Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/4096 E. 2024/3835 K. – Ecrimisil

Konu: Ecrimisil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4096
Karar No
2024/3835
Karar Tarihi
Konu
Ecrimisil

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1594 E., 2023/1097 K. DAVA TARİHİ : 19.03.2019 - 14.10.2020 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/280 E., 2021/260 K. Taraflar arasındaki ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların ayrı ayrı kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, asıl dava yönünden temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacılar vekili, müvekkillerine ait dava konusu taşınmazda "... Dr. ... Hastanesi ... Ek Binası Gebe Okulu" adlı kurumun faaliyet gösterdiğini, müvekkillerinin bu kullanıma izin ve muvafakati olmadığını, davalı kurumun işgalinin 15.07.2016 tarihinden itibaren devam ettiğini, davalı kurumun binayı işgalinden önce 21.09.1999 tarihinde taşınmazın ... Üniversitesi Tıp Fakültesine kiralandığını, ... Üniversitesinin 2013 yılında ... Üniversitesine devredildiğini, bu Üniversitenin kira bedeli ödemeye devam ettiğini, ... Üniversitesinin KHK ile kapatıldığını, sonrasında binanın ... tarafından haksız olarak kullanıldığını, yapılan görüşmeye karşın davalı tarafın binaya ihtiyaç bulunduğundan boşaltılmayacağını belirttiğini, ödeme yapılmadığı gibi kira sözleşmesi de imzalanmadığını, yine eski kira sözleşmesine halefiyetin de kabul edilmediğini belirterek, 15.07.2016 tarihinden itibaren birer yıllık dönemler halinde işleyecek ecrimisilin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. 2. Birleştirilen davada davacılar vekili, asıl davadaki iddialarını tekrarlayarak asıl davanın açıldığı 13.09.2019 tarihinden itibaren ecrimisilin faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl ve birleştirilen davada davalı vekili, 667 sayılı KHK kapsamında kapatılan ... Üniversitesi Araştırma Hastanesinin 15.08.2016 tarihli ve 1217 sayılı Bakanlık Müşteşarlık Makamı Onayı ile 3 üncü Bölge Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğine bağlı olarak ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ek Binası olarak hizmet vermesinin uygun görüldüğünü, 11.11.2016 tarihinden itibaren devir alınarak hizmet verildiğini, 670 sayılı KHK'nın 5 inci maddesinde FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartı ile taşınmazların kiralanması, iadesi, gerekirse hak sahiplerine ücretlerinin ödenmesi dahil tüm işlemlerde Maliye Bakanlığının yetkili kılındığını, davacının 670 sayılı KHK kapsamında 60 günlük hak düşürücü süre içerisinde Maliye Bakanlığına başvurması gerektiğini, ancak davacıların hak düşürücü süre içerisinde talepte bulunmadıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davacıların 1/3'er oranda paydaş olduğu dava konusu taşınmazın 15.07.2016 tarihinden itibaren davalı tarafından kullanıldığı, davacılara ecrimisil ya da kira bedeli ödenmediği, davalının taşınmazı bedelsiz kullanımını gerektirir haklı bir neden bulunmadığı, bu itibarla davacıların ecrimisil taleplerinin haklı olduğu belirtilerek, asıl ve birleştirilen davaların ayrı ayrı kabulü ile asıl davada 243.660,00 TL ecrimisilin, birleştirilen davada 194.011,00 TL ecrimisilin yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf başvurusunda, 23.07.2016 tarihli kanun hükmünde kararnameye göre kapatılan kurum ve kuruluşlardan alacaklı olan kişilerin 60 günlük hak düşürücü süre içinde Maliye Bakanlığına başvurması gerektiğini, davacının hak düşürücü süre içinde itirazda bulunmadığını, dava konusu yerin kullanımının geçici olarak Milli Emlak Dairesi tarafından müvekkili kuruma bırakıldığını, müvekkili kurumun taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisi bulunmadığından kira sözleşmesi yapamadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile taşınmazın 15.07.2016 tarihiden itibaren tüm zorunlu ve faydalı masraflarının maliklerden istenilmeden idarece karşılandığını, bu nedenle idarece son beş yıl içerisinde yapılan zorunlu masrafların listesinin istenilmesi ve yapılan masrafların hesaplamadan düşürülmesi gerektiğini, ayrıca davacı tarafından talep olunan faize ve faiz türüne de itiraz ettiklerini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın davacılar adına kayıtlı olduğu, davacılar tarafından ... Üniversitesine hastane olarak kullanılmak üzere kiraya verildiği, taşınmazı hastane olarak kullanan dava dışı kuruluşun FETÖ/PDY irtibatı nedeni ile kapatıldığı, OHAL kapsamında 667 sayılı KHK gereğince kapatılan Özel ... Üniversitesi tarafından kiralanmak suretiyle hastane olarak kullanılan taşınmazın 15.07.2016 tarihinden itibaren hastane olarak davalı idare tarafından Dr. ... Kadın ve Doğum Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi ... Ek binası olarak kullanıldığı, mülkiyetin üçüncü şahıslara aidiyeti nedeni ile Hazine adına tescilinin yapılamadığı, maliklerin FETÖ/PYD ile bir ilgisinin olmadığı, haklarında soruşturma ve kovuşturmanın açılmadığı, herhangi bir kira ilişkisinin de söz konusu olmadığı, Defterdarlık yazısına göre depozito bedeli ve taahhütname verilmesi halinde taşınmaz tesliminin yapılacağının belirtildiği, bu yönde davacılara bir dayatma yapılamayacağı, 670 sayılı KHK açısından düzenlenen hak düşürücü sürenin kapatılan kuruluşlardaki hak ve borçlar için geçerli olup eldeki davada uygulanma imkanının bulunmadığı, davacılar yönünden ecrimisil isteme koşularının oluştuğu, Anayasa'nın güvencesi altındaki mülkiyet hakkının korunması gerektiği, idarenin haksız kullanımının söz konusu olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvurusunda ileri sürdüğü gerekçeleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl ve birleştirilen davalarda ecrimisil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683 üncü maddesi, “Mülkiyet İlişkisi” başlıklı 722 inci maddesi, “İyi niyetli olmayan zilyet bakımından” başlıklı 995 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. 26.09.2004 tarih ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanuna paralel olarak 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin hükümlerinde değişiklik yapan 18.03.2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanun ile İcra İflas Kanunu'na eklenen geçici 7 nci maddesine göre, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun temyize ilişkin hükümleri, bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilen kararlar hakkında uygulanır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1-a maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 sayılı Kanunun 44 üncü maddesiyle HMK’ya eklenen Ek-Madde 1’de öngörülen yeniden değerleme oranı dikkate alındığında 2023 yılı için 238.730,00 TL’dir. HMK 362/1-a ve 362/2 nci maddeleri gereğince temyiz edenin sıfatına göre hükmedilen ya da mahkemece kabul edilmeyen bölümünün miktar veya değeri 238.730,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin Bölge Adliye Mahkeme kararlarının temyizi kabil değildir. Davalar birleştirilmiş olsa dahi, her bir dava istiklalini korur. Somut olayda, birleştirilen davada hükmedilen ve temyize getirilen miktarın 194.011,00 TL olduğu anlaşıldığından, temyize konu edilen miktar, yukarıda belirtilen temyiz kesinlik sınırının altında kalmaktadır. Bu durumda, birleştirilen davada temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 3. Asıl davaya ilişkin temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Birleştirilen davada davalı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, 2. Asıl davada davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Temyiz eden Kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/4096, K. 2024/3835, T. 16.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-4096-e-2024-3835-k-c9effa130cb2