Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1113 E. 2026/811 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1113
- Karar No
- 2026/811
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/697 E., 2025/166 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/56 E., 2023/587 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... Sultanlığının %60 hissedarı olan ... (...) ile ... ... ve ... (...) arasında 18.11.2010 tarihli uzun süreli petrol ve doğalgaz mühendisliği işlerine ilişkin (...) sözleşme yapıldığını, ... İnşaatın ...’nin tescil belgelerinde %50,01 hisseye sahip bir hissedar olarak geçtiğini, ...'nin 2014 yılında tasfiye edildiğini, ... tarafından 03.03.2013 tarihinde ...’ye gönderilen bildirim ile ... Sözleşmesinin derhal feshedildiği ve işin derhal durdurulmasının talep edildiğini, 22.03.2013 tarihinde ... İnşaat tarafından ...'a uyuşmazlık bildirimi ve iyiniyetli görüşmelere davet gönderildiğini, tarafların, uyuşmazlık bildiriminin yapıldığı tarihten itibaren (6) ay içerisinde gerçekleştirilen iyi niyet görüşmeleri sonucu bir uzlaşmaya varamadıklarını, bu nedenle, ... İnşaat tarafından ... Genel Sekreterliği’ne sunulan dilekçe ile 29.02.2016 tarihinde tahkim yoluna başvurulduğunu, gerçekleştirilen tahkim yargılaması neticesinde Hakem Heyeti, 1 Şubat 2021 tarihli Hakem Kararı ile (i) ... İnşaat’ın taleplerinin İkili Anlaşma’nm 1/1 maddesi kapsamına girmediğine ve (ii) Hakem Heyeti’nin İkili Anlaşma’nm 9/4 (a) maddesi uyarınca yetkisiz olduğuna hükmettiğini, Hakem Heyeti bu sebeple esasa ilişkin bir değerlendirme yapmadığını, bu nedenle, Hakem Heyeti ... İnşaat’ın ...’nın payı da dâhil olmak üzere tahkim yargılamasının tüm masraflarına katlanmasına ve bu doğrultuda ...’ın; avukatlık ücretleri, bilirkişi ücretleri ve masrafları ile diğer ödemelerine karşılık olarak; 3.925.329,35 İngiliz Sterlini, 10.900 Avro, 513.175,34 Amerikan Doları ve 3.990,80 ... Riyalinin ... İnşaat’... tahsil edilerek ...'a ödenmesine karar verildiğini, sonrasında davalı tarafından 30.05.2021 tarihinde Hakem Kararının iptali için ... Sözleşmesi’nin 52. maddesi uyarınca başvuruda bulunulduğunu, başvurunun 09.06.2021 tarihinde kaydedildiğini ve aynı tarihte hakem kararının icrasının ... Sözleşmesinin 52/5. maddesi uyarınca, geçici olarak durdurulduğunu, bunun üzerine ...'ın, ... İnşaat’ın lehine hükmedilen miktarı karşılamaya yetecek tutarda teminat göstermesine karar verilmesini talep ettiğini, ... Komite tarafından tesis edilen 23.12.2021 tarihli yürütmenin durdurulması ve masraflar için teminat kararı ile ... İnşaat’a hakem kararında ... lehine hükmedilen tüm tutarı (faizi de dahil olmak üzere)kapsayan ve saygın bir uluslararası bankadan alınmış kesin bir teminat mektubu sunması için kırk beş (45) gün süre verildiğini, ayrıca, ... İnşaat'ın kırk beş gün içerisinde teminatı sunmaması hâlinde, yürütmenin durdurulmasının otomatik olarak sona ereceğinin kararda belirtildiğini, ... İnşaat'ın süre uzatım talebi üzerine 05.02.2022 tarihli karar ile teminat mektubu sunması için otuz (30) günlük süre uzatımı verildiğini, 08.03.2022 tarihinde, ... inşaat tarafından durdurma ve teminat kararı uyarınca sunulması gereken teminat mektubu ibraz edilemediğinden, hakem kararının yürütmesinin durdurulması kararı kendiliğinden ortadan kalktığını, bu sebeple hakem kararı ... Sözleşmesinin 53/1. maddesi uyarınca bağlayıcı ve icra edilebilir hale geldiğini, diğer yabancı hakem kararlarından farklı olarak ... kararlarının, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Hakkında Kanun’un 62. maddesi ve 10.06.1958 tarihli Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesi’nin V. maddesi uyarınca tenfiz davalarında ki incelemeye tabi olmadığını, ... Sözleşmesi’nin 53. maddesinde "taraflar ... Sözleşmesi uyarınca yürütülmesi durdurulmadıkça hakem kararının hüküm ve koşullarına uyacak ve bu hüküm ve koşulları yerine getireceklerdir" hükmünün bulunduğunu, hakem kararı, yalnızca parasal hükümler içermekte olduğundan, ... Sözleşmesi uyarınca taraf devletlerce devlet mahkemesi kararı ile aynı usulde icrası gerektiğini belirterek ... Sözleşmesi’nin 54/2. maddesi uyarınca hakem kararının Türk Mahkemelerinin nihai kararları ile aynı usulde icra edilebileceğine ilişkin şerh verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ... nezdinde hakem kararının iptali istemiyle açılan davanın devam ettiğini, henüz kesinleşmiş bir hakem kararı bulunmadığını, infaz ve icra istemiyle yapılan başvurunun usule aykırı olduğunu, reddi gerektiğini, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 62. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde belirtildiği üzere kararın kesinleşmemiş olması halinde kararın tenfiz edilemeyeceğini, 1958 tarihli Newyork Birleşmiş Milletler Sözleşmesinde de paralel hükümlerin olduğunu, yine 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu 15 maddesinde; “İptal davası, otuz gün içinde açılabilir. Bu süre, hakem kararının veya düzeltme, yorum ya da tamamlama kararının taraflara bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. İptal davasının açılması, kendiliğinden hakem kararının icrasını durdurur” şeklindeki emredici normun eldeki davanın görülmesine açıkça engel koyduğunu, ... nezdinde yaptığı 2017 tarihli başvuru ile başlattığı tahkim sürecinde beş sene geçtikten sonra 2021 tarihinde dosyanın karara bağlandığını, bu davada adil yargılanma hakkının, hukuki dinlenilme hakkının, mahkemeye erişim hakkının, yargılamada tarafların eşitliği ilkesinin açıkça ihlal edildiğini, üstüne beş sene boyunca uzayan dava nedeniyle milyonlarca sterlin dava masrafına neden olan iki hakemin yargılama yetkisini kötüye kullandığını, kararın kamu düzenine aykırı olup, infaz edilemez derecede hak ihlaliyle tesis edildiğini belirterek, henüz kesinleşme şartı sağlanmadığı gerekçesiyle tanıma tenfiz başvurusunun usulden reddine, kamu düzenine aykırılık gerekçesiyle infazı isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... nezdinde yapılan tahkim yargılamasında verilen hakem kararının iptali için dava açılmasının kendiliğinden hakem kararının icrasını durdurmayacağı, somut olayda; tahkim dosyasının davacısı Atilla ... İnşaat vekilinin, hakem kararının iptali ve yürütülmesinin durdurulması için başvurusu üzerine, Komite tarafından hakem kararının icrasının ... Sözleşmesinin 52/5. maddesi uyarınca geçici olarak durdurulduğu, kararın icrasının geçici durdurulması kararından sonra davalı ... vekilinin talebi üzerine ... Komite tarafından tesis edilen 23.12.2021 tarihli kararı ile yürütülmesinin durdurulmasının devamı için ... İnşaat’a hakem kararında ... lehine hükmedilen tutar için teminat mektubu sunması için süre verildiği, davacı tarafın talebi üzerine verilen sürenin 30 gün uzatıldığı, davacı tarafın süresi içinde teminat mektubu sunmadığı, davacı tarafça teminat mektubu sunulmaması nedeniyle hakem kararının icrasını geçici durdurulmasına ilişkin karar kendiliğinden ortadan kalktığından ... hakem kararının kesinleşmemiş olsa bile infazı edilebileceği, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Hakkında Kanunun hakem kararlarının tenfizi için aramış olduğu koşulların mevcut bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; ICSD nezdinde hakem kararının iptali istemiyle açılan davanın devam ettiğini, bu nedenle henüz kesinleşmiş hakem kararının bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde hukuki sebepler arasında 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Hakkında Kanunu ile 1958 tarihli 1958 tarihli Newyork Birleşmiş Milletler Sözleşmesi gösterilmesine rağmen dilekçesinde bu kanun ve sözleşmenin uygulanamayacağını belirtildiğini, bu durumun çelişkili davranış yasağına aykırı olduğunu, davacının talebinin olduğu gibi kabul edilmesinin egemenlik hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, hakimin tanıma ve tenfizine veya tanıma ve tenfiz isteğinin reddine şeklinde karar verebileceğini, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Hakkında Kanunun 62. maddesinin 1. fıkrasının h bendi uyarınca kararın kesinleşmemiş olması halinde hakem kararının tenfiz edilemeyeceğini, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu 15 maddesinin eldeki davanın görülmesine engel koyduğunu, eldeki hakem kararının kamu düzenine aykırı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Sonuç Uyuşmazlık, Uluslararası Yatırım Uyuşmazlıklarının Çözüm Merkezi (...) nezdinde ARB ... numaralı dosya ile görülen tahkim yargılaması neticesinde verilen 01.02.2021 tarihli nihai hakem heyeti kararına icra edilebilirlik şerhi verilmesi istemine ilişkindir. ..., devletler ile gerçek veya tüzel kişi yabancı yatırımcılar arasında yatırımdan kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümü için 1965 tarihli “Devletler ile Diğer Devletlerin Vatandaşları Arasındaki Yatırım Uyuşmazlıklarının Çözümlenmesi Hakkında Sözleşme” ile kurulmuş kurumsal bir tahkim merciidir. Merkezin görevi, tahkim prosedürünü yönetmekten ibarettir. Yatırım tahkimi ise, yatırıma ev sahipliği yapan devlet ile bu devletin vatandaşı olmayan yatırımcı arasındaki uyuşmazlıkları çözmeye yarayan bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir (Berk, Demirkol; Güncel Yatırım Tahkimi İçtihadı Işığında Yargı Faaliyeti İle Gerçekleşen Dolaylı Kamulaştırma, Prof. Dr. H. Ercüment Erdem’e Armağan, Onikilevha Yayınları, İstanbul- 2023, s. 447-475). 02.06.1988 tarihli, 19830 sayılı resmi gazetede yayınlanan 3460 sayılı Devletler ve Diğer Devletlerin Vatandaşları Arasındaki Yatırım Uyuşmazlıklarının Çözümlenmesi Hakkında Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun ile 24.6.1987 tarihinde imzalanan ve Yatırım Uyuşmazlıklarının Çözümü için Uluslararası Merkezi (...) kuran Devletler ve Diğer Devlet Vatandaşları Arasındaki Yatırım Uyuşmazlıklarının Çözümlenmesi Hakkındaki Sözleşmenin onaylanmasına karar verilmesi ile Türkiye Cumhuriyeti ... sözleşmesinin tarafı haline gelmiştir. Yabancı yatırımın güvencesi olan ... tahkimi, yatırım uyuşmazlıklarının çözümünde başvurulan en önemli ve en çok tercih edilen yargı mercii olarak karşımıza çıkmaktadır. (Faruk Kerem Giray; Milletlerarası Yatırım Tahkiminde Kamulaştırmadan ... Tazminat ve Tazminat Hesaplamasında Kullanılan Yöntemler, Beta Yayınları, s. 60). Bu teveccühü dikkate alan devletler de, özellikle yatırım çekmek amacıyla, bu sözleşmenin tarafı olmayı tercih etmiş ve sözleşme çok fazla devlet tarafından imzalanmıştır. Sözleşmenin 50 ve devamı maddelerinde hakem heyetlerinin kararlarına karşı hukuki başvuru yolları düzenlenmiştir. Buna göre, hakem heyeti karalarına karşı; yorum, düzeltme ve iptal olmak üzere üç yöntem öngörülmüştür. İptal davası da yine kurumun kendi içerisinde görülmektedir. ... tarafından verilen kararlar, ulusal bir mahkeme tarafından verilen kararlarla aynı icra kabiliyetine sahiptir. Diğer bir değişle, ... hakem kararları, ilamlı icra prosedürüne göre icra edilecektir( ...; ... Tahkimine İlişkin Hakem Kararlarının İcra Edilmesi, Güncel Yayınevi, s. 179). Gerek yürütülen tahkim prosedürü gerek kendi içerisinde iptal davasının neticelendirilmesi dikkate alındığında ... tahkiminin kendine yeten bağımsız bir tahkim kurumu olduğunu söyleyebiliriz. Kurum genel sekreterinin kurum nezdinde verilen kararın bir örneğini üye devlete göndermesi ile, üye devlette herhangi bir işleme gerek olmaksızın karar icra kabiliyetine sahip olmaktadır. Sözleşmenin 54/2. maddesi gereğince, Türkiye Cumhuriyeti Hazine Müsteşarlığı 17.02.2017 tarih ve 40971534.208.01.06 numaralı yazısı ile asliye ticaret mahkemeleri, ... genel sekreterliğine ... kararlarının ibraz edileceği kurum olarak bildirilmiştir. Sözleşmenin 54/3. maddesi gereğince, kararın infazı, infazın talep edildiği Devlet topraklarında yürürlükte olan hüküm infazına ilişkin kanunlara tabidir. Genel sekreterlikten alınan kararın ülkemizde icra edilebilmesi için karar ilgili mahkemeye sunularak icra edilebilir olduğuna ilişkin bir şerh alınacak ve bu şekilde karar icra edilebilir hale gelecek ve herhangi bir mahkemeden alınan karar gibi icra kabiliyeti kazanacaktır. Bu kapsamda, ülkemiz açısından, mahkeme tarafından ... hakem heyeti kararına icra edilebilirlik şerhi verilmesi kararın infaza elverişli olduğuna dair bir tespit hükmü niteliğinde olmakla birlikte, bu kararın niteliği ile özellikle bu karara karşı kanun yoluna gidilip gidilemeyeceği, gidilecekse gidilecek merci ve kapsamının ne olacağı konusunda bir açıklık bulunmamaktadır. Bu konu değerlendirilirken usul hükümleri ile birlikte Anayasa'nın 125. maddesi gereğince kanun hükmünde olan sözleşme hükümlerinin de göz önünde bulundurulması gerekir. ... Sözleşmesinin "Kararın Tanınması ve Yürürlüğü" başlıklı 53. maddesinin 1 no.lu bendin de, "Karar tarafları bağlayıcı olacak, daha üst bir makama götürülmeyecek veya bu sözleşmede öngörülenler dışında bir çözüme konu olmayacaktır. Taraflar, bu sözleşme hükümlerine göre kararın yürütülmesi durdurulmadıkça karara uyacaklar ve hükümlerini yerine getireceklerdir" hükmü, aynı sözleşmenin 54 maddesinde ise, "Her üye ülke bu sözleşmeye uygun olarak verilmiş her kararı bağlayıcı kabul edecek ve kararın parasal yükümlülüklerini kendi sınırları içerisinde kendi Devletinin mahkemesinin nihaî bir kararı gibi yerine getirecek, bir âkit ülkenin sınırları içerisinde bu kararın tanınmasını ve yürütülmesini isteyen taraf, âkit devletin bu amaçla atayacağı uygun bir mahkeme veya otoriteyi Genel Sekreterce onaylanmış kararın bir örneği ile donatacaktır. Her âkit devlet bu amaçla atayacağı uygun bir mahkemeyi veya diğer otoriteyi ve daha sonra bu atamada yapılacak değişikliği Genel Sekretere bildirecek ve kararın uygulanması, bu uygulamanın sınırları içinde âkit devletin kararların uygulanmasına ilişkin yapacağı kanunları gereğince yapılacaktır" hükmü yer almaktadır. ... Sözleşmesinin yukarıdaki hükümleri değerlendirildiğinde, ... hakem heyeti tarafından verilen kararın icra edilebilmesi için, ulusal yargı tarafından tenfize tabi tutulmasına gerek bulunmamaktadır. Başka bir ifade ile, diğer yabancı hakem kararları 1958 Yabancı Tahkim Kararlarının Tanınması ve Tenfizine İlişkin Sözleşme’sine (New York Sözleşmesi) göre ulusal yargıda tenfiz bakımından denetime tabi olduğu halde, ... tarafından verilen kararlar tenfiz denetime tabi değildir. ... tarafından verilen kararlar, ulusal bir mahkeme tarafından verilen kararlarla aynı icra kabiliyetine sahiptir. Tahkim yargılamasında verilen kararların İcra edilebilirliğine ilişkin şerhi verilmesine dair genel usul kanunumuz olan Hukuk Muhakemeleri Kanununda herhangi bir hükme yer verilmemiştir. Mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 536. maddesinde, “Hakemlerin verdiği karar temyiz müddeti geçince mahkeme reisi veya hâkim tarafından tasdik olunur. Tasdik keyfiyeti karar zirine ve zaptı mahsusuna yazılır. Hakem kararları ancak bu suretle kabili icradır” şeklinde hüküm bulunmaktaydı ve Yargıtay uygulamasında da, bu şerhin, hakem kararının usule, şekle, kamu düzenine uygunluğunu tespit eden bir yargı kararı olarak görülmekte idi. Ancak, yeni usul kanununda bu şekilde genel bir hükme yer verilmemiştir. Milletlerarası tahkim kanununda bu konuda bir hüküm bulunmaktadır. Milletlerarası Tahkim Kanununun 15/B maddesine göre, iptal davasının reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra asliye hukuk mahkemesi, hakem kararının icra edilebilir olduğuna ilişkin bir belgeyi istemde bulunan tarafa verir. Bu belgenin kararın kesinleşmesinden sonra verilmesi dikkate alındığında gerek tarafların ileri sürebileceği hususların gerek mahkemenin resen dikkate alacağı hususların sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. 6325 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununda da icra edilebilirlik şerhine yer verilmiştir. Kanununun 18/3. maddesine göre, taraflar arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırlarsa, bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler. Dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuşsa, anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden talep edilebilir. Davanın görülmesi sırasında arabuluculuğa başvurulması durumunda ise anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilir. Bu şerhi içeren anlaşma, ilam niteliğinde belge sayılır. Burada da belgenin istenildiği aşama ve şekil dikkate alındığında tarafların ileri sürebileceği hususların sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim maddenin devamında da açık bir şekilde bu belgenin verilmesine ilişkin işlemin çekişmesiz yargı işi olduğu açık bir şekilde hüküm altına alınmıştır. Sözleşmenin 53. maddesi gereğince karar taraflar için bağlayıcıdır ve bu sözleşmede öngörülenler dışında herhangi bir itiraza veya başka bir çözüm yoluna başvurulamaz. Yine sözleşmenin 54. maddesi gereğince, her bir Devlet, bu sözleşme uyarınca verilen kararı bağlayıcı kabul edecek ve kararın parasal yükümlülüklerini, kendi devletinin bir mahkemesinin nihai kararıymış gibi uygulayacaktır. Bu hükümler ile birlikte sözleşmenin tümü dikkate alındığında, kararın icra edilebilirlik şerhi talebi konusunda mahkemeye başvurulması halinde tarafların ileri sürebilecekleri hususların çok sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. Diğer bir değişle, sözleşmeye göre kendi içerisinde bir itiraz ve iptal davası prosedürü öngörülmüş olup, bu aşamalarda ileri sürülebilecek hususların icra edilebilirlik şerhi alınması talebi ile ileri sürülmesi sözleşmenin ruhu ile de uyuşmamaktadır. Bilindiği üzere medeni yargının konusu, hukuk mahkemelerinin özel hukuk alanındaki yargısal faaliyetleridir. Bu yargı ile meşgul olan yargı koluna "medeni usul hukuku" denir ve medeni yargı "çekişmeli yargı" ve "çekişmesiz yargı" olmak üzere ikiye ayrılır. Çekişmeli yargı ile çekişmesiz yargı arasındaki farkı belirten en önemli ölçü "çekişme yokluğu" kıstasıdır (Baki Kuru, Nizasız Kaza, Ajans Türk Matbaası, Ankara 1961, s. 15). Buna göre çekişmeli yargı; bir ihtilâf (çekişme), uyuşmazlık, iddia ve karşı iddia hakkında karar verilmesi talebi ile açılan davalarla meşgul olur. Buna karşılık, çekişmesiz yargıya tâbi işlerde ilgililer arasında kural olarak bir ihtilâf (çekişme, uyuşmazlık) yoktur. Yani çekişmesiz yargıda mahkeme, ilgililer arasında mevcut bir ihtilâf hakkında karar vermez. Bu kıstasa göre, mahkemelerin baktığı ve ilgililer arasında ihtilâflı olmayan bütün işler çekişmesiz yargı işidir (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. I, İstanbul 2001, s. 27). Mahkemenin ... hakem heyeti kararına ilişkin icra edilebilirlik şerhi verilmesi kararının çekişmesiz yargı işi olup olmadığının tespiti bakımından ... Sözleşmesinin 53... . maddeleri önem arz etmektedir. Şöyle ki söz konusu hükümlerde tahkim merkezinden çıkan kararların ulusal mahkemenin kararı niteliğinde olduğu, parasal yükümlülüklerin ulusal mahkemenin nihaî bir kararı gibi icra edilebileceği, bu uygulamanın sınırları içinde âkit devletin kararların uygulanmasına ilişkin yapacağı kanunları gereğince yapılacağı belirtilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu çekişmesiz yargı işlerinin önemli bir bölümü örnek olarak sayılmıştır. Kanunda örnek olarak sayılanlar dışında kalmakla birlikte, yine Kanun'da belirlenen çekişmesiz yargı işi ölçütlerine göre çekişmesiz yargı işi olarak kabul edilmesi gereken işler hakkında verilen kararlara temyiz yolu kapalıdır. Buna göre Kanun'da sayılan ölçütlerden, ilgililer arasında uyuşmazlık olmaması, talepte bulunanın ileri sürebileceği herhangi bir hakkının bulunmaması veya hâkimin resen harekete geçmesi ölçütlerinden birine veya birkaçına göre çekişmesiz yargı kabul edilen yargısal işlerde bölge adliye mahkemesi kararı temyiz edilemez (Muhammet Özekes, Tolga ..., Pekcanıtez Usûl, Medenî Usûl Hukuku, İstanbul 2025, C. 4 s. 4033). Yukarıda da belirtildiği üzere, icra edilebilirlik şerhi verilmesine ilişkin hukukumuzda yer alan düzenlemelerde tarafların ileri sürebileceği hususlar çok sınırlıdır. Yine sözleşmeye göre ... kararlarının ülkemizde mahkemeye ibraz edilerek icra edilebilirlik şerhi alınmasına ilişkin taleplerde de ileri sürülebilecek hususlar çok sınırlıdır. Revizyon yasağı gereği olarak tarafların esasa, maddi vakalara ve uygulanan hukuka ilişkin olarak bir hususu ileri sürmeleri mümkün olmayıp ancak ortada geçerli bir hakem kararı bulunup bulunmadığı, kararın bağlayıcı hale gelip gelmediği, kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususunda bir talepleri olabilir mahkemece de ancak bunlar dikkate alınabilir. Bu genel hususlar dışında tarafların uyuşmazlığın esası ile ilgili bir hususu icra edilebilirlik şerhi aşamasında ileri sürmeleri mümkün değildir. Davaya konu olayda da bu anlamda tarafların ileri sürdüğü ve icra edilebilirliğe engel olan bir husus bulunmadığı gibi mahkemece resen dikkate alınacak kamu düzenine aykırı bir husus da bulunmamaktadır. ... hakem heyeti kararına ilişkin icra edilebilirlik şerhi verilmesi istemi, HMK'nın 382. maddesinde bir işin çekişmesiz yargı işi olup olmadığının tespiti için belirtilen ölçütlerden “İlgililer arasında uyuşmazlık olmayan hâller” ve “İlgililerin, ileri sürülebileceği herhangi bir hakkının bulunmadığı hâller” şeklinde belirtilen ölçütlere uyduğu ve bu ölçütler esas alındığında da bu kararların çekişmesiz yargı işi olduğu anlaşılmaktadır. HMK'nın 362/1-ç maddesi gereğince bölge adliye mahkemesinin çekişmesiz yargı işine ilişkin verdiği kararlara karşı temyiz yolu kapalıdır. Bu durumda, ... hakem heyeti kararına ilişkin icra edilebilirlik şerhi verilmesi istemi çekişmesiz yargı işi niteliği taşıdığından ve çekişmesiz yargı işine ilişkin bölge adliye mahkemesince verilen kararlara karşı temyiz yolu kapalı bulunduğundan, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.