Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/4286 E. 2026/2066 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4286
Karar No
2026/2066
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/239 E., 2025/438 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.05.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde davacı vekili Avukat ..., şirket yetkilisi ... ile davalılar ... ve ... vekili Avukat ..., davalı ... vekili Avukat ...'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ortaklarının ... ile davalı ... olduğunu, müvekkili şirket ile arsa sahibi davalılar ..., ... ve ... arasında .... Noterliğinin 17.12.2013 tarihli ve ... yevmiye numaralı kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, binanın tamamlandığını ve iskân belgesinin alındığını, ancak müvekkili şirket yetkilisine verilmesi gereken satış yetkisinin şirket ortağı davalı ..., davalılar ... ve ...’e verildiğini, adı geçen davalıların müvekkili şirketi zarara uğratmak ve mal kaçırmak amacıyla dava konusu bağımsız bölümleri diğer davalılara devrettiklerini ileri sürerek, dava konusu taşınmazdaki 2, 5, 8, 11, 13... numaralı bağımsız bölümlere ilişkin tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, 17.07.2022 tarihli dilekçesi ile davasını tazminat davasına dönüştürmüş ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.500.000,00 TL’nin faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... cevap dilekçesinde; davacı şirketin diğer ortağı ve yetkilisi olan ...’ın inşaatla ilgilenmediğini, kendisinin şirket ortağı ve sözleşmede kefil olması nedeniyle binayı tamamladığını, yapı kullanma izin belgesinin alınamaması ve piyasanın durgun olması nedeniyle inşaatı tamamlamak için kardeşi olan davalı ... ve arkadaşı davalı ...’tan borç aldığını, birer daireyi bu nedenle bu kişilere devrettiğini, yine arkadaşı olan davalı ...’e bir daire devretmiş ise de, satış bedeli ödenmediğinden daireyi iade aldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davalı ... cevap dilekçesinde; davalı ...’in yirmi yıllık arkadaşı olduğunu, davalının inşaatı bitirmek için paraya ihtiyacı olduğundan bir daireyi kendisine sattığını, ancak satış bedelini temin edemediği için daireyi tekrar ...’e devrettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

3. Davalı ... cevap dilekçesinde; davalı ...’le bacanak olduklarını, inşaatı tamamlayabilmesi için daire karşılığı para verdiğini, ödemeyi banka dekontuyla yaptığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

4. Davalı ... cevap dilekçesinde; davalı ...’in kardeşi olduğunu, inşaatı bitirdiğinde hak kazanacağı bir daire karşılığı kendisine borç verdiğini, dairenin bu nedenle devredildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

5. Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.03.2023 tarihli kararı ile, sözleşme gereğince davacı tarafa verilmesi öngörülen ve dava konusu yapılan ... Mahallesi, 34936 ada, 6 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 2, 5, 8, 11, 13... numaralı bağımsız bölümlerin dava tarihinden sonra davacı şirketin ortağı olan ..., ...'in akrabaları, adi yazılı protokoldeki şahıslar ve arsa malikleri tarafından birlikte hareket edilmek suretiyle dava dışı üçüncü şahıslara satıldığı, davacı tarafın açmış olduğu davayı HMK'nın 125/1-b maddesi gereğince tazminata dönüştürdüğü, dava konusu yapılan bağımsız bölümlerin dava tarihi itibariyle toplam rayiç değerinin 892.000,00 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 892.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar vermiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ..., ..., ..., ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 22.03.2024 tarihli kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 22.03.2024 tarihli kararının süresinde davalılar ..., ..., ..., ... ve ... vekili tarafından temyizi üzerine Dairece, dosya kapsamına göre davacı şirketin iki ortağı bulunup, ortaklarından ...'a şirketi temsil yetkisinin verildiği, şirketi temsil yetkisi ...'da olmasına karşın taşınmaz satışı dışında bir çok işlemin ... tarafından yapıldığı, temsil yetkisi bulunmayan kişinin taşınmaz satışı nedeniyle tazminat isteminde bulunulmasına karşın diğer işlemlere ses çıkarılmamasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olacağı, bu durumda davalı ...'in temsilci gibi hareket edip etmediğinin tüm işlemler dikkate alınarak değerlendirilmesi, temsilci gibi hareket ettiğinin kabul edilmesi halinde tüm işlemler açısından bu yetkinin bulunduğunun kabulü gerektiği, diğer yönden davacının talebi sözleşmeye dayanmakta olup, sözleşmenin tarafı olmayan sonradan taşınmaz satın alanların sorumlu tutulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin iki ortağının bulunduğu, bu ortaklardan ...'a şirketi temsil yetkisi verildiği, eldeki davada, temsil yetkisi bulunmayan davalı ...'e sözleşmeye aykırı olarak satış yetkisi verildiği, şirketi temsil yetkisi ...'da olmasına karşın taşınmaz satışı dışında bir çok işlemin ... tarafından yapıldığı, bu durumdan başlangıçtan itibaren davacı şirketin diğer ortağı ve yetkilisi olan ...'ın haberdar olduğu, davalı ...'in davacı şirket adına ve temsilci sıfatıyla hareket ettiği, bu durumda davalı ...'in tüm işlemler açısından yetkisinin bulunduğunun kabulü gerektiği, davacı şirket adına açılan davanın TMK’nın 2. maddesinde belirtilen dürüstlük kuralına aykırı olduğu, davacı tarafın eldeki davada sözleşme ilişkisine dayandığı, sözleşmenin tarafı olmayan ve taşınmaz üzerinde daha sonra bağımsız bölüm satın alan üçüncü şahısların hukuken sorumlu tutulmalarının olanaklı olmadığı gerekçesiyle davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalılar hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili şirketin tek yetkilisinin ... olduğunu, davalı ... şirket ortağı ise de şirket yetkilisi olmadığından yaptığı satış işlemlerinin yetki gaspı niteliği taşıdığını, davalı ...’in yapmış olduğu işlemlere şirket yetkilisi ...’ın icazet vermediğini, davalıların kötüniyetli olduğunu beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davacı yüklenici şirket ile davalı arsa sahipleri ..., ... ve ... arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi çerçevesinde yüklenici şirkete verilmesi gereken altı adet bağımsız bölümün tapu iptali ve tescili, olmadığı takdirde tazminat istenmiş, daha sonra dava konusu taşınmazlar 3. kişilere devredildiğinden davacı vekili 17.07.2022 tarihli dilekçesi ile davasını HMK’nın 125. maddesi gereğince tazminat davasına dönüştürmüş ve 1.500.000,00 TL’nin davalılardan tahsilini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 28.02.2023 tarihli kararı ile dava konusu altı adet bağımsız bölüm için belirlenen 892.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, karar Dairemizce davalı ...'in temsilci gibi hareket edip etmediğinin tüm işlemler dikkate alınarak değerlendirilmesi, temsilci gibi hareket ettiğinin kabul edilmesi halinde tüm işlemler açısından bu yetkinin bulunduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda davacı şirket ortağı davalı ...’in davacı şirketi temsile yetkili olduğu, satılan taşınmazların davacı şirket adına satıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı şirket yetkilisi ... dava konusu taşınmazlara ilişkin satış bedellerinin müvekkili şirket kasasına girmediğini belirterek temyiz isteminde bulunmuştur. Davalı ... ise dava konusu taşınmazların satış bedelini inşaatın tamamlanması için harcadığını savunmuştur. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince davalı ...’in dava konusu altı adet bağımsız bölümün satışından elde ettiği bedelin ne miktarda davacı şirket hesabına aktarması gerektiği taraflar arasında düzenlenen 22.10.2016 tarihli mutabakat metni de dikkate alınarak araştırılmak suretiyle tespit edilerek, oluşacak sonuca göre davalı ... hakkında hüküm kurulması gerekirken davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

VII. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davacı yararına takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı ...’den alınarak davacıya verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

12.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/4286, K. 2026/2066, T. 12.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-4286-e-2026-2066-k-4b987c546654