Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/5265 E. 2023/6435 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5265
Karar No
2023/6435
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/240 E., 2023/162 K. KARAR : Davanın kabulüne, karşı davanın reddine Taraflar arasında görülen el atmanın önlenmesi ve yıkım, karşı davada TMK'nın 724 üncü maddesi uyarınca temliken ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı karşı davalı; 270 parsel sayılı taşınmazın kendisine, 271 parsel sayılı taşınmazın davalılar-karşı davacılara ait olduğunu, davalıların iki katlı ek bina yapmak suretiyle yaklaşık olarak 30 m² miktarında davacıya ait taşınmaza tecavüzde bulunduğunu belirterek, taşınmazına yapılan el atmanın önlenmesini ve üzerine yapılan ek inşaatın yıkılmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar karşı davacılar; davaya konu binanın 30-40 yıl önce davacı tarafın izni ile yaptırıldığını, iyi niyetli olduklarını, yapının değerinin arsanın değerinden yüksek olduğunu belirterek davaya konu taşınmazın bulunduğu alanın tapu kaydının iptali ile tescilini talep etmişlerdir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 17.09.2015 tarihli ve 2014/360 Esas, 2015/422 Karar sayılı kararı ile davanın reddine, karşı davanın kabulü ile dava konusu 270 parsel sayılı taşınmazın 11.03.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda B-2 ile gösterilen 13,57 m²'lik kısmının davalılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 17.09.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 27.11.2019 tarihli ve 2019/2847 Esas, 2019/7933 Karar sayılı kararıyla davacı tarafın iyi niyetli olup olmadığı tartışılmadan ve ifraz krokisi yetkili merciye gönderilerek onay alınmadan karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Davalı-karşı davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 4. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 12.04.2021 tarihli ve 2021/1015 Esas, 2021/2469 Karar sayılı kararıyla, dava konusu 270 parsel sayılı taşınmazda kadastro tespitinin 11.08.1965 tarihinde kesinleştiği ve taşınmazın bu tarih itibarıyla çapa bağlandığı, keşif sonucu alınan bilirkişi raporları doğrultusunda davalıların kendilerine ait 271 parsel sayılı taşınmazda bulunan evlerine eklenti yaparken davacıya ait 270 parsel sayılı taşınmaza 13,57 m² müdahalede bulundukları, davalılara ait 13,57 m²'lik yapının değerinin 9.499,00 TL, davacıya ait 270 parsel sayılı taşınmazın 13,57 m²'lik tecavüzlü kısmın değerinin 3.392,50 TL olduğu kabul edilerek, temliken tescil şartları gerçekleştiğinden karşı davanın kabulüne, 270 parsel sayılı taşınmazdaki 13,57 m² miktarlı yerin tapusunun iptali ile davalılar adına kayıt ve tesciline, açılan men'i müdahale ve kâl davasının reddine karar verilmiş ise de, davacı tarafın iyi niyetli olup olmadığı tartışılmadan ve ifraz krokisi yetkili merciye gönderilerek onay alınmadan karar verilmesinin doğru görülmediği ve ayrıca davacı-karşı davalı Kamile Uzun’un maliki olduğu dava konusu 270 parsel sayılı taşınmazı karar tarihinden sonra 20.01.2017 tarihinde dava dışı Semih Uzun’a satmış olması sebebiyle oluşan bu yeni duruma göre HMK’nın 125 inci maddesi uyarınca işlem yapılması gerektiği belirtilerek davalı-karşı davacının karar düzeltme talebinin kabulü ile 27.11.2019 tarihli ve 2019/2847 Esas, 2019/7933 Karar sayılı bozma ilâmının kaldırılmasına, hükmün 1 ve 2 nci bendde belirtilen gerekçelerle bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile düzenlenen bilirkişi raporlarına göre, davalıların kendilerine ait 271 parsel sayılı taşınmazda bulunan evlerine eklenti yaparken davacıya ait dava konusu 270 parsel sayılı taşınmaza 13,57 m² müdahalede bulunduklarının anlaşıldığı, davalı karşı davacılar iyi niyetli olduklarını savunmuş ise de, iddiaları taraf ve tanık beyanları ile desteklenmediği gibi çap kaydı oluşan taşınmazlar üzerine inşaat yapılması hâlinde iyi niyetin varlığı kabul edilemeyeceğinden, karşı davadaki temliken tescil isteminin reddine, asıl davanın kabulü ile davalıların el atmasının önlenmesine, taşınmazın 13,57 m²'lik tecavüzlü kısmı üzerindeki yapının kâl'ine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri a. Karşı davanın TMK'nın 725 inci maddesinin 2 nci fıkrasında düzenlenen ve özel koşullara bağlanmış, taşkın yapılara özgü bir tescil davası olduğunu ve dinlenen tanık beyanları ile şartlarının sağlandığını, b. İfrazın mümkün olduğunu, c. Gerekçeli kararın delilleri açıklamadığını, d. Yapı sahibinin iyi niyetinin taşkın yapıyı inşâ ederken komşu arazi malikinden izin almasından kaynaklandığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki asıl dava, el atmanın önlenmesi ve yıkım; karşı dava, TMK'nın 724 üncü maddesi uyarınca temliken tescil istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk TMK’nın 684 ve 718 inci maddeleri hükümleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) hâline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tâbi olur. Ancak, yasa koyucu somut olaydaki taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi TMK’nın 722, 723 ve 724 üncü maddelerinde özel olarak düzenlemiştir. Uyuşmazlığın bu kapsamda değerlendirilmesi gerekecektir. Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması hâlinde malzeme sahibinin iyi niyetli olması yanında diğer bazı koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet ... sahibinden isteyebilir. TMK’nın 724 üncü maddesinde yapı sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı da bu kişisel hak; ancak yapı sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiasıyla ileri sürülebilir. Malzeme sahibinin TMK’nın 724 üncü maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır; a) Birinci koşul, malzeme sahibinin iyi niyetli olmasıdır. TMK’nın 724 üncü maddesi hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyi niyettir. Öngörülen iyi niyetin TMK’nın 3 üncü maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, malzeme sahibinin, el attığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder. Malzeme sahibinin tescil istemi ile açtığı davada iyi niyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyi niyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir (Sübjektif koşul). İyi niyet koşulunun gerçekleşmediği durumlarda diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasına gerek bulunmamaktadır. b) İkinci koşul, yapı kıymetinin taşınmazın değerinden açıkça fazla olmasıdır. Bu koşul dava tarihine ve objektif esaslara göre saptanmalı, fazlalık ilk bakışta da kolayca anlaşılmalıdır. İnşaatın kapsadığı alanın ifrazı kabil ise arsa değeri yalnız bu kısma göre, aksi hâlde tamamının değerine göre bulunmalıdır. İnşaatın kaldırılmasının arazi ve malzemeye vereceği zarar, kaldırılmasıyla malzeme sahibinin elde edeceği yarardan daha fazla ise inşaatın kaldırılması fahiş bir zarara yol açacaktır (Objektif koşul). c) Üçüncü koşul ise yapıyı yapanın (malzeme sahibinin), taşınmaz malikine uygun bir bedel ödemesidir. Uygun bedel genellikle yapı için gerekli olan arsa miktarının dava tarihindeki gerçek değeri olarak kabul edilmekte ise de büyük bir taşınmazın bir kısmının devri gerektiğinde geri kalan kısmın bedelinde noksanlıklar meydana gelecekse, bunlar taşınmaza bağlı öteki zararlar da göz önünde bulundurularak hak ve yarar dengesi kurulması suretiyle hesaplattırılmalı, iptale konu zemin bedeli arsa sahibine ödenmek üzere depo ettirilmeli, önceden ödenmiş bedel var ise bu miktar ödenecek bedelden mahsup edilmelidir. d) Yukarıda değinilen üç koşulun yanısıra, yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsayacağından mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı-karşı davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/5265, K. 2023/6435, T. 20.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-5265-e-2023-6435-k-888e885f7bd9