Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/6278 E. 2026/4274 K. – Nitelikli Yağma
Konu: Nitelikli Yağma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/6278
- Karar No
- 2026/4274
- Karar Tarihi
- Konu
- Nitelikli Yağma
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3830 E., 2024/1841 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk derece Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.07.2023 tarihli ve 2023/92 Esas, 2023/308 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-c-h, 35, 62, 53... . maddeleri uyarınca 6 yıl 10... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve müsadereye karar verilmiştir.
B. İstinaf İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 25.04.2024 tarihli ve 2023/3830 Esas, 2024/1841 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yerel mahkeme tarafından delillerin hatalı değerlendirildiği, kimi tanık beyanlarının gerekçeli karara yansıtılmadığı, suç vasıflamasında hataya düşüldüğü, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı, sanığın her aşamada samimi beyanlarda bulunduğu, yağma suçunun vücut bulmadığı, sanıklar ... ve ... ile müşteki ... arasında alacak verecek ilişkisi bulunduğunun dosya kapsamında sabit olduğu, bu surette 5237 sayılı Kanun'un 150. maddesinin uygulanması gerektiğine, sanığın havaya ateş açtığı gönüllü vazgeçmenin söz konusu olduğu, 5237 sayılı Kanun'un 149. maddesi ve 5237 sayılı Kanun'un 35'in takdirinin hatalı olduğu, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı, Dosya kapsamında dinlenen tanıklar ... ... ile ...'ın şüpheliler ile ... arasındaki ilişkiyi açıkladıkları ...'un beyanlarını doğruladıkları ve ayrıca Zeytin çırpma makinasının sanık ...'a ait olduğunu ilettikleri, müştekinin de aralarındaki ilişkileri kabul ederek alacak verecek ilişkisi hakkında zımni ikrarda bulunduğu, müştekinin akrabasının sonradan olay yerine gelerek tamam ben parayı ödeyeceğim demesi hususunu da bunu destekler nitelikte olduğu, sanık ... için Uygulanan 5237 sayılı Kanun'un 150. maddesinin sanık ... için de uygulanması gerektiği, borç konusu olayda kullanılan zeytin çırpma makinasının sanığa ait olduğu, sanığın ilgili yere kesinlikle yağma suçunu işlemek maksadı ile gitmediği, sanığın ...'a kiralamış olduğu zeytin makinasının kirasını ...alamadığı , Sanık .... da zeytin silkme işinden alacağını ...'tan alamadığı , basit şekilde kalan bir eylemde gönüllü vazgeçme varken, tartışma aşamasında kalmışken 5237 sayılı Kanun'un 35 maddesinin 1/4 olarak uygulanmasının da gerekçesinin kararda belirtilmediğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Sanık hakkında katılanlar ... ve ...'e yönelik nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü yönünden, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak; Kural olarak 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesinin uygulanabilmesi için, borç ilişkisi doğduğu anda alacaklı veya borçlu sıfatı taşımayan kimselerin bu maddeden istifade edemeyeceği kabul edilmektedir. Ancak bu kural sıkı sıkıya uygulandığında ciddi sakıncaları olduğu görülebilmektedir. Çek senet tahsilatçısı veya mafya bağlantı olmadan hatta çoğu zaman hiçbir maddi veya manevi çıkarı olmadan bazen zorunluluk bazen dayanışma adı altında olaya katılan kişilere rastlanılmaktadır. Mesela; yakın akrabalardan biri alacağını almak için borçlu olan kişiye giderken birlikte gitmenin çoğu zaman aile bağları gereği zorunlu olduğu açıktır. Bunun gibi işçi veya ortağı olarak çalıştığı birinin alacağını almaya giderken yanında bulunmama halinde çoğu zaman işten çıkarılma veya ortaklığın bitirilmesi durumları yaşanabilmektedir. Ortaklığın maddi zarara uğraması yani kendi zararları da söz konusu olmaktadır. Ayrıca alacak miktarından çalışan veya ortak doğrudan da etkilenmektedir. Ayrıca hem yakın akrabalar hemde ortak ya da çalışan ile patron arasında ekonomik bağlantı olduğu veya olabileceği de açıktır. Yakın arkadaşlar da dayanışma duygusu ve yakın ilişki nedeniyle çoğu zaman hatıra binaen borçluya birlikte gitmektedirler. Bu nedenlerle bu tür durumlarda birlikte hareket etmek zorunluluk arz etmektedir. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun kararları bu doğrultudadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 14.05.2025 tarihli ve 2024/6-528 Esas, 2025/200 Karar sayılı kararında "...yakın arkadaşlık ilişkisi nedeniyle herhangi bir kişisel menfaati olmaksızın iştirak eden sanık hakkında TCK'nın 150.maddesinin birinci fıkrasının uygulama şartlarının oluştuğu..." şeklinde vurgulanmıştır.
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, temyiz dışı Sanık ...'nın katılan ... ile ortak olarak zeytin işledikleri, kendisinin ilgilenip işçi bulduğu, işçilerin parasının katılanla yarı yarıya 1.500,00'er TL olarak verilmesi hususunda anlaştıkları, katılandan 1.500,00 TL alacağı kaldığı, katılanın ödemediği, ...'ın borca itiraz ettiği, olay günü sanık ... ve temyiz dışı sanık ... ile birlikte evine giderek ...'tan alacağı istedikleri, bu sırada aralarında tartışma başladığı, ...'un elinde tahra olduğu, ikamete yaklaştığı esnada sanığın da iki eliyle tuttuğu tüfeği katılanın ikametine doğrultarak iki el ateş ettiği anlaşılmakla katılan ... ile temyiz dışı sanık ...'un aralarında bulunduğu iddia edilen alacak saikiyle eylemin gerçekleştirildiği, buna göre yerel mahkemece temyiz dışı sanık ...'un eyleminin hukuki alacağın tahsili amacıyla silahla birden fazla kişi ile birlikte tehdit olarak kabul edilerek, hakkında 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesi delaletiyle 106/2.a-c'den mahkûmiyet hükmü kurulduğu, ancak sanık hakkında aynı eyleme ilişkin olarak nitelikli yağmadan mahkûmiyet hükmü kurulmasında, sanığın eyleminin, yağma suçunda daha az cezayı gerektiren hal başlıklı 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesi delaletiyle 106/2.a-c maddesine uyan nitelikli tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde nitelikli yağma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,13.05.2026 tarihinde karar verildi.