Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/1893 E. 2026/2648 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1893
Karar No
2026/2648
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1616 E., 2024/2297 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/250 E., 2022/40 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili, davalı Hazine ve Kayyım vekili, ihbar olunan ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.05.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davacı asil ... ile karşı taraftan Hazine vekili Avukat ... geldiler. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 1 90... ve 95 parsel sayılı taşınmazların 1969 yılında kesinleşen kadastro çalışmaları sonucu tespit maliki olarak ... adına tescil edildiğini, taşınmaz üzerindeki bağ çubukları ve ağaçların ... ve ... tarafından kadastro tespitinden 15-20 yıl öncesi ekilip yetiştirildiğini ve bu süreler itibarı ile ... ve ...'ın taşınmazların nizasız ve fasılasız taşınmazların zilyedi olduğunu, bu hususun kadastro tutanaklarına ve tapuya kayıt edildiğini, müvekkilinin annesinin ..., babasının ise ...olduğunu, hayatta oldukları süreçte taşınmazları birlikte kullandıklarını, su kuyusunun murisleriyle birlikte açıldığını, anne ve babasının vefatları sonrası abisi davalı ... ile ablası ... 'im murislerinden kalan tüm miras hak ve paylarının tamamını tapuda davacı tarafa temlik ettiklerini, davaya konu taşınmazların komşusu bulunan 5, 7 ve 8 parsel No.lu taşınmazların tapuda tarafına devir ve temliki ile birlikte dava konusu taşınmazların zilyetliğini de kendisine devrettiklerini, ... tarafından açılan Tekirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/13 Esas sayılı dosyasında ...'in kim olduğunun bilinmemesi nedeniyle tapu iptali davasının, tek başına dava açma yeteneği bulunmaması nedeniyle husumet yönünden usulden reddedildiğini, murislerinin zilyetlik haklarının tarafına devredilmiş olması nedeniyle ... ve ...'in de davada davalı gösterildiğini, tapu kayıtlarında malik görülen ...'e bütün aramalara rağmen adresi tespit edilerek ulaşılamadığını, Tekirdağ 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 14.05.2008 tarih, 2008/155 Esas, 2008/347 Karar sayılı Tekirdağ Defterdarının kayyım olarak atandığını belirterek tapu iptal ve tescil talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalılar ... ve ... cevap dilekçesinde, anneleri ... ve babaları ...'in 1969 yılında kadastro geçtiğinde 1 90... , 30, 93 parsel numaraları verilen üç tarlayı 1945 yılında satın aldıklarını (29 parsel ..., 30... parsellerin ... adına kayda geçtiğini), 19 45... yıllarında bu tarlalarına bağ çubuğu ve meyve ağacı ektiklerini, ... adına kayıtlı olan 1 90... ve 95 parsel numaralı iki tarlanın ... ve ...l'ın mülkiyetinde olan 29, 30, 93 numaralı üç parselle bitişik olduğunu, bu parsellerin daha sonraki yıllarda olduğu gibi 1945, 1946 yıllarında da sahipsiz olduğunu, ... ve ...'in kendilerinin mülkiyetinde olan tarlalarına bağ çubuğu ve meyve ağacı dikerken, 19 45... yıllarında ...'e ait olduğu sonradan kayda geçen 94... parsel numaralı tarlalara da bağ çubuğu ve meyve ağacı diktiklerini, en küçük kardeş olan davacının beyanlarının doğru olmadığını, bağ çubukları ve ağaçların 19 45... yıllarında dikilirken davacının henüz doğmadığını, murislerinin ölümü ile bu hakların yasal mirasçıları olan üç kardeşe eşit olarak intikal ettiğini, Tekirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2008/13 Esas numaralı dosya ile açılan önceki davada davanın tereke adına açılması gereğinden bahisle husumet yönünden reddine karar verildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. 2. Davalı Kayyım ve Hazine vekili; Tekirdağ Defterdarlığı yönünden davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, Defterdarlık Millî Emlak Müdürlüğü Kayyımlık Bürosunca yapılan idari tahkikatta davacının, dava konusu taşınmazlarda zilyetliğinin bulunmadığının tespit edildiğini, 2007 ve sonraki yıllara ilişkin uydu fotoğraflarında da görüldüğü üzere dava konusu taşınmazlarda bağ-bahçe olarak hiçbir kullanım emaresi bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiş ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/6 hükmü gereğince taşınmazların Hazine adına tescilini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın kadastro tespiti ile ... adına tescil gördüğü, malikin 1951 yılında öldüğü, mirasçılarının ve miras paylarının ilama bağlandığı, mirasçıların açtıkları dava ile tapu kaydındaki malik hanesindeki eksiklikleri giderdikleri ve nüfus kaydına uygun şekilde kaydın düzeltildiği, devamında da veraset ilâmına uygun şekilde tapu kaydında intikalin yapıldığı, bu hâliyle tapu malikinin kim olduğu bilinmeyen ve belirlenemeyen kişilerden olduğunun kabulünün mümkün olamayacağı, hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kişi de olmadığı, öldüğü anlaşılmış ise de, davacının açıkça ölüm nedenine dayanmadığı, bir an için bu nedene dayandığı kabul edilse dahi malikin belirlenebilen bir kişi olup mirasçılarının bulunduğu, davacıların murislerinin bu taşınmazdan yararlandıklarının beyanlar hanesinde verilen şerhten anlaşıldığı, kadastro tespitleri sırasında bu tespit yapılmış ise de, keşif yerindeki incelemede bağ nitelikli bir arazinin tespit edilemediği, tapu iptal tescil dava şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı Hazine ve Kayyım vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın dava konusu eski 94... yeni 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların 1940'lı yıllardan bu yana babası ile annesinin zilyetliğinde olduğunu, kardeşlerinin haklarını komşu parsel ve murisleri adına kayıtlı parsellerle birlikte 2010 yılında resmî senet ile aldığını bildirdiği ancak davalı kardeşlerin davacının tek başına zilyet olduğu iddiasını kabul etmediği, 2010 yılına ait resmi senet sureti incelendiğinde dava dışı parsellere ilişkin olduğu, talebin niteliğine ve iddianın ileri sürülüş şekline göre, dava konusu taşınmazların davacı ve bir kısım davalı taraf murislerinin terekesine ait olduğu, 4721 sayılı Kanun'un 7 01... . maddeleri gereğince terekenin elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğu, elbirliği mülkiyetine tabi terekeye dâhil bir taşınmaz hakkında bir veya bir kaç mirasçının tek başına kendi adına dava açmasının olanaksız olduğu, yerel Mahkemece, davacının dava açma ehliyeti bulunmadığından aktif husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle ve esastan red kararı verilmiş olması doğru olmadığı, ayrıca yargılama aşamasında kayıt maliki ... mirasçıları adına taşınmazın intikal gördüğünün belirlendiği, ölüm sebebine dayalı davanın ... mirasçılarına yöneltilmesi gerekli ise de, inceleme konusu davada aktif husumet ehliyeti bulunmadığından ve bu hususun yargılama aşamasında da tamamlanması mümkün olmadığından, ... mirasçılarına davanın yöneltilmemiş olması hususu usul ekonomisi bakımından inceleme dışı tutulduğu, davalı Hazine ve Kayyım vekilinin yargılama aşamasında ve istinaf dilekçelerinde, dava konusu taşınmazların 4721 sayılı Kanun'un 713/6 maddesi gereği Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ettiği, ne var ki, davaya konu taşınmazlar gerçek kişi .../halen intikalle mirasçılar adına kayıtlı olduğuna göre, tapu kaydının hukuken geçerliliğini yitirdiği hususunda Hazine tarafından açılan bir dava/talep de bulunmadığından, buna ilişkin istinaf nedeninin yerinde olmadığı gerekçesiyle istinaf nedenlerinin gerekçe bakımından kabulü ile kararın kaldırılmasına, davacı vekili ve davalı Hazine ve Kayyım vekilinin istinaf başvurusunun sair hususlar bakımından reddine, davanın aktif husumete ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı Kanun'un 114/1-d ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddialarını tekrarla somut olayda zilyetlikle kazanım şartlarının oluştuğunu, müvekkilinin murisinden intikal eden taşınmazları kardeşlerinden devraldığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı Hazine ve Kayyım vekili temyiz dilekçesinde özetle; 4721 sayılı Kanun'un 713/6 maddesi gereğince taleplerinin reddinin doğru olmadığını, ayrıca hem Hazine hem de ... Kayyımı adına dosya takip edildiğinden her iki davalı hakkında da ayrı ayrı nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, maktu vekâlet ücreti hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 3. İhbar olunan ... vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle: dava usulsüz açıldığından davaya katılmadıklarını, taşınmazın murisi ...’e ait olduğunu, kayyımlığın kaldırıldığını, taşınmazın beyanlar hanesindeki bağ çubukları ve ağaçlara ilişkin beyanın da kaldırıldığını, davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 713/2 hükmüne dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına göre, Mahkemece mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğinden ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin tüm ve davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalı Kayyım vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine; somut olayda taşınmaz maliki ... hakkında kayyımlık kararı verilmiş ise de yargılama sırasında Tekirdağ 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 28.04.2022 tarihinde kesinleşen 2021/432 Esas sayılı kararı ile kayyımlık kaldırıldığından taraf sıfatı kalmamış, temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir. 3. Davalı Hazine vekili ve ilgili ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Somut olayda davacı, dava konusu taşınmazdaki bağ çubukları ve ağaçların murisi ... ve ... tarafından dikildiğini, murislerinin ölümüyle mirasçılar arasında yapılan miras taksim sözleşmesine göre bu yerin kendisine kaldığını iddia ederek dava açmıştır. Kural olarak davacı zilyetliğin sürdürülüş biçimini murislerinden intikale bağladığından bu davayı tüm mirasçıların birlikte açması yahut diğer mirasçıların muvafakatinin sağlanması, bu da olmaz ise terekeye temsilci atamak suretiyle taraf teşkilinin sağlanması gerekir. Ne var ki, davacı miras taksim sözleşmesi gereği dava konusu yerin kendisine kaldığını belirterek, diğer mirasçıları da davalı göstererek husumet yöneltmiş ve çekişme yaratmıştır. Bu haliyle diğer mirasçılar davada taraf olduğundan davacının bu davayı tek başına açmakta sıfatının olmadığı söylenemez. Mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçesi doğru değildir. Buna karşın, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine konu edilen dava konusu taşınmazlar 1969 yılında kesinleşen kadastro tespiti ile ... adına yapılmıştır. ... ise tespit sırasında ölü kişidir. ...’in nüfus kayıtlarına göre 1951 yılında öldüğü belli olduğuna göre kadastro tespitinin ... mirasçıları adına yapıldığının kabulü gerekir. Bu durumda ... mirasçılarının ölümü söz konusu olmadığından somut olayda 4721 sayılı Kanun'un 713/2 hükmünde düzenlenen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinin koşulları oluşmamıştır. Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru değil ise de bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden gerekçesi düzelterek onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Davalı Hazine ve Kayyım harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/1893, K. 2026/2648, T. 12.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-1893-e-2026-2648-k-4cfd2eb16a7b