinde kural olarak bir isabetsizlik yoktur.
Bilindiği üzere; tenkis (indirim) davası, mirasbırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (tebberru) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke mirasbırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Mirasbırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin üç aylık geçim giderleri, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir. (MK565) Mirasbırakanın Medeni Kanun'un 564. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve subjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedelenen kastının varlığından söz edilemez.
Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Medeni Kanun'un 565. maddesinin 1, 2 ve 3 bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Medeni Kanun'un 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı Kanun'un 561. maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir.
Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (sabit tenkis oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (MK564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.
Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan, davalının, tercih hakkı doğmadan tercihini kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmalı, sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, karar tarihindeki fiyatlara göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak nakdin ödetilmesine karar verilmelidir.
Somut olaya gelince; bilirkişi tarafından tenkis hesaplaması yapılırken, dava konusu taşınmazın karar tarihindeki değerinin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak nakdin, saklı payı zedelenen her bir davacıya ödetilmesine karar verilmesi gerekirken, taşınmazın tercih hakkının kullanıldığı tarihteki belirlenen değerinin esas alınması doğru değildir.
Hâl böyle olunca, dava konusu taşınmazın karar tarihindeki veya karar tarihine en yakın tarihteki rayice göre değerlerini gösterir rapor alınması ve belirlenecek bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak nakdin hüküm altına alınması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,
Dosyanın kararı veren Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
20.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.