Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2026/3749 E. 2026/2779 K. – Şirketin İhyası
Konu: Şirketin İhyası
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/3749
- Karar No
- 2026/2779
- Karar Tarihi
- Konu
- Şirketin İhyası
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2026/107 Esas, 2026/193 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Balıkesir Asliye ... Mahkemesi SAYISI : 2025/548 E., 2025/705 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince 12.03.2026 tarihli ek karar ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362/1-ç hükmü uyarınca kararın kesin olduğu gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Ek karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle, yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Temyiz istemi; temyiz konusu kararın, 6100 sayılı Kanun’un 362/1-ç hükmü uyarınca kesin olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine yönelik Bölge Adliye Mahkemesinin 12.03.2026 tarihli ek kararına ilişkindir.
Dava, 6102 sayılı Türk ... Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 547. maddesine dayalı ek tasfiye amacına yönelik şirketin ihyası davası niteliğindedir. Bu dava 6100 sayılı Kanun’un 382. maddesi uyarınca çekişmesiz yargı işi kapsamında olup, ilk derece mahkemelerinin çekişmesiz yargı işleri bakımından verdikleri kararlara karşı vaki istinaf başvuruları bakımından bölge adliye mahkemelerince verilen kararlara karşı, 6100 sayılı Kanun’un 362/1-ç hükmü uyarınca temyiz yoluna başvurulamaz.
Temyiz dilekçesinin reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek karar, yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile söz konusu kararın onanması gerekir.
KARAR: Açıklanan sebeple; Bölge Adliye Mahkemesince verilen 12.03.2026 tarihli ek kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına ... olmadığına,
11.05.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Çoğunlukla ortaya çıkan uyuşmazlık, ihya davalarının çekişmesiz yargı işi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
İhya davaları, 6102 sayılı Türk ... Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547. maddesinde ek tasfiye adıyla, geçici 7. maddesinde ise ihya adıyla düzenlenmiştir.
6102 sayılı Kanun’un “ek tasfiye” kenar başlıklı 547. maddesi ile normal olarak tasfiyeye edilmek suretiyle ... sicilinden terkin edilen bir şirketin tasfiye dışında kalan mal varlığı, alacağı veya borcunun olması halinde, ek tasfiye için şirketin yeniden ... siciline tescili düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un geçici 7. maddesi ile ise, sermayesini yeterli seviyeye kadar artırmayan şirketlerin, münfesih olan şirketlerin, aralıksız beş yıl üst üste olağan genel kurullarını yapmayan şirketlerin, tasfiyesi genel kurulca onaylanmayan şirketlerin ve herhangi bir nedenle dağılmış kooperatiflerin bu maddede öngörülen prosedürle ... sicil müdürlüklerince ... sicilinden terkin edileceği, ancak hukuki menfaati bulunanlarca şirketin ihyasının mahkemeden istenebileceği düzenlenmiştir.
6102 sayılı Kanun’un 547. maddesinde düzenlenen ek tasfiye davasında hukuki menfaati olanların, menfaatlerine ulaşmak için başka çarelerinin bulunmaması şartıyla, ek tasfiye davasını son tasfiye memurlarına husumet yöneltmek suretiyle açmaları, ... sicil müdürlüğünü de yasal hasım göstermeleri gerekmektedir. Son tasfiye memurlarına husumet yöneltilmesi gerektiğinden, bu hükümle düzenlenen ek tasfiye davasının çekişmeli bir dava olduğunun kabulü gerekmektedir. Böyle bir davanın çekişmesiz yargı işi olduğunun kabulü doğru olamaz. Zira bu davada, davacının, haklı bir menfaatinin bulunduğunu ve menfaatini elde edebilmek için son çarenin ek tasfiye olduğunu ispatlaması gerekmektedir. Davalı gösterilmesi zorunlu olan son tasfiye memurlarının ise, tasfiyenin tam olarak yapıldığını, davacının ek tasfiyeyi gerektirir bir hakkının bulunmadığını ileri sürüp bu durumu ispat etmeleri mümkündür.
Çekişmesiz yargıyı düzenleyen 6100 sayılı Kanun’un 382. maddesinde çekişmesiz yargı işi sayılabilme kriterleri düzenlendikten sonra, devam eden hükümlerinde tüm hukuk dallarında çekişmesiz yargı işleri örnek mahiyetinde sayılmıştır. Bu bağlamda ... hukukundaki çekişmesiz yargı işleri de ikinci fıkranın (e) bendinde örnekseme yöntemiyle gösterilmiştir. Bu maddenin birinci fıkrasında ise; ilgililer arasında uyuşmazlık olmayan haller, ilgililerin ileri sürebileceği herhangi bir hakkının bulunmadığı haller ve hakimin resen harekete geçtiği hallerden herhangi birinin söz konusu olduğu işler çekişmesiz yargı işi olarak düzenlenmiştir.
Bu açıklamalar kapsamında somut olay değerlendirildiğinde, 6102 sayılı Kanun’un 547. maddesinde düzenlenen ek tasfiye davası çekişmesiz yargı işleri arasında sayılmamıştır. Diğer taraftan, ek tasfiye davasının son tasfiye memurlarına husumet yöneltilerek ve ... sicil müdürlüğü de yasal hasım gösterilerek açılması gerekmektedir. Bu bakımdan taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğu açık olduğu gibi, davacının daima bir hakkı bulunmaktadır. Hakimin de resen araştırma yapması söz konusu değildir. O nedenle bu davaların çekişmesiz yargı işi olmadığının kabulü daha doğru olmaktadır.
Bu nedenlerle, 6102 sayılı Kanun’un 547. maddesinde düzenlenen ek tasfiye davasının çekişmesiz yargı işi değil, husumet yöneltilmek suretiyle açılması gereken çekişmeli yargı kapsamında bir dava olduğu ve dolayısıyla Bölge Adliye Mahkemesi ek kararının kaldırılarak TEMYİZ İNCELEMESİNİN YAPILMASI gerektiği görüşünde olduğumdan, temyiz dilekçesinin reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi ek kararının onanmasına dair sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.