Danıştay · 9. Daire

Danıştay 9. Daire 2023/5113 E. 2025/4182 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
9. Daire
Esas No
2023/5113
Karar No
2025/4182
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2023/5113 Karar No : 2025/4182

TEMYİZ EDENLER :1-(DAVALI) ... Defterdarlığı-... VEKİLİ : Av. ...

2-(DAVACI) ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: ... Maden İnşaat Taahhüt San. ve Tic. Ltd. Şti’ye ait vergi borçlarının tahsili amacıyla, şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacı tarafından kendisine gönderilen yazı öğrenilen dava konusu ... sayılı ödeme emirleri yönünden; davalı idarece dosyaya sunulan belgelerden, dava konusu ... sayılı ödeme emirlerinde yer alan vergi borçlarının beyan üzerine tahakkuk eden ve vade tarihleri sırasıyla 2008, 2009, 2010 yıllarına rastlayan muhtelif vergi borçlarından oluştuğu, bahsi geçen vergi borçlarının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 2009 ve 2011 yıllarında, bazılarının memur eliyle bazılarının da ilanen tebliğ edildiği, asıl borçlu şirket adına usulüne uygun bir şekilde tahakkuk ettirilen ancak ödenmeyen ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 28/01/2014 tarih ve 8495 sayılı nüshasında yer alan ilanla ticaret sicil kaydının silinmesi ve dolayısıyla tüzel kişiliğinin sona ermesi nedeniyle de asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan söz konusu vergi borçlarının tahsili amacıyla, davacı adına hissesi oranında düzenlenen dava konusu ... sayılı ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu ... sayılı ödeme emirleri yönünden; söz konusu ödeme emirlerinde yer alan vergi borçlarının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin, şirket tüzel kişiliği sona erdikten sonra, 29/11/2017 tarihinde şirketin eski müdürüne posta yoluyla tebliğ edildiğinin görüldüğü, şirket tüzel kişiliği sona erdikten sonra tebliğ edilen ödeme emirleri herhangi bir hüküm ifade etmeyeceğinden asıl borçlu şirket nezdinde borcun takibatının usulüne uygun bir şekilde kesinleştirildiğinin söylenemeyeceği, fakat asıl borçlu şirketin tüzel kişiliği sona erdiğinden ve bu tarihten sonra şirket adına tekrar ödeme emri düzenlenip takibat başlatılamayacağından, davacı adına ortak olduğu döneme ilişkin borcun tahsiline yönelik olarak ödeme emri düzenlenmesinde kural olarak hukuka aykırılık bulunmadığından, tahsili istenen borcun şirket nezdinde usulüne uygun bir şekilde tahakkuk ettirilip ettirilmediğinin irdelenmesi gerektiği, dava konusu ... sayılı ödeme emrinde yer alan vergi borçlarına ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... ilâ ... (... hariç) sayılı vergi ceza ihbarnamelerinin 22/11/2012 tarihinde şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresine tebliğe çıkarıldığı ancak adresin kapalı olması, şirketin tanınmaması ve muhtarlık kayıtlarında adreste başka birinin ikamet ettiğinin tespit edilmesi nedeniyle tebliğ edilemediği ve durumun dağıtıcının ve mahalle muhtarının imzasıyla tutanak haline getirildiği, akabinde bahsi geçen ihbarnamelerin ilanen tebliğe çıkarıldığı, bu doğrultuda 27/11/2012 tarihinde askıya çıkarılan ilan yazısının (listesinin) 17/12/2012 tarihinde şirket adresinin bağlı olduğu Balgat mahalle muhtarlığına gönderildiği, bu arada ilanın 29/11/2012 tarihinde, ilgili vergi dairesinin bulunduğu yerin belediye sınırları içinde çıkan bir gazetede ve ilan ile yapılan tebliğin konusu maddede belirtilen miktarı aşanların ayrıca Türkiye genelinde yayın yapan günlük gazetelerden birinde yayımlandığı, söz konusu ihbarnamelerin usulüne uygun bir şekilde ilanen tebliğ edildiği ve akabinde kesinleştiği anlaşıldığından, asıl borçlu şirket nezdinde usulüne uygun şekilde kesinleştirilen söz konusu vergi borçlarının, ilgili dönemde şirket ortağı olan davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ... sayılı ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı, ... sayılı ödeme emrinde yer alan vergi borçlarıyla ilgili asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... sayılı vergi ceza ihbarnamelerinin ise 09/01/2013 tarihinde şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresine, 20/04/2013 tarihinde ise şirket müdürünün adresine tebliğe çıkarıldığı ancak tebliğ edilemediği, bunun üzerine ilanen tebliğ edildiği, dava dosyasında, bahsi geçen ihbarnamelerin ilanen tebliğ belgelerinden ilan yazısı ile ilan yazısının bir suretinin şirketin bilinen son adresinin bağlı olduğu muhtarlığa gönderildiğine ilişkin yazı bulunmadığından Mahkemelerinin 20/03/2020 tarihli ara kararıyla söz konusu belgelerin davalı idareden istenildiği ancak davalı idare tarafından ilan yazısının bir suretinin şirketin bilinen son adresinin bağlı olduğu muhtarlığa gönderildiğine ilişkin yazının dosyaya ibraz edilmediği görüldüğünden, ihbarnamelerin usulüne uygun bir şekilde tebliğ edildiği davalı idarece kanıtlanamadığından, asıl borçlu şirket nezdinde usulüne uygun bir şekilde tahakkuk ettirilmediği anlaşılan söz konusu vergi borçlarının davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ... sayılı ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, ... sayılı ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi Kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: DAVALININ İDDİALARI:Asıl borçlu şirketten amme alacağının tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine ilgili dönemlerde şirketi ortağı olan davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemlerin hukuka uygun olduğu iddiasıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI: Dava konusu ödeme emirlerinin tebliğinin usulsüz olduğu iddiasıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ: Bölge İdare Mahkemesi kararının ... sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: ... Maden İnşaat Taahhüt San. ve Tic. Ltd. Şti’ye ait vergi borçlarının tahsili amacıyla, şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmektedir.

İLGİLİ MEVZUAT: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesinde limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı hükümleri yer almaktadır. Anılan Kanunun 54. maddesinde ise; ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının, tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı, 55. Maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği, 62. maddesinde; borçlunun mal bildiriminde gösterilen ve tahsil dairesince tespit edilen borçlu ve üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı belirtilmiştir. Aynı Kanun'un tahsil zamanaşımını düzenleyen 102. maddesinin 1. fıkrasında; amme alacağının, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrayacağı, zamanaşımının kesilmesi başlıklı 103. maddesinde; ödeme, haciz tatbiki, cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat, ödeme emri tebliği, mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi, bu muamelelerden herhangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması, ihtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi, amme alacağının teminata bağlanması, kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi, iki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi ve amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması hallerinde zamanaşımının kesileceği, kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımının yeniden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesinin 1. fıkrasında, 01/07/2015 tarihine kadar maddede belirtilen hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılacağı, 12. fıkrasında, altıncı fıkranın (b) bendi, dokuzuncu fıkra ve onbirinci fıkra uyarınca ticaret sicilinden unvanları silinecek şirket veya kooperatiflerin borçlarının, unvanlarının silinmesine engel teşkil etmeyeceği ancak ticaret sicilinden kaydı silinen anonim şirketler ve kooperatiflerin kanuni temsilcileri ile limited şirket ortaklarının, silinme tarihinden önceki kamu borçlarından doğan sorumluluklarının, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında devam edeceği, (15) numaralı fıkrasında ise, bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve esas sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edileceği, bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlığının, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği, hazinenin bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmayacağı, tasfiye memurlarının sorumlulukları konusunda, özel kanunlardaki sorumluluğa ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceği kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu ... tarih ve ... sayılı ödeme emrine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, davalı tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri kararın belirtilen kısımının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Bölge idare mahkemesi kararının, dava konusu ... tarih ve ... sayılı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik davacının temyiz istemi yönünden; Bir şirketin borçlu kılınabilmesinin ancak tüzel kişilik kazandığı tarih ile bu kişiliğin sona erdiği tarih arasındaki zaman diliminde olanaklı olduğu, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, şirketlerin tüzelkişilikleri, ticaret sicilinden silinmeleriyle sona erdiğinden bu tarihten sonra, adı geçen şirketin haklara sahip olması, borçlu kılınması mümkün olmadığı gibi bunun sonucu olarak, tüzelkişiliğin sona ermesinden önceki dönemlerle ilgili olsa dahi, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket adına tarh, tahakkuk, ceza kesme ve takibat işlemlerinin tesis edilemiyeceği, tesis edilen işlemlerin de, herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağı tabiidir. Dosyanın ve Dairemizin E:2023/5368 sayılı dosyasının birlikte incelenmesinden, şirket ortağı sıfatıyla davacının aracına ve taşınmazlarına uygulanan haczin kaldırılması istemiyle açılan davada, Vergi Mahkemesince; haczin dayanağı şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emirlerinin tebliği için davacının adresine 04/01/2019 tarihinde gidildiği ve tebliğ alındısına ödevliye ulaşılamadığına dair şerh düşülerek tebliğ evrakının mercine iade edildiği, aynı adrese ikinci kez 11/01/2019 tarihinde gidildiği ve düzenlenen tebliğ alındısında ödevliye ulaşılamadığına dair şerhin ve tebliğe görevli memurun adı soyadı ve imzasının bulunduğu, ancak davacının adresine gidildiğine dair düzenlenen ikinci tebliğ alındısında, davacının adresinde bulunmaması nedeniyle tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren "tebligat pusulası muhatap" nüshasının kapıya yapıştırıldığına dair bir ibareye yer verilmediği görüldüğünden haczin dayanağı ... tarih ve ... sayılı ödeme emirleri usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği gerekçesiyle verilen davanın kabulü yönündeki karara karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi üzerine, söz konusu karara karşı yapılan temyiz başvurusunun Dairemizce iş bu dosya ile aynı gün incelenip karara bağlanarak reddedildiği, davacının ise söz konusu haciz işleminden 15/10/2019 tarihinde e-devlet uygulaması üzerinden öğrenmesi sonucunda aynı tarihte vergi dairesi müdürlüğüne gittiğinde haczin dayanağı olarak ... tarih ve ... sayılı dava konusu ödeme emirlerinin varlığından haberdar olduğu, ... tarih ve ... sayılı ödeme emirleri içeriğinde yer alan borçların vade tarihlerinin 2008,2009,2010 yılları olduğu ve söz konusu ödeme emirleri dayanağı şirket hakkında düzenlenen ödeme emirlerinin 2009 ve 2011 yıllarında şirkete tebliğ edildiği, ... sayılı ödeme emri içeriği borçların ise vade tarihlerinin 2013 yılının muhtelif tarihleri olduğu ve söz konusu ödeme emri dayanağı şirket hakkında düzenlenen ödeme emirlerinin 29/11/2017 tarihinde posta yolu ile tebliğ edildiği, asıl borçlu şirketin 23/01/2014 tarihinde Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden silindiğine ilişkin kararın 28/01/2014 tarih ve 8495 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, şirketin araçları üzerine 2013 yılında haciz uygulandığı, 2017 yılına da söz konusu araç haczinin yenilendiği, yine şirketin banka hesabına 2014 yılından itibaren hacizlerin uygulandığı, şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan borçlar için şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca 23/01/2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen kaydı silinen ... Maden İnşaat Taahhüt San. ve Tic. Ltd. Şti'nin tüzel kişiliği, ticaret sicilinden silindiği tarihte sona ermiş olacağından, tüzel kişiliğin sona ermesinden önceki dönemlerle ilgili olsa dahi, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket adına tarh, tahakkuk ve tahsilat işlemlerinin yapılması ve yapılan işlemlerin de herhangi bir hukuki sonuç doğurmasının mümkün olmadığı da gözetildiğinde, 2008,2009,2010 vadeli borçlar için şirketin araçları üzerine 2013 yılında uygulanan hacizle zamanaşımının kesildiği, ancak şirket ticaret sicilinden silindikten sonra 2014 yılındaki banka haczi ve 2017 yılındaki araç haczi ile zamanaşımının kesilmediği, ancak kendisine usulüne uygun tebliğ edilmeyen söz konusu ödeme emirlerinden 15/10/2019 tarihinde haberdar olan davacının ıttıla tarihinde zamanaşımına uğrayan borçların tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı, ... sayılı ödeme emri dayanağı şirket hakkında düzenlenen ödeme emirlerinin ise; şirket ticaret sicilinden silindikten sonra 29/11/2017 tarihinde şirkete tebliğ edildiği görüldüğünden, şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinde de hukuka uygunluk bulunmadığından temyize konu kararda isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; Davalının temyiz isteminin reddine, davacının temyiz isteminin kabulüne, ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ... tarih ve ... sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısmının BOZULMASINA, ... tarih ve ... sayılı ödeme emrine ilişkin kısmının ONANMASINA, Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 09/10/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Danıştay 9. Daire, E. 2023/5113, K. 2025/4182, T. 09.10.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-9-daire-2023-5113-e-2025-4182-k-cbd7d8b16922