Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/3226 E. 2026/1061 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3226
- Karar No
- 2026/1061
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/61 E., 2025/113 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket ile davalı idare arasında 08.10.2015 tarihli 36 ay süreli "Yemek Pişirme, Dağıtım ve Sonrası Hizmet Alımı"na ilişkin sözleşme imzalandığını, sözleşme kapsamında 53 işçi çalıştırılacağını, ihale tarihi olan 2015 yılı itibarıyla işçilik maliyetleri üzerinden hazırlanan birim fiyatlar esas alınarak hizmet bedelinin belirlendiğini, ancak asgari ücretin 2016 yılı itibariyle işverene maliyetinin 2.0017,58 TL'ye çıktığını, davacının dava konusu hizmet nedeniyle istihdam ettiği işçilerin maliyetinin öngörülemez şekilde arttığını, bu bağlamda davacının sözleşmedeki edimini yerine getirmesinin mümkün olmadığını, asgari ücretteki artış nedeniyle oluşan fiyat farkının ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla aşırı ifa güçlüğü nedeniyle şimdilik 10.000,00 TL fiyat farkı alacağının, idareye başvuru tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde; taraflar arasındaki sözleşmede fiyat farkı istenemeyeceğinin düzenlendiğini, asgari ücrette meydana gelen artışın idarenin fiyat farkı ödemesini gerektiren mücbir sebep hallerinden olmadığını, yine 29.01.2016 tarihinden itibaren faiz talebinin de haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 11.12.2020 tarihli kararıyla; asgari ücret artışının mücbir sebep olarak değerlendirilemeyeceği gibi TBK'nın 138. maddesinde düzenlenen aşırı ifa güçlüğü kapsamında da değerlendirilemeyeceği, salt asgari ücretin yükselmesinin davacının edimini yerine getirmesini olağanüstü zorlaştırdığından bahsedilemeyeceği, tarafların on altı ay süreli olarak imzaladıkları sözleşme nedeni ile davalının fiyat farkı ödemesinin sözleşme serbestisi ve hakkaniyet ilkelerine aykırı olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 11.12.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 28.01.2022 tarihli, 2021/1530 Esas, 2022/100 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 28.01.2022 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 20.06.2023 tarihli, 2022/2210 Esas, 2023/2404 Karar sayılı ilamıyla, asgari ücretin kamu düzenine ilişkin olduğu, işçiye asgari ücretten az ücret ödenmesi halinde devletin kamu gücünü kullanarak ücretin asgari ücret seviyesine çıkartılmasını sağlaması gerektiği, tarafı kim olursa olsun sözleşmelerde asgari ücret fiyat farkı ödenmesinin önüne geçen hükümler konulması veya birtakım gerekçelerle bunun önüne geçmeye çalışılmasının asgari ücretin kamu düzeni niteliğiyle bağdaşmayacağı, mahkemece, alanında uzman bilirkişi marifetiyle eski ve yeni brüt asgari ücret tutarları arasındaki fiyat farkının hesaplanması ile tespit edilecek miktar üzerinden asgari ücret fiyat farkı alacağına karar verilmesi gerektiği belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin 28.02.2024 tarihli kararı ile bozmaya uyularak asgari ücretin kamu düzenine ilişkin olduğu, tarafı kim olursa olsun sözleşmelerde asgari ücret fiyat farkı ödenmesinin önüne geçen hükümler konulmasının veya birtakım gerekçelerle bunun önüne geçmeye çalışılmasının asgari ücretin kamu düzeni niteliğiyle bağdaşmayacağı ve dosya kapsamında alınan 11.09.2023 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınmaya elverişli olduğu, buna göre davacının asgari ücret tutarları arasındaki fiyat farkından kaynaklanan 696.962,13 TL asgari ücret fiyat farkı alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 696.962,13 TL davacı alacağının; 164.756,73 TL'lik kısmının 31.12.2016 tarihinden, 202.599,94 TL'lik kısmının 31.12.2017 tarihinden, 329.605,46 TL'lik kısmının 31.12./2018 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 28.02.2024 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 17.11.2024 tarihli, 2024/2107 Esas, 2024/3883 Karar sayılı ilamıyla, davacı yanca, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesine dayalı olarak, asgari ücrette yaşanan artışlardan söz edilerek hem fiyat farkı alacağı istenmiş hem de fiyat farkı esasınca sözleşmenin uyarlanmasının talep edildiği, dava tarihi olan 14.03.2016 tarihi dikkate alındığında davacının muaccel hale gelmiş 2 hakedişi bulunduğu, davacı uyarlama talebi yanında ihtirazi kayıtla gerçekleştirdiği ifa yönünden alacak talebinde bulunabilir ise de dava tarihinde muaccel olmayan alacakların gerek dava sırasında gerekse sonrasında ıslah talebi ile istenebilmesinin mümkün olmadığı, mahkemece davacının dava tarihi itibarıyla hak etmiş olduğu asgari ücret fiyat farkından doğan alacağının ilk 2 hakediş yönünden tahsili ile dava tarihi sonrası dönem için sözleşmenin uyarlanmasına yönelik hüküm kurulması gerekirken, dava tarihinden sonraki dönemleri de kapsayacak şekilde henüz muaccel hale gelmeyen alacak miktarı dikkate alınarak tahsil hükmü kurulması doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuş, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların kabulünde olan sözleşmeye göre işe başlama tarihinin 01.01.2016 tarihi olduğu dava tarihi olan 14.03.2016 tarihi dikkate alındığında davacının muaccel hale gelmiş iki hakedişinin bulunduğu, davacının dava tarihi itibarıyla hak etmiş olduğu asgari ücret fiyat farkının toplam 30.459,39 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 30.459,39 TL davacı alacağının; 14.814,20 TL'lik kısmının 31.01.2016 tarihinden, 15.645,19 TL'lik kısmının 29.02.2016 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, taraflar arasında 08.10.2015 tarihinde imzalanan sözleşme ile idari şartnamenin asgari ücretten kaynaklanan fiyat farkı bakımından 31.03.2016 tarihinden itibaren değişen yeni şartlara uyarlanmasına, davacı vekilinin 31.10.2023 tarihli ıslah dilekçesinde ileri sürdüğü dava tarihinde muaccel olmayan alacaklar yönünden usulüne uygun şekilde açılmış dava bulunmadığından bu hususta hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava tarihinde muaccel olan alacakların 2 aylık hakedişe ilişkin ise de ıslah tarihi itibariyle davaya dahil edilen alacakların tümünün muaccel hale geldiğini, ıslahın usul ekonomisi gereği, dava dilekçesinde davaya dahil edilmeyen bir talep veya sebebin, sıfırdan yeni bir dava açmaya gerek kalmaksızın var olan davaya dahil edilebilmesi amacıyla taraflara tanınan bir imkân olduğunu, ıslahla dava tarihinden sonraki alacakların davaya dahil edildiğini, hüküm tarihinde tümü muaccel olan alacaklar yönünden uyarlama değil tahsil hükmü tesis edilmesinde hukuka aykırılık söz konusu olmadığını, yine davalı idarenin, asgari ücret artışından kaynaklanan fiyat farkının ödenmesi için 29.01.2016 tarihinde müvekkil şirket tarafından yapılan başvuru ile davalının temerrüde düşürülmüş olduğunu, avans faizi başlangıç tarihinin idareye başvuru tarihi olan 29.01.2016 tarihi olması gerektiğini beyan etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu ihalenin personel çalıştırılmasına dayalı bir ihale olmadığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açtığını, İhale Sözleşmesinin 14 üncü maddesinde fiyat farkı ödenmeyeceğinin açıkça düzenlendiğini, yine dava konusu ihalede süre uzatımı yapılmadığını, eldeki davanın açılabilmesi için davacının asgari ücrette yaşanan artış ile ödeme güçlüğüne düşmesi, yükümlüklerini yerine getirmekte zorlanması durumunun gerçekleşmesi gerektiğini, davacı tarafın çalıştırdığı işçilere yaptığı ödemelerde acziyete düştüğünü, sözleşmenin ifasını zorlaştıran durum içinde olduğunu gösteren bir delil veya beyanı bulunmadığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bozulması gerektiğini beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesinden kaynaklı asgari ücret fiyat farkı alacağının tahsili ve sözleşmenin uyarlanması istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı harcın temyiz eden davacıya yükletilmesine, Davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.