Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3767 E. 2026/1908 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3767
Karar No
2026/1908
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/769 E. 2025/1096 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/272 E. 2024/315 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma isteminin davanın niteliği gereği reddine, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 1 46... parselden çıkan mezkur kadim yer altı suyunu 1952 yılında ...'nun pöğreklerle ... Köyü Tüzel Kişiliğine ait 1 43... parselde bulunan çeşmeye ve 1 41... parsel ile 1 42... parselde bulunan müvekkilinin ve akrabalarının evine getirdiğini, bu yer altı suyunun 1947 yılından beri kullanıldığını, taşınmazlara su taşımanın başka bir yolu olmadığı gibi başka bir su kaynağının da bulunmadığını, 21.09.2022 tarihinde ... köyünde yaşanan su tıkanıklığı nedeniyle İl Özel İdaresi tarafından bu tıkanıklığın giderilmesi için ilgili su kaynağında çalışma yapılmaya başlandığını, tıkanıklığın giderilmiş olmasına rağmen kaynağın 15-20 metre mesafesinde bulunduğu ve domuz yatağı durumunda olduğu iddia edilen çökekli suyun var olduğu bahanesiyle o kaynağa 4 metre mesafeye drenaj koyup çökekli suyu kurutmak ve oradaki suyu çaya akıtmak istediklerini beyan ederek köy muhtarı ... ve ...'in İl Özel İdaresinden temin edilmiş olan kepçeyi yanlış yönlendirerek su kaynağına müdahale ettiklerini, ...'in de bu kişilere yardım ettiğini, bunun üzerine başka bir yerden su elde etme imkanı bulunmayan müvekkillerinin suyunun ciddi şekilde azaldığını, durumun İl Özel İdaresine bildirildiğini, İl Özel İdaresince müdahale edilen alanın kapatılarak suyun bir nebze arttırıldığını, ancak suya halen müdahale edildiğini belirterek, 1 46... parselde bulunan kadim ve yer altı su kaynağına davalıların el atmasının önlenmesini talep etmiştir. 2. Asıl davaya katılma talebinde bulunan ... vekili beyan dilekçesinde; davacının davayı kaybetmesi hâlinde müvekkilinin dava konusu sudan mahrum kalabileceğini, davacının davasında haklı olduğunu belirterek davaya davacının yanında katılmaları için gerekli kararın verilmesini istemiştir. 3. Birleştirilen davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin kadimden beri dava konusu 1 46... parselden çıkan suyu kullandıklarını, yer altı suyu 1947 yılından beri kullanılsa da 1952 yılında ... tarafından pöğreklerle 1 46... parselden ... Köyü Tüzel Kişiliğine ait olan 1 43... parselde bulunan genel kullanıma özgülenmiş olan çeşmeye ve müvekkillerinin hissedarı olduğu taşınmazlara 1 46... ve 8 parselden geçen borularla getirildiğini, mezkur suya çeşitli dönemlerde defalarca müdahale edildiğinden müvekkillerinin ve diğer maliklerin evlerini, arazilerini, ağaçlarını sulayacak yeterlilikte suya ulaşamadıklarını belirterek 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 1 46... ve 8 parselden geçen boru hattının kullanılmaya devam edilmesine, 1 46... parselde bulunan suyu müvekkillerinin kullanabilmesi için irtifak hakkı tesisine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl davada bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; yapılan içme suyu çalışmasının gerekli yerlerden izin alınarak ve köy karar defterince karar alınarak ... Köyü Tüzel Kişiliği adına yapıldığını, davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, davacı ve ailesinin 1 01... parselden çıkan genel suyu kullandığını, bahse konu su ile kullanılan suyun alakasının bulunmadığını, davacı ve ailesinin dava konusu sudan başka 4 farklı noktada kullandıkları suyun bulunduğunu, yapılan çalışmalar esnasında iddia edildiği şekliyle suya müdahalenin bulunmadığını, davacının suya müdahaleyle ilgili idareye müracaat etmesi üzerine isteminin reddedildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Asıl davada davalı ... Maden vekili cevap dilekçesinde özetle; yapılan içme suyu çalışmasının gerekli yerlerden izin alınarak ve köy karar defterine karar alınarak ... Köyü Tüzel Kişiliği adına yapıldığını, davanın davalılar yönünden husumetten reddinin gerektiğini, suyun çıktığı 1 46... parselde kayıtlı taşınmazın müvekkili ve ...'ya ait olduğunu, davacı ve ailesinin kullandıkları suyun 1 01... parselden çıkan genel su olduğunu, dava konusu su ile kullanılan suyun alakasının bulunmadığını, davacı ve ailesinin dava konusu sudan başka 4 farklı noktada kullandıkları suyun bulunduğunu, yapılan çalışmalar esnasında iddia edildiği şekliyle suya müdahalenin bulunmadığını, davacının suya müdahaleyle ilgili idareye müracaat etmesi üzerine isteminin reddedildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. 3. Birleştirilen davada davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; kaynak suyunun çıktığı 1 46... parsel sayılı taşınmaz ile çevre arazilerde müvekkillerinin 50 dönüme yakın arazisinin bulunduğunu, suyun debisinin düşük olup kendi arazilerinde kullanabilmesine dahi yeterli olmayan özel su olduğunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 756/2. maddesi gereğince kaynak hakkının ancak tapuda düzenlenecek resmi senetle tapu malikinin rızası ile kurulabileceğini, davacı ve ailesinin kullandıkları suyun 1 01... parselden çıkan genel su olduğunu, dava konusu su ile kullanılan suyun alakasının bulunmadığını, davacı ve ailesinin dava konusu sudan başka 4 farklı noktada kullandıkları suyun bulunduğunu, yapılan çalışmalar esnasında iddia edildiği şekliyle suya müdahalenin bulunmadığını, davacının suya müdahaleyle ilgili idareye müracaat etmesi üzerine isteminin reddedildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece yapılan keşif sonucu alınan raporlarda suyun genel su olduğunun tespit edildiği, davalıların kasıtlı olarak görevlileri yönlendirdiklerine ilişkin bir delil bulunmadığı, ıslah çalışmalarından sonra da davalıların ve başkalarının su kaynağına veya borularına bir müdahalenin olmadığı, keşif uygulaması sırasında suyun aktif bir şekilde aktığının tespit edildiği, ayrıca bilirkişi raporuna göre suyun davacının parselindeki ihtiyacından fazla olduğu tespit edildiğinden davacı tarafın suya vaki el atmanın önlenmesi davasının reddine, birleştirilen davada davacı tarafın üzerine mecra irtifakı kurulmasını istediği 1 46... ve 8 parsellerin dava dışı ... adına kayıtlı olup mecra irtifakının tapu malikine karşı açılması gerektiğinden davacılar tarafından tapu kayıt maliki dışındaki kişilere karşı dava açıldığı nazara alınarak mecra irtifakı tesisi davasının husumetten reddine, davacı tarafın kaynak irtifakı kurulmasına ilişkin istemi yönünden TMK'nın 756/2. ve 837. maddelerinde belirtildiği üzere kaynak irtifakına konu suyun özel su olup genel suyun bu düzenlemenin dışında olduğu, 1 46... parselden çıkan dava konusu suyun genel su olduğu, bu durumda kaynak irtifakı kurma koşulları oluşmadığı gerekçesiyle kaynak irtifakı kurulması talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen dava davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Asıl dava yönünden; 1. Bilirkişi raporunun hükme elverişli olmadığını, raporun uyuşmazlığın özü olan el atmanın varlığını tespit etmekten kaçındığını, 2. Raporda davalıların eylemleri ile suyun azalması arasında bir illliyet bağı kurulup kurulamayacağı, müdahalenin niteliği ve sonuçları hakkında hiçbir değerlendirme yapılmadığını, 3. Cevaba cevap dilekçesindeki açık talepleri nedeniyle su rejimi kurulması gerektiği halde kurulmadığını, 4. Müvekkillerinin kullandığı suyun müdahaleden sonra azaldığının tanık beyanları ile sabit olduğunu, 5. 03.09.2024 tarihli bilirkişi raporunda, "rögarın içi" olarak gösterilen görsellerdeki borunun, davalıların suyu kaçırmak amacıyla kullandığı ve suyu azaltan boru olduğunun açık olduğunu, Birleştirilen dava yönünden; 6. İlk Derece Mahkemesince 1 46... parselden çıkan suyun, çıktığı arazinin mülkiyetine tabi olacağına karar vermenin isabetsiz olduğunu, 7. Davalıların eylemlerinin hakkın kötüye kullanımı ve kanuna karşı hile teşkil ettiğini, 8. Husumetten red kararının hatalı olduğunu, davada hiçbir zaman davalılar yönünden 5 ve 8 parseller için yeni mecra hakkının talep edilmediğini, müvekkillerinin talebinin hâli hazırda bu parseller üzerinde var olan boruların kullanımına devam edilmesi olduğunu, taleple bağlılık ilkesi gereği el atmanın kaynağında ve bu el atmayı yapan davalılara karşı açılan davanın husumet yönünden doğru olduğunun açık olduğunu 9. dilekçesinin ekinde hukuki mütalaa sunulmuş olup, burada su rejimi kurulması gerektiğine dair görüş bildirildiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; asıl davada suya el atmanın önlenmesi, birleştirilen davada mecra ve kaynak irtifakı kurulması istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/3767, K. 2026/1908, T. 10.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-3767-e-2026-1908-k-afc6d0019279