Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1744 E. 2026/1134 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1744
Karar No
2026/1134
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2627 E., 2025/1083 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 7. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2023/296 E., 2024/300 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin karın bölgesinde kilo alımına bağlı oluşan çatlak sebebiyle davalı ile görüşüp tek seans ücreti ödeyerek 23.11.2022 tarihinde işlem yaptırdığını, uygulama sırasında ve sonrasında sürekli artan ağrı ve hassasiyet oluştuğunu, müvekkilinin davalı doktorun söylediklerini uygulayarak yara bölgesine bakım yaptığını, davalı tarafça müvekkilinin randevu taleplerinin sürekli ertelendiğini, işlemden uzun süre sonra yapılan klinik kontrolünde davalı tarafça uygulamanın işe yaradığının, bölgenin kabarmasının iyi olduğunun, işleme 5-6 seans daha devam etmesi gerektiğinin, çatlak tedavisinin uzun ve uğraştırıcı bir süreç olduğunun söylendiğini, müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, davacı müvekkilinin ameliyat öncesi muhtemelen hasıl olabilecek sonuç ve komplikasyonlar hakkında bilgilendirilmediğini belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın davadan yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya cilt çatlakları nedeni ile kullanılan tedavi yöntemlerinin anlatımı sonrası 23.11.2022 tarihinde tek seanas RF+TCAA peeling uygulaması yapıldığını, davacıya 2. hafta ve 2. ay sonrası için kontrolün uygun olacağı anlatılarak randevu almasının istendiğini, davacının uygulama sonrası kontrol muayenelerine gelmediğini, 11.04.2023 tarihli muayenesinde uygulamanın işe yaradığı, ancak tam sonuç için işleme 5-6 seans daha devam etmesi gerektiği hususunda bilgilendirme yapıldığını, bilgilendirme sonrası davacıya uygulamanın tekrarı konusunda zorlama yapılmadığını, müvekkillinin tüm özen sorumluluğunu yerine getirdiğini, buna karşılık davacının uygulamadan son muayene tarihine kadar kontrollere gelmeyerek hasta özen sorumluluğunu yerine getirmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının karın bölgesinde kilo alımına bağlı oluşan çatlak sebebiyle davalı hekim tarafından davacıya geç evre stria alba teşhisi konulduğu ve TCA/Radyofrekans kombinasyonu şeklinde tedavi planladığı, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre teşhis ve tedavinin tıp literatürüne uygun olduğu, bu evredeki çatlak görünümüne uygulanan tedaviden sonuç alınabilmesi için 4-6 hafta aralıklarla 2-3 seans işleme devam edilmesi gerektiği, tek seansta istenen sonucun alınmasının mümkün olmadığı hususunda bilgilendirdiği, davalının davacıya tek seans için vadettiği bir sonuç bulunmadığı, işlem sonrası oluşan kimyasal peeling etkisi ile çatlak izi olan yerlerde gelişen hipopigmentasyon, beyazlaşma, soyulma gibi reaksiyonların oluşabilecek komplikasyonlar ve beklenen reaksiyonlar olduğu, davalının mesaj ile davacıyı tedavi öncesi yapılacak işlemler, süresi, ücreti ve işlem sonrası oluşan ağrı, acı, deride oluşan kızarıklık, soyulmalar-kabuklanmalar, çökmeler hususunda bilgelendirdiği, uygulanan işlemin mahiyeti itibariyle yapılan bu bilgilendirmenin yeterli olduğu, yazılı onamasının zorunlu olmadığı, yapılan teşhis ve tedavinin tıp kurallarına uygun olduğu, hekime atfedilebilecek kusur bulunmadığı, vadedilen ve gerçekleşmeyen bir sonuç olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilin işlem hakkında yeterli aydınlatılmadığını, yazılı onamın alınmadığını, müvekkili kendisine verilen randevu tarihlerinde kontrole gitmek istemesine rağmen davalı tarafça sürekli ertelendiğini, müvekkilin işlem sonrası ihmal edildiğini, davalı hekimin ortaya çıkan durumu iyi yönetemediğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ... sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Taraflar arasında 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen ... sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ihtilaf konusu değildir. Sözleşme ile davacıya estetik müdahalelerde bulunulması kararlaştırılmıştır. Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin niteliği itibariyle hekim ile hasta arasında tedaviye ilişkin sözleşmeden farklı olduğu ve ... sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. ... sözleşmesini düzenleyen TBK'nın 470. maddesi uyarınca yüklenicinin edimi bir ... meydana getirmeyi; iş sahibinin edimi ise, karşılığında bedel ödemeyi üstlenmesidir. ... sözleşmelerini, diğer iş görme sözleşmelerinden ayıran önemli hususlardan birisi de sonuç sorumluluğu, yani tarafların iradeleri doğrultusunda yüklenici tarafından bir sonucun meydana getirilmesi taahhüdüdür. Burada, vekâlet akdindeki gibi sonuç taahhüt edilmeksizin sadece bir işin görülmesi taahhüdü bulunmamakta, bir eserin-sonucun yaratılıp teslim edilmesi borcu altına girilmektedir. Bu borcun altına giren taraf, yani yüklenici, TBK'nın 471/1 maddesi ve işin mahiyeti gereği, işi sadakat ve özenle yerine getirmek zorundadır. Sadakat borcu, yüklenicinin iş sahibinin yararına olacak şeyleri yapma ve ona zarar verecek her türlü eylemden kaçınması anlamını taşır. ..., yüklenicinin sanat ve beceriyi gerektiren, bir emek sarfı ile gerçekleştirilen sonuçtur. Yüklenicinin eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmesi, davalı yüklenicinin hem sadakat hem de özen borcunu kapsar. Burada belli bir sonucun ortaya çıkması amaçlanır. Meydana getirilen eserin iş sahibinin beklentisini karşılamaması halinde ise, sözleşmedeki yarar dengesi iş sahibi aleyhine bozulmuş olur. Bu bakımdan eserin fen ve sanat kurallarına uygun, iş sahibinin beklentilerini karşılar özellikleri taşıması aranır. Aksi halde eserin ayıplı olduğu kabul edilir. Ayıplı eseri meydana getiren yüklenici ise, ortaya çıkan ayıp ve eksiklerden sadakat ve özen borcu nedeniyle sorumludur. Yüklenici, hangi yöntemi kullanırsa kullansın eserin ayıpsız olarak ortaya çıkması gerekmekte olup, diğer bir deyişle ... sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir. Davacı estetik amaçlı olarak davalıya başvurmuş olduğuna göre, estetik ameliyat yapılmak suretiyle istenilen ve kararlaştırılan amaca uygun güzel bir görünüm sağlanması ve sürecin sağlıklı bir şekilde neticelendirilmesi hususlarının taraflar arasındaki ... sözleşmesinin konusu olduğu açıktır. Burada yüklenici, eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek yükümlülüğü altındadır. Komplikasyonlarda ise aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılması yine yüklenicinin sorumluluğundadır. Ayrıca, 04.04.1997 tarihinde imzalanan ve 09.12.2003 tarihinde 25311 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe giren ve iç hukukumuzun bir parçası haline gelen AVRUPA BİYOTIP SÖZLEŞMESİ 16.03.2004 tarihinde onaylanmış olup, sözleşmenin "Meslek Kurallarına Uyma" başlıklı 4. maddesinde, "araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir." düzenlemesi karşısında, davacıya tıbbi müdahalede bulunulduğuna göre bu sözleşme hükümleri de esas alınarak uyuşmazlığın çözümü zorunludur. Sözleşmenin 4. maddesinde kastedilen standardın da, tıbbi standart olduğu tartışmasız olup, tıbbi standartlara aykırılık teşhis ya da tedavi aşamasında ya da müdahale sonrasındaki süreçte noksanlık ya da yanlışlık şeklinde gerçekleşebilir. “Tıbbi Standart” hekimin tedavinin amacına ulaşması için gerekli olan ve denenerek ispatlanmış bulunan, hekim tecrübesi ve doğa bilimlerinin o anki ulaştığı düzeyi ifade etmekte olup, denenmiş ve bilinen temel meslek kurallarıdır. Sözleşmenin ... niteliğindeki “estetik müdahalelerde” de uygulanacağının kabulü zorunludur. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Yerel mahkemece, uzman doktor bilirkişiden alınan 06.06.2024 tarihli raporda davacı şikayetlerinin, herhangi bir tıbbi ihmal ve kusur izafe edilemeyen komplikasyon olarak değerlendirildiği açıklanmış, bu rapor yerel mahkemece ve bölge adliye mahkemesince denetime elverişli olduğu belirtilerek davacının talepleri reddedilmiştir. Her ne kadar mahkemece davacının işlem öncesinde uygulanacak yöntem, başarı oranı, iyileşme süresi gibi hususlarda bilgilendirildiği, uygulanan işlemin mahiyeti itibariyle yapılan bu bilgilendirmenin yeterli olduğu, yazılı onam alınması zorunlu olmadığı kanaatine varılmış ise de; yazılı onam formu (aydınlatılmış onam belgesi), bir kişiye yapılacak tıbbi, hukuki veya bilimsel işlem öncesinde, işlemin tüm detayları hakkında bilgilendirildiğini ve bunu kendi özgür iradesiyle kabul ettiğini gösteren resmi bir belge olup kişinin kendisine yapılacak tıbbi müdahale ve neticesinde karşılaşabileceği komplikasyonlar hakkında bilgilendirilmesi zorunluluktur. Onam formu eksikse, işlem kusursuz yapılsa dahi hekim yasal olarak sorumlu tutulabilir. Dosya kapsamında yazılı onam formu bulunmadığı anlaşılmakla davalı hekim kusurlu olup davacının istek kalemleri değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi hatalı olup, açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/1744, K. 2026/1134, T. 31.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-1744-e-2026-1134-k-5514056a7e3b