Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4374 E. 2026/2174 K. – Boşanma

Konu: Boşanma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4374
Karar No
2026/2174
Karar Tarihi
Konu
Boşanma

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2840 E., 2025/1403 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/329 E., 2023/276 K.

Bölge Adliye Mahkemesinin asıl kararı ve ek kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 1952 parsel sayılı "arsa" vasıflı taşınmaz üzerinde yer alan 8 numaralı dairenin davacıya ait olduğunu, davalı ile vekil edeni arasındaki boşanma davasının 12.03.2019 tarihinde kesinleştiğini ve 01.02.2022 tarihli ihtarnameye rağmen taşınmazın tahliye edilmediğini belirterek el atmanın önlenmesine ve ecrimisile karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesi vermemiş olup yargılama aşamasında davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; el atmanın önlenmesi davasının feragat nedeniyle reddine, ecrimisil talebinin kabulüne, 12.03.2019-17.08.2022 dönemi için toplam 110.000,00 TL’nin davalından tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; davacının mülkiyet hakkına dayanarak haksız kullanım nedeni ile el atmanın önlenmesi, tahliye ve ecrimisil talebinde bulunabileceği, dava konusu taşınmazın daha önce aile konutu olarak kullanıldığı, tarafların mahkeme kararı ile boşandıkları, boşanma kararının dosyadaki ilâma göre 27.06.2022 tarihinde kesinleştiği, kural olarak boşanma kararının kesinleşmesinin (yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına göre) el atmanın önlenmesi ve ecrimisil yönünden yeterli olmadığı, ihtarname gönderilmesi gerektiği, davacının karar kesinleşmeden ihtarname göndererek taşınmazın tahliyesini talep etmiş olması nedeni ile kesinleşmeden sonra yeniden ihtar edilmesine gerek bulunmadığı, ancak bu hâlde dâhi boşanma kararının kesinleşmesine kadar davalının taşınmazı kullanmasının haklı nedene dayandığı ve ecrimisil yönünden bu dönem için kabul kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, el atmanın önlenmesi davasının feragat nedeniyle reddine, ecrimisil talebinin kısmen kabulüne, 5.819,59 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. EK KARAR 1. Davacı vekili; boşanma kararının 12.03.2019 tarihinde kesinleştiğini, İlk Derece Mahkemesinin boşanmanın kesinleşme tarihi olan 12.03.2019 tarihi ile (dava tarihi olan) 17.08.2022 dönemi için ecrimisil talebini kabul ettiğini, boşanma kararının 12.03.2019 tarihinde kesinleşmesine rağmen Bölge Adliye Mahkemesince hatalı olarak 27.06.2022 tarihinde kesinleştiğinin kabul edildiğini, kararın açık maddi hataya dayalı olması nedeniyle boşanma hükmünün 12.03.2019 tarihinde kesinleştiğinin dikkate alınarak açık maddi hatanın ve maddi hataya dayalı olarak verilen hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 304. maddesi gereğince tashihine karar verilmesini, bu talebin kabul edilmemesi hâlinde ise davacı vekilinin başvurabileceği kanun yollarının neler olduğunun belirtilmesini talep etmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesinin 18.07.2025 tarihli ek kararında; “...Dairemizce yapılan hatanın maddi bir hata olarak kabulünün mümkün olmadığı, hükmün esasını ve tarafların borç ve alacaklarını ilgilendirdiği, taraflara yüklenen borçların tavzih ya da tashih ile değiştirilemeyeceği, 6100 sayılı HMK 305/A maddesinde belirtildiği şekilde kısmen veya tamamen karar verilmeyen, unutulan bir husus da bulunmadığından tashih veya hükmün tamamlanması şeklinde hükmün değiştirilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle davacı vekilinin talebinin yasa yolu açık olarak reddedilmesi ve Yüksek dairenin son kararlarında belirtildiği üzere el atmanın önlenmesi ve ecrimisil bedellerinin toplamı üzerinden değerlendirme yapılarak yasa yolunun tüm talepler için açık olarak belirtilmesi gerektiği ...” gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tashih dilekçesinde izah edilen nedenleri tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile 18.07.2025 tarihli ek kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile sonuca gidildiğini, boşanma kararının 12.03.2019 tarihinde kesinleştiğini ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının açık maddi hataya dayalı verildiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir. 1. Davacı vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Kanun'un 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince, el atmanın önlenmesi davasının feragat nedeniyle reddine, ecrimisil talebinin kabulüne, 110.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş olup hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmemiştir. Davalı vekilinin istinaf talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, el atmanın önlenmesi davasının feragat nedeniyle reddine, ecrimisil talebinin kısmen kabulüne ve 5.819,59 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesince (davacı aleyhine) reddedilen ecrimisil miktarı 104.180,41 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kalmaktadır. 2. Davacı vekilinin 18.07.2025 tarihli ek karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Hükmün tashihi ve tavzihi 6100 sayılı Kanun'un 304. (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 455. maddesi) ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, 6100 sayılı Kanun'un 304. maddesinde "(1) Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, Mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. (2) Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir." şeklinde belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 305. maddesinde de "(1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. (2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez." şeklinde hükmün tavzihi müesseseleri düzenlenmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince tavzih veya tashih yolu ile hükümde belirtilen haklar ve borçların değiştirilemeyeceği benimsenerek verilen ek karar yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile söz konusu ek kararın onanması gerekir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince verilen 22.05.2025 tarihli karara yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 18.07.2025 tarihli ek kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılan temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/4374, K. 2026/2174, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-4374-e-2026-2174-k-f083b7231775