Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/3294 E. 2026/1942 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3294
- Karar No
- 2026/1942
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1376 E., 2025/1281 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2022/549 E., 2023/175 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalılardan .. Garanti Konut arasında 12.01.2015 tarihinde daire satış sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin daire bedelinin bir kısmını davalı şirkete ödediğini, davalı şirket tarafından verilen yazı ile müvekkilinin dairede oturmaya başladığını, müvekkili ile davalı şirket arasında akdedilen daire satış sözleşmesinde sözleşme konusu dairenin B Blok, 97 m² 14. kat, 56 no.lu Güneydoğu cepheli daire olduğu belirtilmiş ise de sözleşme tarihi esnasında inşaatın tam olarak bitirilmemesi ve belediyeden gerekli ruhsatların alınmaması sebebiyle tapuda A Blok, 14. kat, 56 bağımsız bölüm numarası olarak görülen daireyi satın aldıklarını, 14.01.2015 tarihli şirketten aldıkları yazıyla dairede oturmaya başladıklarını ve halen oturmaya devam ettiklerini, dairenin tapusunun müvekkiline devredilmediğini, diğer davalı tarafından müvekkili aranarak dairenin tapusunun kendisinde olduğunun söylendiğini, davalılar arasında muvazaanın söz konusu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla Kayseri ili, .... ilçesi,... Mahallesi, 8251 ada, 4 parselde kayıtlı A Blok, 14. kat, 56 no.lu bağımsız bölüme ilişkin tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, aksi halde sözleşmenin feshi ile müvekkili tarafından ödenmiş olan 27.500,00 TL'nin denkleştirici adalet ilkesi gözetilerek ödeme tarihi olan 14.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; müvekkili ile diğer davalı arasında Kayseri ili, ... ilçesi, .... Mahallesi, 8251 ada, 4 parselde kayıtlı A Blok, 14. kat, 56 no.lu taşınmazın 110.000,00 TL bedelle müvekkiline satışı konusunda 18.11.2013 tarihinde satış sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin yapıldığı tarihte 80.000,00 TL peşinat verildiğini, kalan tutarın taksitler hainde ödenerek 19.07.2014 tarihinde son taksit olan 7.500,00 TL ödenerek borcun kalmadığını, buna rağmen diğer davalı tarafından tapu devrinin gerçekleştirilmediğini, bunun üzerine Kayseri 1. Tüketici Mahkemesi'nin 2017/692 Esas, 2018/323 Karar, 20.06.2018 tarihli kararı ile davaya konu taşınmazın müvekkili adına tapuya tesciline karar verildiğini, davacı ile diğer davalı arasında yapılan sözleşmenin B Blok, kat 14, Güneydoğu 2+1 97 m² şeklinde olduğunu, müvekkilinin davacıdan yıllar önce taşınmazı satın aldığından eski tarihli sözleşmeye değer verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ...Taahhüt Taşeronluk Konut Yapı İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın yapmış olduğu sözleşmede; sözleşmeye konu dairenin B Blok, 14. kat, Güneydoğu cepheli daire olduğu, davalı ...'in yapmış olduğu sözleşmede ise A Blok, 14. kat, 56 no.lu Güneydoğu cepheli daire olduğunun açıkça yazılı olduğu, yine davacının sözleşme tarihi 12.01.2015 iken davalı ...'in sözleşme tarihinin davacının yapmış olduğu sözleşmeden önceki tarih olan 18.11.2013 tarihi olduğu, davacıya anahtar teslimi yapıldığına dair şirket tarafından verilen belgede de davacıya B Blok, 14. kat, 56 no.lu dairenin anahtarının tesliminde bir mahsur olmadığının belirtildiği, mahkemenin 2017/692 Esas, 2018/323 Karar sayılı dosyasında da davaya konu taşınmazın davalı ... adına tesciline karar verildiği ve verilen kararın kesinleşip tapuya işlendiği, keşifte dinlenen davacının eşi tanık ... beyanında "biz şuan oturduğumuz ev için değil başka bir ev için anlaşma yapmıştık. Sonrasında karşı taraf anlaştığımız yeri başka birine sattığını söyleyerek oturduğumuz evi vermek için zorladı. Biz de kabul ettik" demek suretiyle davacının yapmış olduğu sözleşmeyle uyarlı bir şekilde davaya konu taşınmaz için değil başka bir taşınmaz için sözleşme yaptıklarını açıkça ifade ettiği, davacının yapmış olduğu satış sözleşmesinin dava konusu yapılan A Blok, 14. kat, 56 no.lu daire ile ilgisinin bulunmadığı, B Blok, 14. kat, Güneydoğu cepheli daireye ilişkin sözleşme yapıldığı, davalı ...'in yapmış olduğu sözleşmenin ise doğrudan dava konusu taşınmazla ilgili olduğu, davacının yapmış olduğu sözleşmeden de eski tarihli olduğunun anlaşıldığı, bu haliyle dava konusu taşınmazla ilgili davacının yapmış olduğu bir sözleşme olmadığından bilakis davalı ...'in sözleşmesinin dava konusu taşınmazla ilgili olduğu, bu sebeple davalı ...'in sözleşmesine değer verilmesi gerektiği, böyle olmasaydı dahi davacı ve davalının aynı taşınmaz için sözleşme yaptıkları bir an için düşünülse bile bu sefer de yarışan şahsi haklar gereğince de yine önceki tarihli sözleşme olan davalı ...'in yapmış olduğu sözleşmeye değer verilmesi gerektiği gerekçesiyle tapu iptali ve tescil davasının reddine ve davacı tarafça yatırılan 156.986,06 TL'nin davacıya iadesine, terditli olarak açılan alacak davasının kabulü ile 97.513,94 TL'nin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; muvazaa iddialarının değerlendirilmediğini, davalıların geçmişe dönük eski tarihli sözleşme yaparak muvazaalı işlem yaptıklarını, davalı ...'ün evi 2013 yılında satın aldığını iddia etmesine rağmen 2020 yılına kadar eve bakmaya gelmediğini, davalı tarafın davalı şirkete açtığı tapu iptal davasının davalı şirket yetkilisinin davayı kabul etmesi nedeniyle ev ile ilgili keşif yapılmadan kabulüne karar verildiğini, müvekkilinin 2015 yılından beri bu dairede oturmasına rağmen herhangi bir tahliye davası açılmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal tescil ve terditli olarak alacak istemine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1. maddesinde belirtildiği üzere, bir sözleşme karşılıklı ve birbirine uygun iradelerin birleşmesi ile oluşur. Kural olarak bir irade beyanında, irade ile bildirimin birbirine uyumlu olması aranır. Uyumsuzluk, istemeden oluşabileceği gibi, taraflar bilerek ve isteyerek de bu uygunsuz durumu yaratabilirler. Tarafların bilerek ve isteyerek iradeleri ve beyanları arasında böylesi bir uygunsuzluğu yaratmaları halinde muvazaa söz konusu olacaktır.
Muvazaa hukuksal kavram olarak TBK'nın 19. maddesinde düzenlenmekte olup, anılan madde gereğince; bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Muvazalı işlem olarak da belirtilen bu durum, mutlak muvazaa ve nisbi muvaza olarak kendi içinde ikiye ayrılmaktadır. Mutlak muvazaada, taraflar gerçekte o işlemi yapmak istemedikleri halde, üçüncü kişilere karşı onları aldatmak amacıyla görünürde bir işlem yapılması sözkonusudur. Nisbi muvazada ise, iki işlem sözkonusu olup, birisi tarafların gerçek iradelerini yansıtan işlem, diğeri ise üçüncü kişilere karşı yapılan işlemdir. Tarafların gerçek iradeleri görünürdeki işlem ile gizlenmektedir. Muvazaalı sözleşme tarafların gerçek iradelerini yansıtmadığından başlangıçtan beri geçersiz sayılacaktır.
Genel kurala yer verilmesini müteakip somut olaya bakıldığında; kararı temyiz eden davacı vekili, gerek yargılama sırasındaki beyanlarında, gerekse temyiz dilekçesinde, davalı ... ile davalı şirket arasında muvaza olduğunu, taraflar arasındaki adi yazılı sözleşmenin geçmişe dönük her zaman düzenlenebileceği, 2015 yılından 2020 yılına kadar bu taşınmazda oturmasına rağmen kendisine tahliye davası açılmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı ...'ün tüketici mahkemesinde açtığı davanın ilk cesede davalı şirket tarafından kabul edildiğini ileri sürmesine rağmen mahkemece bu muvazaa iddiası ile herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece, davacının ileri sürdüğü muvazaa iddiası değerlendirilerek ve özellikle ... ile davalı şirket arasındaki 18.11.2013 tarihli adi yazılı sözleşmenin geçmişe dönük her zaman düzenlenebileceği de dikkate alınarak sonucuna uygun şekilde karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup, hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.