Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/2234 E. 2026/4247 K. – Nitelikli Yağma

Konu: Nitelikli Yağma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2024/2234
Karar No
2026/4247
Karar Tarihi
Konu
Nitelikli Yağma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/64 E., 2024/101 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin 23.11.2023 tarihli ve 2022/423 Esas, 2023/491 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-c-d, 168, 62... . maddeleri uyarınca ayrı ayrı 6 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

B. İstinaf Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 12.01.2024 tarihli ve 2024/64 Esas, 2024/101 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine, beraat kararı verilmesi gerektiğine, sanığın tüm beyanlarının, diğer sanığın beyanları ve hayatın olağan akışıyla örtüştüğüne, sanıklar arasında ... ilişkisi olduğuna, mağdurun sanık ...'yi taciz etmesi nedeniyle, mağdurun fotoğraflarını çekip, mağduru rezil edeceklerini söylediklerine, sanık ...'nin şikâyetçi olması üzerine, mağdurun gerçek dışı isnatlarda bulunduğuna, senet iddiasının gerçek olmadığına, dosyada mağdurun eşi ve oğlunun tanıklık yaptığına, beyanlarının çelişkili ve gerçek dışı olduğuna, mahkemede dinlenilmesinden vazgeçilen tanık Mehmet'in çelişkili beyanlarının hükme esas alındığına, sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle ceza tayin edilmesinin hukuka aykırı olduğuna, resen gözetilecek sebeplerle birlikte, usul ve yasaya aykırı hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.

Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, hükmün gerekçesiz olduğuna, hangi delile neden üstünlük tanındığının tartışılmadığına, kararın usulden bozulması gerektiğine, kanuni şartları oluşmayan suçtan ceza verilemeyeceğine, mağdurun soyut beyanı dışında delil bulunmadığına, tanık beyanlarının olayı ispatlayamadığına, sanıkların beyanlarının birbiriyle örtüştüğüne, mağdur beyanlarının çelişkili ve hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, sanıklar arasında ... ilişkisi olduğuna, mağdurun sanık ...'yi taciz etmesi nedeniyle, mağdurun fotoğraflarını çektiklerine ve olayı kendi aralarında maddi beklenti olmadan kapattıklarına, öncelikle sanığın mağdurdan şikâyetçi olduğuna, senet iddiasının asılsız olduğuna, sanığa isnad edilen yağma suçunun işlendiğine yönelik dosyada kesin, somut, her türlü şüpheden uzak herhangi bir delil bulunmadığından, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanarak, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, aksi takdirde, tüm lehe olan hükümlerin uygulanmasına karar verilmesi gerektiğine, re'sen gözetilecek sebeplerle birlikte, usul ve yasaya aykırı hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."

Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, sanıkların mağduru, sanık ... ve mağdurun uygunsuz olarak değerlendirilen fotoğraflarını mağdurun rızası olmaksızın kendilerine menfaat temin etmek amacıyla hukuka aykırı olarak ele geçirdikten sonra, mağdurun şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikte söz konusu fotoğraflar üzerinden kendilerine menfaat temin etmek amacıyla söz konusu fotoğrafların paylaşılacağından bahis ile tehdit etmek suretiyle, mağdurdan önce para talep ettikleri, mağdurun söz konusu miktarı karşılayamayacağını belirtmesi üzerine, mağdurun sanık ...'ye sattığı araç karşılığında sanıklardan almış olduğu 50.000,00 TL bedelli senedin mağdurdan zorla alındığı, üzerinde ''İPTAL'' yazan yargılamaya konu senedin sanık ...'den 02.11.2020 tarihinde rızaen teslim alındığı, sanık ...'in söz konusu senede imza atanlardan birisinin kendisi olduğunu ikrar ettiği belirlenerek, mahkemece sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde iştirak iradesi kapsamında hareket ederek mağdura karşı yağma suçunun işledikleri kabul edilerek, sanıklar hakkında mahkumiyet hükümleri kurulduğunun anlaşılması karşısında, ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanıklar lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, tarafların daha önceden tanıştıkları, sanık ... ile mağdurun birlikte spot işi yaptıkları, dosya kapsamına göre aralarında yakınlık bulunduğu, sanık ...'nin mağdurun kendisini taciz etmesi nedeniyle şikayetçi olduğu, ancak yeterli delil elde edilemediğinden takipsizlik kararı verildiği, sanık ...'in, mağdur ile sanık ...'nin uygunsuz fotoğraflarını, mağdurun sanık ...'yi taciz etmesi nedeniyle, mağdura ders vermek amacıyla çektiğini ikrar ettiği, sanık ...'nin de bu hususu doğruladığı, suça konu senedin üzerinde iptal yazısının bulunduğu ve bu yazının mağdura ait olduğunun tespit edildiği, sanıkların senet bedelini ödediklerini ve senedi olay tarihinden önce teslim aldıklarını beyan ettiklerinin anlaşılması karşısında, tarafların arasında bulunan husumet dikkate alındığında, mağdurun yağma iddiasına ilişkin olarak, iddialarını destekleyen tarafsız tanık beyanı bulunmadığı gibi, sanıkların yağma suçundan mahkumiyetini gerektirecek her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, sanıkların eyleminin özel hayatın gizliliği suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Burdur Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,13.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2024/2234, K. 2026/4247, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2024-2234-e-2026-4247-k-4376f8cf0cdf