Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/5012 E. 2024/4092 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5012
Karar No
2024/4092
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1733 E., 2023/1623 K. DAVA TARİHİ : 25.10.2018 KARAR : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/875 E., 2021/205 K.

Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi, tazminat ve ecrimisil istemlerini içeren davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı dava dilekçesinde; kendisinin davalı ile 11.04.1987 tarihinde evlenip 20.02.2017 tarihinde boşandığını, davalı ile evlilik esnasında 19.08.2014 tarihinde dava konusu 1117 ada 110 parselde kayıtlı iki katlı kargir ev aldıklarını, aralarında yaptıkları anlaşma gereğince birinci katın tadilatının kendisine ve ikinci katın tadilatının da davalıya ait olarak yaptırılacağının kararlaştırıldığını, ancak birtakım olaylardan sonra davalının iki dairenin de ikametini bir şekilde almış olduğunu, davalının kendisinin evine girmesini engellediğini, kendisine ait olan daireyi işgal ettiğini ve kendisinin çocuklarıyla maddi güçlük yaşadığını ileri sürerek dairesine yapılan el atmanın önlenmesi ile 75.000,00 TL tazminat ve 2017 yılı Mart ayından itibaren işlemek üzere 1.000,00 TL haksız işgal nedeniyle kira bedelinin tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği gibi böyle bir anlaşmanın olmadığını, kendisinin böyle bir anlaşmayı kabul etmediğini, dava konusu evin kendi ikametgahında olmasına rağmen davacı ile ortaklaşa kullanıldığını, davacının iddia ettiği gibi birinci dairenin davacıya ikinci dairesinin kendisine ait olduğuna yönelik bir anlaşmanın bulunmadığını, evin alımı esnasında tüm paranın kendisi tarafından karşılandığını, her iki dairenin de yarı yarıya olduğunu, ikinci dairenin yaşanabilir düzeyde olmadığı, bu nedenle birinci dairede yaşadığını ve intifadan menin söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.06.2021 tarihli ve 2018/875 Esas, 2021/205 Karar sayılı kararında belirtilen "...davalının taşınmazın sadece bir katını kullandığı, diğer katın ise davalı tarafından kullanılmadığı, dolayısıyla dava konusu taşınmazda davalının kullandığı alan (kat) dışında, davacının kullanabileceği başka bir alanın (katın) bulunduğunun anlaşıldığı, yine dosya kapsamından davacının dava konusu taşınmazda kendi kullanımına ayrılan katı kullanmasına engel olunduğuna dair bir delilin de elde edilemediği ve paydaşlar arasında ecrimisil talep edilebilmesinin koşullarından olan intifadan men koşulunun dava konusu olayda gerçekleşmediği..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1. İntifadan men koşulunun oluştuğunu,

2. Taraflar arasındaki fiili kullanım biçiminin boşanma protokolü ile belirlendiğini,

3. Müvekkilinin konuta girişinin engellendiğini,

4. Birinci katın kendisine özgülendiğini ve tadilatının da müvekkili tarafından yaptırıldığını,

5. Durumun tazminatı gerektirdiğini,

6. Davalıya tahsis edilen üst katın oturulabilir durumda olmadığını,

7. Davalının kendisine tahsis edilen binrinci katta eşiyle birlikte oturduğunu,

8. Tüm bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 06.07.2023 tarihli ve 2021/1733 Esas, 2023/1623 Karar sayılı kararında belirtilen "...çekişme konusu taşınmazda davacı ile davalının paydaş oldukları, tarafların kesinleşen mahkeme ilamı ile boşandıkları, boşanma ilamının kesinleşmesinden itibaren davalının taşınmazı ikamet olarak kullanmaya devam ettiği, davacının payına karşılık taşınmazda kullandığı ya da taşınmazın niteliğine uygun kullanabileceği bir yer olmadığı, bahçeli kargir ev niteliğindeki taşınmazın zemin katının tadilatını davacının yaptırdığı, davalının ise zemin katın anahtarını değiştirerek ikinci eşi ile birlikte ikamet olarak kullandığı, taşınmazın üst katının depolama amaçlı olarak yine davalı tarafından kullanıldığı, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporları ile taşınmazın ikinci katının ikamet olarak kullanılabilecek nitelikte olmadığı ve taraflar arasında fiili kullanma biçiminin oluşmadığı, taşınmazın tamamının davalının tasarrufunda olduğu, dosyaya ibraz edilen SMS mesajları ve ceza soruşturmasına ilişkin dosya evrakları dikkate alındığında davalının taşınmazın tamamını kullanımına davacının rızasının olmadığı ve 01/03/2017 tarihinden itibaren davalının intifadan men edildiği, davacının TMK’nın 683. maddesi uyarınca mülkiyet hakkının sahibi olduğu dava konusu taşınmazda diğer paydaş davalının 2017 yılının Mart ayından itibaren dava tarihine kadar taşınmazı kullanımının haksız olduğu, davacının taşınmazdaki payına karşılık kullandığı ya da kullanabileceği herhangi bir yer olmadığı, davacının mülkiyet hakkına değer verilerek elatmanın önlenmesi istemi ile 2017 yılının Mart ayından itibaren haksız kullanım tazminatı olan ve davacının payına isabet eden ecrimisil tutarının denetime elverişli, bilimsel verilere uygun 01/11/2020 tarihli bilirkişi ek raporundaki veriler dikkate alınarak hüküm altına alınması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmiş olmasının doğru olmadığı..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile "Eskişehir ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 1117 ada 110 parsel sayılı taşınmazda davacının payına vaki davalının elatmanın önlenmesine, 24/10/2019 tarihli fen bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına, Eskişehir ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 1117 ada 110 parsel sayılı taşınmazı 01/03/2017 tarihinden itibaren dava tarihine kadar davalının haksız kullanımı nedeniyle davacının payına isabet eden ve bilirkişi heyetinin 01/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen 10.878,03 TL ecrimisilin tahakkuk ettiği dönemin sonlarından itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Bölge Adliye Mahkemesince taraflar tarafından imzalanmayan bir protokolün esas alınmış olduğunu,

2. Davacının whatsapp uygulamasında yer alan mesajları esas alınmak suretiyle intifadan men şartının 2017 yılının Mart ayında gerçekleştiğinin belirtildiğini,

3. Bölge Adliye Mahkemesince haksız olan delillerin esas alınmış olduğunu,

4. Tarafların birden fazla konutunun olduğunu,

5. Taraflar arasında sözlü olarak takas yapıldığını dava konusu taşınmazın müvekkilinin uhdesine, İstanbul’da bulunan taşınmazın ise davacının uhdesine bırakıldığını, 6. Davanın 2018 yılının kasım ayında açılmış olmasının kötü niyeti gösterdiğini,

7. Dava konusu taşınmaza yönelik taraflar arasında yapılan bir anlaşmanın bulunmadığını,

8. Mal rejimi davasının derdest olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; elatmanın önlenmesi, tazminat ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/5012, K. 2024/4092, T. 25.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-5012-e-2024-4092-k-7b2fdd88771b