Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/4982 E. 2024/3942 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4982
- Karar No
- 2024/3942
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1475 E., 2023/673 K. KARAR : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Kurtalan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/578 E., 2022/50 K. Taraflar arasındaki 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 713/2 hükmünde düzenlenen “...maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan...” hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının esastan reddine; öte yandan kamu düzenine ilişkin hal nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davalılardan Hazine yönünden davanın esastan reddine; ... yönünden ise davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davaya konu 144 ada 26 ve 119 ada 24 parsel sayılı taşınmazların yaklaşık 20 yıldan beri malik sıfatıyla müvekkili tarafından ekilip biçildiğini, daha önce müvekkilinin babası ... tarafından davasız ve aralıksız bir şekilde taşınmaz üzerinde tasarruf edilmiş olduğunu, bu kullanımın 1960 yılına kadar dayandığını, ancak taşınmazların hali hazırda hayali kişiler adına kayıtlı olduğunu, bu isimde müvekkilinin akrabaları olmadığı gibi bu kişileri de tanımadığını ileri sürerek TMK’nın 713/2 hükmüne dayalı olarak tapu iptali ve tescil talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Kurtalan Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.02.2022 tarihli ve 2020/578 Esas, 2022/50 Karar sayılı kararında belirtilen "...dava konusu 144 ada 26 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı incelendiğinde; taşınmazın ..., ... ve ... isimli kişiler adına kayıtlı olduğu, yine aynı taşınmaza ait kadastro tutanaklarında ...'ün adının geçtiği, dava konusu 119 ada 24 parsel sayılı taşınmazın ise tapu kaydında ..., ..., ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... kızı ..., ... oğlu ..., ... ve ... adına kayıtlı olduğu, yine aynı taşınmaza ait kadastro tutanakları, tapulama tutanağı ve dayanak kayıtlarda da bu kişilerin isimlerinin geçtiği, bu nedenle her iki taşınmaz yönünden de kayıt maliklerinin Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına istinaden maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan kişiler sayılamayacağı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, 2. Dava konusu taşınmazların müvekkili tarafından 20 yıldır ekilip biçildiğini, 3. Taşınmazların hayali kişiler adına kayıtlı olduğunu, 4. Bu kişilerin aslında hiç yaşamadıklarını, 5. Nüfus müdürlüğü ile diğer ilgili kurumlardan bu kişilere ilişkin bilgilerin alınmasının gerektiğini, 6. TMK’nın 713/2 hükmünde belirtilen şartların eldeki davada sağlanmış olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 26.05.2023 tarihli ve 2022/1475 Esas, 2023/673 Karar sayılı kararında belirtilen "...somut olayda adına tespit ve tescil yapılan tapu kayıt maliklerinin zamanında yaşamış ve bilinen kişiler olduğu, davacının dava sebebi göz önünde bulundurulduğunda davanın redde mahkum olduğu, hazine yönünden mahkemenin hukuki değerlendirmesinde hatanın bulunmadığı, ayrıca kural olarak TMK'nın 713/2 hükmüne dayalı olarak açılan davalarda köy tüzel kişiliğinin hasım sıfatının bulunmadığı..." gerekçesiyle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının esastan reddine; öte yandan kamu düzenine ilişkin hal nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davalılardan Hazine yönünden davanın esastan reddine; ... yönünden ise davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, 2. Dava konusu taşınmazların müvekkili tarafından 20 yıldır ekilip biçildiğini, 3. Taşınmazların hayali kişiler adına kayıtlı olduğunu, 4. Bu kişilerin aslında hiç yaşamadıklarını, 5. Nüfus müdürlüğü ile diğer ilgili kurumlardan bu kişilere ilişkin bilgilerin alınmasının gerektiğini, 6. TMK’nın 713/2 hükmünde belirtilen şartların eldeki davada sağlanmış olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 713/2 hükmünde düzenlenen “...maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan...” hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 713 üncü maddesinin 2 inci fıkrası. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosyada bulunan dava konusu taşınmazlara ait kadastro tutanakları, tapulama tutanakları ve dayanak kayıtlarda birtakım gerçek kişilerin isimlerinin bulunduğu, bu nedenle her iki taşınmaz yönünden kayıt maliklerinin Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına istinaden maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan kişilerden olmadığı anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle; temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.