Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4064 E. 2026/2675 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4064
Karar No
2026/2675
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/416 E., 2024/1291 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/118 E., 2023/86 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu 3 75... parsel sayılı taşınmazın 17.01.1991 tarihinde dava dışı ... isimli kişiden haricen satın aldığını, müvekkilinin taşınmazı bu tarihten itibaren davasız ve aralıksız bir şekilde malik sıfatıyla kullanmakta olduğunu, taşınmazın kadastro tutanağında tapu malikleri ... evlatları ..., ... ve ...’ın ölü olduğunu, bu kişilerin ölü olduklarının ayrıca 1970 yılında yapılan kadastro çalışmalarında bile tespit edildiğini, müvekkilinin sözleşme tarihinden itibaren 20 yıllık zilyetlik süresini de doldurduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazdaki tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalılardan ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ... ve ... ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçelerinde; açılan davanın yersiz olduğunu, tapulu bir taşınmazın haricen satışının yok hükmünde olduğunu, davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığını ve tapulu bir taşınmazın mülkiyetinin zamanaşımı yoluyla kazanılmasının mümkün olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır. 2. Davalılardan Hazine vekili cevap dilekçesinde; eldeki davaya yönelik yasal koşulların oluşmadığını beyanla davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. Sivas 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.12.2020 tarihli ve 2018/608 Esas, 2020/475 Karar sayılı kararıyla davanın kabulü ile dava konusu Sivas ili, .. ilçesi, ... Mahallesi ... Mevkii 3 75... parselde bulunan 11.653,20 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın davalılar ve murisleri adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan Hazine vekili ile bir kısım davalılar vekili tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 03.03.2022 tarihli ve 2022/30 Esas, 2022/268 Karar sayılı kararı ile başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak dosyanın yeniden yargılama yapılıp karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 3. Sivas 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.10.2023 tarihli ve 2023/118 Esas, 2023/86 Karar sayılı kararıyla “...dava konusu 3 75... parsel sayılı taşınmazın ölmüş bulunan ... oğulları ..., ... ve ... adına tespit gördüğü, bu nedenle söz konusu taşınmazın TMK’nın 713/2 maddesinde düzenlenen ölüm sebebine dayalı kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik hükümleri kapsamında kazanılmasının mümkün olmadığı, TMK’nın 713/2 maddesinde düzenlenen ‘maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan’ hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil istemi bakımından ise tapu sicilinden malik kimliğinin belirlenememesi halinin malik hakkında kimliğini ortaya koyacak bilgi ve belgelerin tapu kayıtlarından çıkarılmasının imkânsız olması durumunu ifade ettiğinin kabul edildiği, Yargıtay uygulamalarına göre malik sütununun boş bırakılması, silinmesi, hayali kişi adına kayıt oluşturulması, malik adının soyut ve yetersiz şekilde gösterilmesi gibi hallerde malikin tapu kütüğünden anlaşılamadığının kabul edildiği, buna karşılık mirasçılarının tespit edilememesi, adresinin bulunamaması veya çok eski tarihte ölmüş olmasının tek başına bu kapsamda değerlendirilemeyeceği, somut olayda tapu kaydı ve tapulama tutanağında maliklerin ‘... oğulları ..., ... ve ...’ şeklinde açıkça gösterildiği, dolayısıyla kayıt maliklerinin kim olduğunun tapu kütüğünden anlaşılabildiği, kanun anlamında bilinmeyen veya hayali kişi niteliğinde olmadıklarının kabul edildiği...” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. SON İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 11.12.2024 tarihli ve 2024/416 Esas, 2024/1291 Karar sayılı kararıyla “...dava konusu 3 75... parsel sayılı taşınmazın 1973 yılında yapılan kadastro çalışmalarında senetsizden ... oğulları ..., ... ve ... adına tespit gördüğü, tespit maliklerinin ölü oldukları ancak mirasçıları bilinemediğinden ölü olduklarının beyanlar hanesine şerh düşüldüğünün anlaşıldığı, taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında ölmüş ancak mirasçıları tespit edilemediği için ölmüş kişinin adı belirtilerek ‘mirasçıları’ adına tespit edildiği, tapunun bu şekilde oluştuğu hâllerde kayıt malikinin ölü olan kişi yerine mirasçıları olduğu, kadastro tespitinin esasen ‘... oğulları ..., ... ve ... mirasçıları’ adına yapıldığı, bu nedenle TMK’nın 713/2 maddesinde yer alan ‘ölmüş’ hukuksal sebebinin bu davada uygulanma olanağının bulunmadığı...” gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; - 17.01.1991 tarihinden itibaren bugüne kadar müvekkilinin taşınmazın kullanımına itirazın olmadığını, - Ölüm hukuki sebebine dayalı olarak eldeki davanın açıldığını, - Kadastro tespitinde tapu malikinin ölü olduğunun belirtildiği gerekçesiyle taşınmazın mirasçıları adına tespit gördüğüne yönelik zorlama yorumun adil yargılanma hakkını ihlal ettiği, - İncelemenin eksik yapıldığını, - Davanın reddine dair verilen kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/2 hükmüne göre ölüm hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından verilen temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/4064, K. 2026/2675, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-4064-e-2026-2675-k-4c68dc51b9ec