Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/2896 E. 2026/1994 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2896
- Karar No
- 2026/1994
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/67 E., 2025/213 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü :
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 2019 yılında gerçekleşen seçim nedeniyle, davacı şirkete ait günlük gazete ve internet sitesinde reklam ilânları verdiğini, gerek sözlü gerekse mail yoluyla reklamlarını yayınlamalarını istediğini, ancak günlük gazete ve şirkete ait internet sitesindeki reklamlarının ücretini ödemediğini, yapılan ilamsız icra takibine de itiraz ettiğini, 117.705,00 TL gazete reklam alacağı ve 38.055.00 TL internet reklam alacağının olduğunu, gazete reklam alacağı için şimdilik 500,00 TL'nin ve internet sitesi reklam alacağı için şimdilik 500,00 TL'nin 26.06.2019 tarihinden başlamak üzere mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı taraf ile davalı arasında yazılı veya sözlü herhangi bir akdin mevcut olmadığını, davacı tarafın iddia ettiği hususlara ilişkin davacı taraf ile sözleşme düzenlenmediğini, gazetelerin veya internet sitelerinin tanıtımına veya reklamına ihtiyaç duyacak biri olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.10.2021 tarihli kararı ile, dosya kapsamına göre taraflar arasında yazılı bir eser sözleşmesi bulunmadığı, genel ispat kuralları doğrultusunda yüklenicinin işin yapılıp teslim edildiği, yani ilân ve reklamın yayınlandığını ispatlamak zorunda olduğu, sunulan ilanlara ait gazete örnekleri ve internet reklamı örneklerinden davalının seçim döneminde ilgili ilânların yapıldığının görüldüğü, davacının ilanları gazetede ve internet sitesinde yayınladığı, bu nedenle vekaleti olmadan başkası namına tasarrufta bulunmuş sayıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 1.000,00 Türk Lirası'nın 26.06.2019 tarihinden, 126.540,00 Türk Lirasının ıslah tarihi olan 18.06.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 12.10.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 16.12.2021 tarihli kararı ile, dosya kapsamında toplanan delillere ve özellikle İlk Derece Mahkemesince konusunda uzman bilirkişiden aldırılan raporlardaki tespit ve değerlendirmelere göre İlk Derece Mahkemesinin somut olaya yönelik kanıtları takdirinde ve hukuki ilişkinin nitelendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 12.10.2021 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nce, "Her ne kadar davanın kabulüne karar verilmiş ise de; dosyasında bulunan mail yazışmalarında davalı dışında kişi ve kurumlarca yayın ve ilân taleplerinde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu mail yazışmalarında davalının hiçbir şekilde ismi geçmemekte olup, bu durumda sırf menfaatine iş yapılması yeterli olmadığından TBK 526. maddesinde düzenlenen 'Vekâleti olmaksızın başkasının hesabına işgören, o işi sahibinin menfaatine ve varsayılan iradesine uygun olarak görmekle yükümlüdür' hükmü gereğince kişinin menfaatinin yanında varsayılan iradesine de uygun olarak işin yapılması gerekir. Haber yapımına dair mail yazışmaları dikkate alındığında böyle bir irade bulunmadığı gibi aksi yönde bir delil de bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasında yazılı bir eser sözleşmesi bulunmadığı, dosyada bulunan mail yazışmalarından, davalı dışındaki kişi ve kurumlarca yayın ve ilân taleplerinde bulunulduğunun anlaşıldığı, söz konusu mail yazışmalarında davalının hiçbir şekilde isminin geçmediği, bu durumda sırf menfaatine iş yapılması yeterli olmadığından TBK 526. maddesinde düzenlenen "Vekâleti olmaksızın başkasının hesabına işgören, o işi sahibinin menfaatine ve varsayılan iradesine uygun olarak görmekle yükümlüdür" hükmü gereğince kişinin menfaatinin yanında varsayılan iradesine de uygun olarak işin yapılması gerekeceği, haber yapımına dair mail yazışmaları dikkate alındığında böyle bir irade bulunmadığı gibi aksi yönde bir delil de bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a.Mahkemece, mail yazışmalarının kiminle yapıldığına dikkat edilmediğini, mail yazışmalarının davalının başdanışmanı olan kişi ile yapıldığını, davaya konu reklam içerikli gazetelerin ilgili belediyeye her gün gönderildiğini ve ilgili belediye tarafından da abone bedellerinin ödendiğini, b.Davalının irade beyanının olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, reklam çalışmasına dair tüm detayların, gün ve şekil detayının maillerde geçtiğini,
c.Davacının açıkça kötü niyetli olduğunu, sadece davacıyı değil hukuku da yanıltmaya çalıştığını, beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.