Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3233 E. 2026/699 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3233
- Karar No
- 2026/699
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/279 E., 2025/889 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2007/77 E., 2020/400 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşmasız, davalılar vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davalı vekili Avukat.....................ile davalı asil ... ve davacı asil ... ... .... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; mirasbırakanı ...’un 71 91... parsel sayılı taşınmazların satış bedelleri mirasbırakan tarafından ödenerek davalı ......... .... adına, 6 21... parsel sayılı taşınmazdaki 51 No.lu bağımsız bölüm ile 32 04... parseldeki 11 No.lu bağımsız bölümün 1/2 payının bedelinin mirasbırakan tarafından ödenerek, davalı ... adına tescil edildiğini, mirasbırakanın 1994 model ............. marka otomobilini satarak elde ettiği para ile davalı ... adına bir otomobil aldığını, çeşitli bankalarda bulunan hesaplarındaki paranın ölümünden önce ve sonra vekaletname kullanılarak davalılar tarafından çekildiğini, bu şekilde saklı payının zedelendiğini ileri sürerek, taşınmazların tapu kaydının ve banka hesaplarındaki tasarrufların miras payı oranında iptali ile adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemiş, aşamada sunduğu ıslah dilekçesi ile toplam 332.121,03 TL’nin davalılardan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; mirasbırakanın ekonomik durumunun dava konusu taşınmazları edinmeye elverişli olmadığını, davalı ...'in ailesinin ticaret ile uğraştığını, ailesine yüklü miktarda mal varlığı kaldığını, ........ yazlığın ve İstanbul'daki bağımsız bölümlerin bedelinin ödenerek üçüncü kişilerden satın alındığını, mirasbırakanın taşınmazlarda kayden malik olmadığını, satış bedelinin mirasbırakan tarafından ödenmediğini, saklı payın zedelenmesinin söz konusu olamayacağını ileri sürerek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 17.11.2020 tarihli ve 2007/77 Esas, 2020/400 Karar sayılı kararıyla; tapu iptali ve tescil istemi yönünden eldeki davada 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanamayacağı, tenkis talebi yönünden, satış bedellerinin mirasbırakan tarafından ödendiğinin kanıtlanamadığı, mirasbırakanın hesabındaki paranın tamamını gönderme imkanı varken farklı tarihlerde değişik miktarlarda eşi ve çocuğu olan davalılara yüksek sayılmayacak meblağdaki bedelleri saklı payı zedeleme kastıyla gönderdiğinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 17.11.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 15.06.2021 tarihli kararı ile muris muvazaası iddiasının dinlenemeyeceği, taşınmazlarda mirasbırakanın hiçbir dönem malik olmadığı, mirasbırakanın mal kaçırma kastıyla hareket ettiği ve üçüncü kişilerden alınan taşınmazların bedelinin mirasbırakan tarafından ödendiğinin kesin olarak kanıtlanmadığı, davalı ...'in alım gücünün bulunduğu, celp edilen Ankara'daki tapu kayıtlarına göre ailesinden kalan taşınmazlar olduğu, mirasbırakan ile davacı arasındaki ilişkilerin kötü olduğuna ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı, mirasbırakanın mal kaçırma kastıyla hareket etmiş olsa diğer taşınmazlarını da devredebileceği, saklı payı zedelemek kastıyla hareket ettiğinin kesin bir şekilde kanıtlanmadığı gerekçesi ile davacının istinaf isteminin HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, yargılama sırasında ıslah edilen değer üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesi ile davalıların istinaf isteminin HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 15.06.2021 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince bedeli ödenerek "gizli bağış" şeklinde gerçekleştirilen işlemler hakkında anılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının doğrudan bağlayıcı olma niteliğinin bulunmadığı, karara yorum yoluyla gizli bağış iddialarına yönelik olarak uygulama olanağı sağlanamayacağı, davacının tapu iptali ve tescil isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde olmadığı, davacının diğer temyiz itirazları yönünden ise, temlik tarihinde 19 yaşında olan davalı ...’nın dava konusu 32 04... parsel sayılı taşınmazı alabilecek ekonomik gücünün bulunmadığı, taşınmazın mirasbırakan tarafından bedeli ödenmek suretiyle davalı ... adına tescil edildiği, temlik tarihinde taşınmazda mirasbırakan lehine intifa hakkı da tesis edildiği, davacının ise mirasbırakanın ilk eşinden doğma kızı olduğu, gizli bağışın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yapıldığı sonucuna varıldığı, davalı ... yönünden tenkis isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalı ... yönünden ise savunması doğrultusunda bildirdiği taşınmaz kayıtları getirtilerek dava konusu 3 16... parseldeki 11 numaralı bağımsız bölümdeki ½ payın ve 6 21... parseldeki 51 numaralı bağımsız bölümün bedelinin davalı ... tarafından ödenip ödenmediğinin saptanması, mirasbırakan tarafından bedelin ödendiği sonucuna varılır ise kazandırmanın TMK’nın 565/4. maddesi uyarınca saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile temlik tarihinde 19 yaşında olan davalı ...’nın dava konusu 32 04... parsel sayılı taşınmazı alabilecek ekonomik gücünün bulunmadığı, davalı ...'un babasından intikal eden taşınmazların satışından elde ettiği gelirle dava konusu taşınmazları aldığını savunsa da belirtilen taşınmazların satış tarihleri ile davaya konu taşınmazların alım tarihlerinin örtüşmediği, her ne kadar 1982 yılında yapılan devir ile 3 16... parsel, 11 numaralı bağımsız bölümün satın alındığı 24.03.1983 tarihi uyumlu ise de satıştan davalı payına düşen tutarın 500.000,00 TL olduğu, dava konusu taşınmazın 1/2 payının alım değerinin ise 1.240.000,00 TL olması nedeniyle bedellerin örtüşmediği, davalı ...'in bu yöndeki savunmasına itibar edilmediği, taşınmazların mirasbırakan tarafından bedeli ödenmek suretiyle davalılar adına tescil edildiği, davacının mirasbırakanın ilk eşinden doğma kızı davalıların ise ikinci eşi ve ikinci eşinden çocuğu olduğu, gizli bağışın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yapıldığı ve terekeye eklenmesi gerektiği, hükme esas alınan 20.11.2024 tarihli bilirkişi raporunda davalı ...'e yapılan bağışın tenkisi sonrası diğer davalı ... lehine saklı paydan fazla kazandırma yapılmadığı, davalı ... lehine saklı paydan fazla kazandırma yapıldığı ve davalı tarafça 02.03.2017 tarihinde tercih hakkının maldan yana kullanıldığı, davalının saklı payına yapılan tecavüzün seçimlik hakkın kullanıldığı tarihteki parasal değerinin 215.989,50 TL, muhtemel karar tarihindeki güncel alacak değerinin ise 2.746.054,86 TL olduğu, belirsiz alacak davası olarak açılan davada bedel artırım dilekçesi dikkate aldığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının davalı ... Tevfik aleyhine açtığı tapu iptali, tescil ve tenkis talebinin reddine, davacının davalı ... aleyhine açtığı tapu iptali ve tescil talebinin reddine, tenkis talebinin kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalılar vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde özetle; eldeki davanın HUMK zamanında açılmış olması nedeniyle belirsiz alacak davasında olduğu gibi bedel artırımı yapılamayacağını, davacının davasını daha önce 23.09.2020 tarihinde 332.121,03 TL üzerinden harcını tamamlayarak ıslah ettiğini, davacının HMK 357. maddesi gereğince talebini yeniden yükseltemeyeceğini, ıslah dışında kalan kısım için hak düşürücü süre geçtiğini, Mahkemece hak düşürücü süreye ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini, dosyadaki tapu kayıtlarına göre davalı ...'in mirasbırakanından intikal eden taşınmazların 1982, 1995, 19 96... tarihlerinde satılarak dava konusu taşınmazların satın alındığının sabit olduğu, taşınmazların mirasbırakanın ölümünden 1 yıl önce satın alınmaları nedeniyle davacının saklı payı ihlal kastına yönelik delil getirmemesi nedeniyle mirasbırakanın saklı payı ihlal kastıyla hareket ettiğinin ispatlanamadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkilleri lehine bozulmasını istemiştir. 2. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece tenkis bedeline ilişkin faizin 26.11.2024 tarihinden itibaren başlatılsa da dava tarihinde davanın 200.000,00 TL üzerinden açılması nedeniyle bu kısım için faizin 16.02.2007 tarihinden itibaren, 23.09.2020 tarihinde ise 132.121,03 TL ıslah yapıldığından bu miktara da ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine faiz yönünden düzeltilerek onanmasını, olmazsa bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, tenkis istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2. Davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; mirasbırakan ...’un 04.05.2006 tarihinde ölmüş, mirasçıları olarak ikinci eşi davalı ..., davalı oğlu................ ile ilk eşinden doğma davacı kızı .... ... mirasçı olarak kalmıştır. Davacı tarafça dava konusu 6 21... parseldeki 51 numaralı bağımsız bölümün dava dışı üçüncü kişi tarafından 15.05.2003 tarihinde davalı ...’e, dava konusu 3 16... parseldeki 11 No.lu bağımsız bölümün dava dışı üçüncü kişi tarafından 24.03.1983 tarihinde ½’şer paylı olarak mirasbırakan ve davalı ...’e devredildiği, dava konusu 32 04... parsel sayılı taşınmazın dava dışı üçüncü kişi tarafından 10.08.1992 tarihinde davalı ...’ya temlik edildiği, anılı taşınmazda mirasbırakan lehine temlik tarihinde intifa hakkı tesis edildiği, davalıların üçüncü kişilerden temlik aldıkları işbu taşınmazların bedelinin ise mirasbırakan tarafından mirastan mal kaçırma amacıyla ödendiğini ileri sürülmektedir. 3. Muris muvazaasının esas kaynağını 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı oluşturmaktadır. 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında sonuç olarak; “Bir kimsenin; mirasçısını miras hakkından yoksun etmek amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği tapu sicilinde kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklamış olduğunun gerçekleşmiş bulunması halinde, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların, görünürdeki satış sözleşmesinin Borçlar Kanunu'nun 18. maddesine dayanarak muvazaalı olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinin de şekil koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek dava açabileceklerine ve bu dava hakkının geçerli sözleşmeler için söz konusu olan Medeni Kanunun 5 07... . maddelerinin sağladığı haklara etkili olmayacağına” hükmedilmiştir. 4. 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, miras bırakanın tapulu taşınmazlarının temliklerinde yaptığı muvazaalı işlemlere ilişkindir. 5. Miras bırakanın gerçekte bedelini bizzat ödeyip, üçüncü kişiden satın aldığı taşınmazı mirastan mal kaçırmak amacıyla tapu siciline yarar sağlamak istediği kişi (davalı) adına kaydettirmesi halinde 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararı uygulanamaz. Anılan karar, konusu ve sonuç bölümü itibarıyla, murisin kendi üzerindeki tapulu taşınmazlar yönünden yaptığı temliki işlemler için bağlayıcıdır. Bedeli ödenerek "gizli bağış" şeklinde gerçekleştirilen işlemler hakkında anılan Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının doğrudan bağlayıcı olma niteliği yoktur. 6. TMK’nın 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190/1 hükmü ise “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” düzenlemelerini içermektedir. 7. Hemen belirtilmelidir ki, muris tarafından bedelin bizzat ödenip gizli bağış yapıldığını ispat külfeti davacı tarafa aittir. 8. Davalıların üçüncü kişilerden edindiği taşınmazlar bakımından 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının uygulama olanağının bulunmadığı; ancak gizli bağış olgusunun kanıtlanması halinde, koşulları mevcutsa tenkis hükümlerinin uygulanması gerektiğinde kuşku yoktur. Davacı, tapu iptali ve tescil isteğinin yanında terditli olarak tenkis isteğinde de bulunmuştur. Somut olayda; davalı ... yönünden, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 27.09.2022 tarihli bozma kararında da belirtildiği üzere, temlik tarihinde 19 yaşında olan davalı ...’nın dava konusu 32 04... parsel sayılı taşınmazı alabilecek ekonomik gücünün bulunmadığı, taşınmazın mirasbırakan tarafından bedeli ödenmek suretiyle davalı ... adına tescil edildiği, nitekim temlik tarihinde taşınmazda mirasbırakan lehine intifa hakkı tesis edildiği, davacının mirasbırakanın ilk eşinden doğma kızı olduğu, gizli bağışın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yapıldığı sonucuna varılarak yapılan tenkis incelemesine göre davalı lehine saklı payından fazla kazandırmada bulunulmadığı gerekçesiyle bu davalı hakkında davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. 9. Ne var ki, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 27.09.2022 tarihli bozma kararında davalı ... yönünden davanın ispatı yönünden yeterli inceleme yapılmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesinin hüküm gerekçesinde gizli bağış olgusunun davacı tarafından ne şekilde ispatlandığı açıklanmamıştır. Nitekim Mahkeme kararında, yalnızca davalı ...'in getirdiği deliller yönünden bir değerlendirme yapılarak, davalının babasından intikal eden taşınmazların satışından elde ettiği gelirle dava konusu taşınmazları aldığını savunsa da, belirtilen taşınmazların satış tarihleri ile davaya konu taşınmazların alım tarihlerinin örtüşmediği, diğer taşınmaz yönünden ise satış tarihi uysa da satış bedellerinin uyuşmadığı belirtilerek ispat yükü ters çevrilmiştir. Üstelik ispat yükünün davalıda olduğunun kabulü halinde dahi, satış tarihlerinin örtüşmemesinin ve satış bedellerinin eksiksiz olarak birbiriyle uyuşması gerekmesinin de bu sonuca varmaya yeterli olmayacağı kuşkusuzdur. Nitekim davalı ...'in 1987, 1992, 1994, 19 95... tarihlerinde ayrı ayrı olmak üzere 6 adet dükkanın satışından elde ettiği gelirlerin paranın enflasyonla birlikte değerlendirilmesi suretiyle 2003 tarihinde dava konusu taşınmazı satın aldığına yönelik savunması da hayatın olağan akışına uygundur. Bölge Adliye Mahkemesince açıklanan bu hususlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin tartışılmaması, tanık ifadelerinin genel ve soyut nitelikte olduğunun gözetilmemesi, kurulan hükmün hangi nedenlere, hangi delillere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığının ortaya konulmaması doğru bulunmamaktadır. 10. Hal böyle olunca, davacının, mirasbırakan tarafından gizli bağış suretiyle davalıya kazandırmada bulunduğu iddiasını HMK'nın 190. ve TMK'nın 6. maddeleri uyarınca yöntemince ispat edemediği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Yargıtay duruşma vekalet ücreti 40.000 TL'nin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.