Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/4980 E. 2024/6784 K. – Marka Hakkına

Konu: Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti Ve Men'i

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4980
Karar No
2024/6784
Karar Tarihi
Konu
Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti Ve Men'i

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1684 Esas, 2023/343Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Malatya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2019/251 E., 2021/98 K.

Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüzün tespiti ve men'i davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin uzun yıllardır unlu mamülleri, fırın, ekmek, simit, pasta, tatlı, vs alanında faaliyet gösterdiğini, mağazalar zinciri oluşturduğunu, müvekkilinin 29.09.2017 tarihinde on yıl süre ile "arzu fırıncılık ve pastacılık" "... Ata Ekmek ve Un Ürünleri İnşaat ve Tekstil San. Tic. Ltd. Şti." marka olarak 2017/86435 numara ile tescil ettirdiğini, müvekkilinin bu markayı işyerinde reklam panolarında tabela ve reklam vasıtalarında poşetlerde, kese kağıtlarında, kutularda vesair tüm ürün ve eşyalarda kullandığını, bu marka ile halen hem üretim, hem de pazarlama faaliyetlerine devam ettiğini, davalının "..." "... Ekmek" "... Fırın" "... Simit" "... Pasta" "... Tatlı" "... Unlu Mamülleri" "... Cafe" "... Restaurant" "... Vesair" ibaresini bilerek ve iltibası yaratmak amacıyla kullandığını, bu durumun tüketiciyi yanılttığını, davacı şirket ile karışıklığa sebebiyet verdiğini, müvekkili şirketin bir çok tüketiciden şikayet ve geri dönüş aldığını, davalının hukuka aykırı fiilinin müvekkilinin ticari itibarını sarstığını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda (6769 sayılı Kanun) marka sahibinin haklarının düzenlendiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat haklarını saklı kalmak kaydıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini, aleyhine tespit istenen şirketin kullandığını "..." "... Ekmek" "... Fırın" "... Simit" "... Pasta" "... Tatlı" "... Unlu Mamülleri" "... Cafe" "... Restaurant" "... Vesair" ibaresinin müvekkilinin tescilli markasına aynen benzediğinden bu durumun haksız rekabet nedeniyle markaya tecavüz oluşturduğundan reklam panolarından, tabela ve reklam vasıtalarından, poşetlerden, kese kağıtlarından, kutulardan vesair tüm ürün ve eşyalardan kaldırılmasını, davalı şirketin kullandığı ibarelerin müvekkilinin tescilli markasına aynen benzediğinden markaya tecavüz oluşturduğunun tespitine, tecavüzün mennine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde haksız ve mesnetsiz olduğunu, taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, markanın 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) ile ticaret unvanını ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) ile düzenlendiğini, her bir kanunun konuyu farklı içerikte ve kapsamda düzenlediğini, 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin uygulanabilmesi için unvansal bir kullanımın gerektiğini, ancak her markasal olarak kullanımın unvansal işlevlerinin bulunmadığını, markanın ürünün üreticisini işaret etme işlevinin bulunduğunu, dava konusu olayda davacı tarafın "arzu" ismine yönelik 29.09.2017 tarihinde tescil ettiği markasının davalı şirketçe 08.01.2009 tarihinden itibaren ticaret unvanı olarak kullanıldığını, bu hususun Malatya Ticaret ve Sanayi Odası kayıtlarının tetkik edilmesinde görüleceğini, davacı şirketin marka olarak kullandığı "arzu" ismini dürüstlük kurallarına aykırı olarak marka olarak tescil ettirdiğini, savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafından "arzu fırıncılık ve pastacılık", "arzu ata ekmek ve un mamülleri İnşaat ve Tekstil San. Tic. Ltd Şti" markaları kapsamında, davalının unlu mamüller ve fırıncılık işinde faaliyet gösterdiği iş yerinde arzu ibaresini ürünlerinde kullandığını iddia ederek marka hakkına tecavüz oluşturan bu eylemler bakımından tecavüzün önlenmesini talep ettiği ancak davacının markası ile davalının ticaret unvanının ... ibaresinden oluştuğu, davacının 2019 yılında tescil ettirdiği ve bu ibareyi marka olarak 6769 sayılı Kanun markanın korunmasına ilişkin hükümlerden yararlanarak kullandığı, davalının ise davacıdan 10 yıl öncesi olan 2009 yılından bu ana bu ibareyi ticaret unvanı olarak kullandığı tescil ettirdiği, 6102 sayılı Kanun'un 50 nci maddesi bakımından korunduğu bu haliyle davalının ticaret unvanın daha öncesine ait olması sebebiyle davacının korunmaya değer üstün bir menfaatinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, karara esas alınan bilirkişi raporunun karar vermeye elverişli yeterlilikte olduğu, davalının "... Unlu Mamülleri" ünvanının 2009 yılında tescil olunduğu, davacının "... Fırıncılık ve Pastacılık" markasının ise 29.09.2017 koruma tarihli olduğu ve davalının bu haliyle 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince marka kullanımında rüçhan (öncelik) hakkının bulunduğu, bu anlamda korunmaya değer marka hakkına sahip olduğu, davanın reddi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti ve men'i ile hükmün ilanı istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun'un 50 nci maddesi

3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 25.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4980, K. 2024/6784, T. 25.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-4980-e-2024-6784-k-4dabe21aece9